|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Evet, hangi şiir? Nasıl bir şiir olmalı ki, ait olduğumuz toplum derinden 'sarsılsın' ve içine düştüğü bu kaotik ataletten kurtulsun? Yanı başında, Irak'ta olan-bitene dair ilgi ve tepkisini hayata geçirmek için, bilmiyorum, şiirin uyarıcılığı yeterli olur mu? Bizim toplumumuz, maalesef kimi hassasiyetleriyle reflekslerini tamamiyle yitirmiş durumda.. Komşusundaki yangına karşı bu kadar vurdum duymaz, bu kadar adam sendeci bir bakışa sahip olmasını anlamak mümkün değil.. Orası yanıyor kardeşim, yarın o ateş sana da sıçrayacak ve seni de yakacak muhtemelen!.. Çık, tepki göster; zulme uğrayan, katliama tâbi tutulan, kıyıma uğrayan senin, benim, bizim kardeşlerimiz.. Yanan-yıkılan, talan edilen senin, benim medeniyetim.. Yok! Çıt çıkmıyor!.. Üzerimize ölü toprağı serpilmiş sanki.. İnanılmaz bir atalet bu!.. Bilmiyorum, 'şiir' ne işe yarar bu açıdan değerlendirildiğinde.. Irak'taki ABD katliamını tel'in eden mitinglere bile ilgi göstermeyen (Çağlayan mitingini bilmem ama, Bursa mitinginin on binlerle ifade edildiğine bakmayın! Yalan! Gökdere meydanında, Bursa'nın çapına hiç de uygun düşmeyen bir kalabalık mevcuttu.. Siyasî mülâhazalarla bakarsanız, pireyi deve göstermek kolaydır. Ama, pire 'pire'dir ve pirenin hacmi, ağırlığı değişmez!) bu toplum, şiirle kendine gelir mi? Hiç sanmıyorum!.. Kaldı ki, poetik bağlamda şiirin amacı, toplumu kendine getirmek de değildir, bunu kaç kere yazdık-söyledik.. (O yüzden, şahsen, hiçbir zaman "Toplumu sarsacak şiir" gibi bir beklenti içinde bulunmadığımdan dolayı, bu tür yaklaşımlara prim de vermedim.) Evet, bu hususta u m u t s u z u m ! . . Yazımı uzatmak yanlısı değilim. Sözümü geçen haftaki cümlelerimle bitirmek istiyorum: "İnsanlığın ortak değerlerini, kazanım ve zenginliklerini iğfal eden ABD ve onun yerli/global suç ortaklarını durdurmak ya da hiç olmazsa 'insanlık çizgisi'ne yöneltmek hususunda, şairlerin veya sanatçıların çektiği 'vicdan azabı' ve bu azabın nişânesi olabilecek ürünler, eserler yeterli bulunabilir ve onları -muhtemel- 'sorumluluk'tan kurtarır mı? Örneğin, Ebû Ğureyb veya Felluce katliamı dolayısıyla hissedilen acı, öfke ve hınç yumağının bir şiirde ya da bir resimde 'konu' edilmesi, bu kadar duyarsızlaşan ve çıkar ilişkilerini tek ve yegâne değer addeden bir toplum için ne anlama gelecektir?"
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |