|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
17 Aralık öncesi herkes Türkiye'den bir şeyler istiyor: - Kıbrıs Rum Kesimi, Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tanınmayı. - Yunanistan, Ege'deki anlaşmazlıkların çözülmesini. - Ermeni diasporası, Ermeni soykırımının kabul edilmesini. - Güneydoğu komşularımız, Atatürk Barajı'ndan daha fazla su almayı. - Leyla Zana ve arkadaşları, İspanya'nın Bask bölgesi için tanınan hakların Kürtlere verilmesini. - Bartholomeus, evrensel bir otorite olarak tanınmayı. Sanki Osmanlı'dan kalan yalan-yanlış tüm hesapların bakiyesinin Türkiye tarafından ödenmesi isteniyor. Gerek içerden, gerek dışardan gelen taleplerin bir "köşeye sıkıştırma", zaman bu zamandır mantığıyla mecbur etme anlayışına dönüşmesi, hükümetin son günlerdeki "rest"inin ana sebebi olarak görülebilir. Hükümetin yapamayacağı iki şey var: 1. İmtiyazlı ortaklık gibi özel ilişki biçimlerini kabul edemez. 2. Türkiye'nin 40 yıllık AB macerasına son veremez. Ama "fırsatçılık" yapan kesimlerin dayatmalarına karşı rest çekebilir ve çekmelidir de. Çünkü Türkiye AB yolunda elinden gelen herşeyi yapmıştır. AK Parti hükümetinin reformları gerçekleştirmek için sahip olduğu siyasal irade, yine "kabul edilemez" hususları reddetme yeteneğine sahip bir siyasal iradedir. Bir iktidarın gücü "yapabilme" kabiliyeti kadar "yapmama" kabiliyetiyle de ölçülür. Halkın istediklerini yapabilmek, başka odakların istediklerine direnebilmek... Türkiye Avrupa Birliği'ne eşit ve onurlu bir üye olarak girmek istiyor, müstemleke ülkesi olarak değil. Sanki herkes Türkiye'den bir şeyler koparabilmeye çalışıyor. Türkiye zorunlu olarak yapması gereken zor konuların farkındaydı ve önemli adımlar da attı. Ama zorla hiçbir şey yapmaz. İşleri oldu bittiye getirerek, dayatmacı tavırlarla netice alınabileceğini düşünenler yanılırlar. Türkiye, değişime direnen statükocu çevrelere rağmen adım atmasını bilir; ancak varlığını ve onurunu çiğnetecek talepleri değişim adına kabullenmez. Leyla Zana ve arkadaşları International Herald Tribüne gazetesinde yayınladıkları ilanla İspanya'nın Bask ve Katalan, İngiltere'nin İskoç ve Belçika'nın Valonlar bölgeleri için tanınan ve Ankara'nın Kıbrıslı Türkler için de istediği hakların tümünün Kürtlere verilmesini isteyerek bir "uzlaşma" daveti yapmışlar. Kendilerini "siyasal bir entite" olarak kabul ettirmek için verdikleri mücadele giderek yanlış bir mecraya sürükleniyor. Patrik Bartholomeus'un dini içerikli görünen mücadelesi de siyasallaşan boyutlarıyla benzer bir mecraya kayıyor. ABD ve AB üzerinden Türkiye'yi yola getirme taktiği doğrusu fırsatçılıkla birleşince ortaya çok sevimsiz bir durum çıkıyor. Hepsinden önemlisi bu tutum, taleplerin masumiyetini zedeleyeceği gibi hakların daha da uzaklaşmasına sebep olabilir. Kimse temel hak ve özgürlükler başta olarak yaşanan gelişme ortamını sabote edecek sorumsuz davranışlar içinde olmamalı. Bizden söylemesi...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |