|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
AB ile tam üyelik müzakerelerinin başlaması ile ilgili Brüksel'de 16 ve 17 aralık günlerinde çetin pazarlıklar yaşandı... Pazarlıklar sırasında gelen haberler, hepimizi hop oturtup hop kaldırdı... Kimi zamana iyimser olduk, kimi zaman karamsar... Borsamız, faizlerimiz gitti geldi... Sanmayın ki, yalnızca biz hop oturup hop kalktık... Bizimle beraber bu heyecanı birebir yaşayan bir başka yer daha vardı... Avrupa'nın finans merkezi Londra... Londra'nın önemi, İngiltere'nin başkenti olmasından kaynaklanmıyor... Asıl önemi Avrupa'nın finans merkezi olmasından geliyor... Kökeni ne olursa olsun dünyanın en büyük bankalarının merkezleri Londra'da... Buradaki bankalar ve müşterileri milyarlarca dolarlık Türk hisse senedi ve bonosuna yatırım yapıyorlar. 18 Aralık sabahı Londra, Merill Lynch'ten, gelişmekte olan piyasalar direktörü dostum Mehmet Şimşek'i aradım... Londra'da büyük heyecan "Londra'da hava nasıl?" diye sordum... Mehmet Şimşek'in sesi hem heyecanlı hem de güven vericiydi... "Brüksel'deki heyecanı, dakika dakika inan biz de müşterilerimiz de yaşadık. İnanılmaz bir telefon trafiği vardı... Kendi müşterilerimiz yanında hiç tanımadığım yatırımcılardan bilgi alabilmek için inanılmaz sayıda telefon aldım. Onlar da hop oturup hop kalktılar... 5 dakika önce alayım mı? diye soran, 5 dakika sonra satayım mı? diye soruyordu." Londra'da bir Türk bankacı olmak zordur... Yabancı yatırımcılar, AB üyesi olmayan istikrarı olmayan bir ülke insanı olarak bakıyorlardı... Her zaman inandırıcılık konusunda sıkıntı çekiyorlardı. Reel faizler düşer... Borçlarımızın vadeleri uzar... Yatırımlar artar... Şimşek, Cuma günü sabah saatlerinden itibaren bu havanın değiştiğini söyledi. "Öncelikle artık daha inandırıcıyız... Daha güvenli olarak karşılarına çıkıyoruz..." Asıl soru şu: Bunların hepsi tamam da bizim günlük yaşamımıza nasıl yansıyacak?.. Mehmet Şimşek ilk olarak özellikle Türk Lirası cinsinden satılan bonolara ciddi talep olacağını söylüyor. Yani Türkiye daha az riskli olacak. Bu da faiz düşüşünü de beraberinde getirecek. Hani şu hepimizin konuştuğu reel faizlerimiz aşağı inecek... Borçlanma vademiz artık orta ve uzun vadeye kayacak... Bu da şu demektir: Daha az faiz ödeyeceğiz... Bu borçları nasıl ödeyeceğiz diye düşünmeyeceğiz. Dolayısıyla, hep şikayet ettiğimiz yüksek faizli borçların yolaçtığı yüksek bütçe açığımız azalacak. Sonuçta da devlet şu kadar yüksek vergi verin diye tepemize binmeyecek. Cebimizden daha az para çıkacak... Bir de bunu hisse senetlerine yönelik faydası var: Ülke güvensiz olunca, şirketiniz ne kadar iyi olursa olsun dışarıda hisse senedi satarak sermaye sağlamak zordur. Aynı kalitede üretim ve kar yapan Türkiye'deki bir şirket ile Fransa'daki bir şirketin hisse senedi fiyatı farklıdır. Fransız firması 100 dolara satarken, Türk şirketi bunu 49-50 liraya ancak satıyordu. Şimdi durum değişecek. Belki 100 dolara değil ama 80 dolara satabilecek. Bu yeni sermaye yeni fabrikaları, dolayısıyla daha yüksek geliri, işsizliğin azalmasını, kısacası daha çok zenginliği de beraberinde getirecek... Ancak bunlar bir gecede olmayacak... Yıl yıl hayatımız daha iyileşecek... İlk adımı Merkez Bankası'ndan bekliyorum... Bunun ilk adımını Merkez Bankası'ndan bekliyorum... Merkez Bankası ekonomideki olumlu gelişmelere rağmen, bir süredir faiz oranlarında değişiklik yapmadı... O da herkes gibi AB ile yapılan pazarlığın sonucunu bekliyordu... Şimdi sonuç, ekonomik açıdan olumlu... Dolayısıyla gösterge niteliğindeki faiz oranlarının düşmesi için artık ortam oluştuğu kanaati iyice yaygın... Ekonomik göstergeler de faiz indirimi konusunda basınç yapıyor. Psikolojik ortam da buna hazır... Dolayısıyla Merkez Bankası, bu hafta faiz oranlarında en az 2 puan düşüş yapabilir... Her şey değişecek... İyi olacak, iyi...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |