OSMAN AKKUŞAK
Ilgazlı şair Halil Gökkaya bir orman mühendisi.. şiir dostlarına haber vereyim ki güçlü bir san'atkar : kullandığı kafiyeler mükemmel; vezin ve kafiyenin tamamladığı ve bizzat mısraların kendi yapılarından doğan ahenk, bütün şiirlerinde hissediliyor: Sergilenen manalar, duygular; çok canlı, pürüzsüz sözlerle ifade edilmiş: (Gün Doğarken) isimli kitabında da beyan ettiği gibi ünlü şair Bekir Sıtkı Erdoğan'dan feyzalmış, teknik ve usul öğrenmiş, onun uslûbu, onun tarzı ile yazan fakat şiirine şahsî özellikler ilâve etmeye muvaffak olmuş bir duygu adamı: Halk şiirinin daha rafine edilmiş bir stili ile karşı karşıya olduğumuzu söyleyebiliriz: arı duru sözler bulmuş, fazlasız eksizsiz mısralar vücuda getirmiş.. bununla beraber "talihe sitem, esmer yağmur, nideyim" gibi bazı zayıf şiirleri de var. 15 heceli mısralarla güçlü şiir yazmak zordur.. uzun mısralara hem keskin mana yüklemek, hem de ahenktar ses vermek kolay değildir.. Benim şair arkadaşlara bir tavsiyem var: Kitaplarına mükemmel şiirlerini koysunlar.. Daha tamamlanmamış, üzerinde çalışılması gereken mısra , beyit ve kıt' aları almasınlar... Büyük şair Yahya Kemal, birer mücevher haline getirdiği şiirlerinden bazılarını 10-15 yılda tamamlamıştır.. az yazmalı öz yazmalı.. Bizim Sedat Ümran, eşyaya ve fizikî olaylara beşer hayatıyle ilgili metafizik manalar ve yorumlar getiren güçlü orjinal pek çok şiirinin bulunduğu kitabına kafiye zoruyla yapılmış arızalı şiirlerini de koyduğu için tarafımdan çok tenkit edilmiştir. Şiir bir keyfiyet, bir yüksek mana, bir mükemmeliyet timsalidir, bir pırlantadır... kKusurlu pırlanta olmaz.,usurlu güzellik olmaz; kusurlu mısraları ya atmak yahut yeniden yapmak laâzımdır... Rahmetli Nihad Sami Banarlı, bana, Arif Nihad Asya için: " - Çok yazıyor, bu kadar yazmamalı!..." demişti. Arif Nihad Asya çok yazıyordu ama güzel yazıyordu, çok güzel yazıyordu. Bütün yazdıkları Türkçenin en mükemmel numuneleridir. Nihad Sami Bey; Yahya Kemal'in dostu ve Yahya Kemal mektebine mensup olduğu için "az' a ve öz' e" alışmış, güzel sözlerin çokluğunu bile yadırgamıştı.
Sevgili Halil, bunları sadece sana söylemiyorum. Şiire ehemmiyet veren herkes de hatırlasın diye tekrarlıyorum. Tarih, felsefe, siyaset, sosyoloji, hikaye, roman, tiyatro, deneme gibi insan hayatıyle ilgili disiplin ve mahsullerle daha çok haşır neşir oldukça ve hayatın fırtınalarını, binbir hâlini ve ahvalini gördükçe yaşadıkça, zannederim şiirinizin konuları ve temleri genişleyecek, daha değişik boyutlar kazanacaktır...
Şiir, ilâhî hakikatı ve kainatı idrak etme cehdidir.. insanın kaderini, hayatın manasını kavramaya uğraşmak demektir.. kazanılan tecrübeler, dünyanın soğuğu sıcağı, şairin hassas ruhunu daha çok olgunlaştıracaktır.. Şairin zamanla gelişen güzelleşen, genişleyen dili; duygularını, sezişlerini, sevinçlerini ve acılarını daha bir güzel, daha bir mükemmel ifade etmesine yol açacaktır.. Bu arada büyük şairlerin büyük şiirleriyle sıkça düşüp kalkmaktan mahrum kalmamalıdır.. onları düşündüren, onları terleten problemler, güçlükler, idrakler size de sirayet edecek, size de intikal edecektir.. şair işte bunun için diğer büyük şairlerle bütünleşmeye, kaynaşmaya, kader birliği tesis etmeye mahkûm olan bir varlıktır.
(Gün Doğarken; Halil Gökkaya, 0212 517 21 04