AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
"Bye bye" demeden işler düzelmedi

Başbakan R. Tayyip Erdoğan hışımla masadan kalkarak, Konsey kararını tebliğ eden Hollanda Dışişleri Bakanı Bot'a anlamlı şekilde elini salladı ve "bye bye" diyerek arkasına bakmadan odayı terk etti.

Haftalardır herkes Başbakan'ın kırmızı çizgileriyle ilgili blöf yaptığını sanıyordu. Oysa Erdoğan, defalarca nelerin kabul edilemez olduğunu dile getirdi, rica minnet bir kulübe üye olmaya çalışmadıklarını, karşılıklı çıkarlara dayanan ve eşit şartlarda saygın bir işbirliği için uğraştıklarını belirtti. Ancak Avrupalıların siyasal aklı bunu algılamakta zorlandığı gibi, siyasal ahlakı da işine geldiği gibi hareket etmekten çekinmedi.

"Son anda araya neler sıkıştırabiliriz, oldu bittiye getirip neleri kabul ettiririz" fırsatçılığı, dayatmacı ve nezaketten yoksun tavırla bir araya gelince, Erdoğan'a düşen karşısındakilere sadece bir istihza gülüşü fırlatıp, kapıyı çarpmak oldu.

KKTC'de siyasi liderler Erdoğan'ın bu tavizsiz tavrının ne derece idrakindedir bilemiyoruz, ama neredeyse AB'nin dirayetsiz tutumu 40 yıllık bir projeyi çökertmek üzereydi.

600 bin Rum'la Hıristiyan dayanışması yaparak Türkiye gibi stratejik bir ülkeyi kaybetmeyi göze alabilen kimi ülkelere karşı Türkiye'nin kendisine yakın bildiği ülkelerin sessiz kalması ise ilerisi için not düşülmesi gereken bir durumdur.

İpler kopana kadar Türkiye'nin istediği hiçbir husus metinde yer alamamıştır. Ne zamanki işin ciddiyetini anlamışlar o zaman Blair, Schröder ve Berlusconi gelip Türkiye'nin haftalardır ısrarla vurguladığı hususları yeniden sormak zorunda kalmışlardır.

Aman Şansölyesi Schröder'in "Kabule beş dakika kalmıştı. Hepimiz çok çalıştık. Sadece yorumlardan dolayı tarihi bir fırsatı kaçırmayalım. Bazı ülkeler bu işi bizim kadar önemsemiyor olabilir, ama şimdi bu kapıyı açamazsak uzun bir süre açamayız" şeklindeki ikna sözleri bile Türkiye'nin derdini ne derece anladıklarını gösteriyor!

Kıbrıs'lı soydaşları için savaşı göze almış bir ülkenin hassasiyetini AB liderleri maalesef çok geç algılayabilmişlerdir.

AB'nin 30 yıldır çözülemeyen, BM'nin her iki tarafla da uzun müzakereler yaparak aşamadığı bir sorunu bir tarafı mağdur ederek ve oldu bittiye getirerek çözmeye çalışması tam bir siyasal basiretsizlik örneğidir. AB niçin dünya dengelerinde hesaba katılacak bir siyasal akla sahip olamadığını bir kez daha ortaya koymuştur.

Yaşanan restleşmeden iki ders çıkarmak gerekiyor. AB'nin çıkaracağı ders, Türkiye'yle bundan sonra hafife almadan ve ciddiyet temelinde bir ilişki kurmaları gerektiğidir. Türkiye'nin çıkaracağı ders ise ayakları üzerinde durabilecek dinamikleri sürekli canlı tutmaktır.

Eziklik psikolojisiyle teslimiyetçi bir yaklaşım içinde olmak yerine, her zaman için özgüveni muhafaza ederek kendi çıkarlarını gözetmek asıl olmalı.

Başbakan Erdoğan, zirvedeki tavırlarıyla Avrupalılara sadece siyaset dersi değil, ahlak dersi de verdi.

Bence Erdoğan'ın duruşu bir medeniyet veya kimlik arayışını değil, sahip olduğu medeniyet birikimiyle katkıda bulunma çabasını yansıtıyordu.

"Biz sizin gibiyiz" demek yerine "Biz farklı olan yönümüzle aranızda bulunmak ve bu farklılığımızla katkı vermek istiyoruz" demeyi tercih etmiştir.

Erdoğan'ın milli çıkarlar için masadan kalkmayı göze alabilmesi de, Türkiye'nin 40 yıllık çağdaşlaşma projesini rayından çıkarmayacak basireti gösterebilmesi de önemli bir liderlik örneğidir.

Türkiye'nin AB perspektifi alması kadar önemli olan bir husus da Türk siyasetinin böyle bir liderlik tecrübesi kazanmış olmasıdır.


20 Aralık 2004
Pazartesi
 
YASİN DOĞAN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED