AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Kör alan

Türkiye'de yolsuzluğun uzun bir tarihi bulunuyor. Hakkı olmayana el uzatanlar geçmişte de çıkmış ve yargılanmıştı, yargılananlar şimdi de var. Yolsuzluğa bulaşanların belli bir kimliği yok; siyasilerden bürokratlara ve işadamlarına kadar her meslekten insan karşımıza 'hırsız' kimliğiyle çıkabiliyor. Hırsızın dini, imanı, siyasî eğilimi de belli değil; hiç umulmadık kişilerin adlarının zaman zaman yanlışlarla birlikte anıldığı oldu. Eski alışkanlıkları öldürmek çok kolay değil.

Bu hükümetin bir şansı, siyasetin ters dengeler üzerine oturduğu bir dönemin hemen ardından gelmesi... Yargıya intikal eden hukukî dâvâlar kontrolsüz gücün insanları bozabildiğine işaret ediyor. Koalisyon hükümetleri yeterince sorunluydu zaten, buna bir de 28 Şubat'ın 'kuvvetler dengesi'ni o denge içerisinde yeri bulunmayan bir kuvvet lehine bozması garabetini ekleyin... Ortaya çıkan tablo, ne yazık ki, hiç iç açıcı değil. Geçmişe mâl edilen her türlü yanlışlık, doğal olarak, bugünkü hükümetin kâr hânesine yazılıyor.

Lord Acton, "Güç bozar, mutlak güç mutlaka bozar" sözünü, siyasetin kendine özgü kuralları bulunan labirentlerine bakarak söylemiş. Boşuna söylenmiş bir söz değil o. Bir toplumda siyasî gücü elinde bulunduranlar, o güçlerini, kabul edilebilir sınırlar içerisinde tutmak zorundalar; o sınırlar aşıldığında ortalığı saran toz-duman arasında yanlış işlere uygun bir zemin de oluşabiliyor. İnsanda bu mal-mülk hırsı durdukça, daha çoğa sahip olma arzusu yok edilemedikçe, hırsızlığın önünün kesilmesi imkânsız; esas imkânsız olan, o hırsın ve arzunun yok edilmesidir.

Siyasilerin bir özelliği kendilerine aşırı güvendir. O güven, bir bölümünde, "Benim yolsuzluğumu ortaya çıkartamazlar" biçiminde dışarıya vuruyor. Öyle düşünenlerin, hiç değilse bir kısmının, hatalarını anlamaları için iktidardan düşmeleri veya güçlerini kaybetmeleri yetiyor. Bazılarında ise, bu güven, "Ben varken kimse elini harama uzatamaz" biçimine bürünüyor. Gözü en karartan güven tarzı da budur. Çünkü, her güçlü kişi veya grubun bir kör alanı olabiliyor; o alandan nüfuz etme imkânı bulanlar, nokta atışlarla amaçlarına erişebiliyorlar.

Doğru olan davranış biçimi, insanlara güveni bütünüyle boşlamadan ortamı hırsızlığa elverişsiz kılma arayışına girmektir. Bütün hukuk sistemlerinde, ortada bırakılanları alma biçimindeki hırsızlık hafifletilmiş bir ceza görür; gasp cezasının ağır oluşunun sebebi de, saklananı ve iyi korunanı ele geçirme biçiminde ifa edilmesi yüzündendir. Kamunun malını kapanın elinden kurtaracak, yolsuzlukları imkânsız kılacak sistem oluşturulduğunda, hırsızları en ağır biçimde cezalandırma hakkı da doğar. Aksi halde, hırsıza acıyanlar, ya da en azından "Neden o da, falanca değil?" tarzı düşünceleri seslendirenler ile karşılaşılabilir.

Ak Parti hükümeti daha çok lider düzeyindeki kişilere duyulan aşırı güvenin koruması altında; toplum, iktidar partisine, "Bunlar çalıp çırpmaz" gözüyle bakıp en yüksek krediyi açmış bulunuyor... Hükümetin iki yıllık genel performansı ve ortak tasarrufları da o güveni sarsmış, açılan krediyi boşuna çıkartmış değil... Bu yolda devam edilmesi ve güven hissinin sürdürülmesi, hükümetin ve Ak Parti'nin birincil görevi olmak zorunda.

Tek tük de olsa gazete manşetlerine sızan 'yolsuzluk' iddialarının hiçbirinin hükümet tarafından hafife alınmayacağını ve herbirinin üzerine en keskin tavırlarla gidileceğini umuyoruz. Bu bizim kişisel umudumuz veya beklentimiz değil, toplumun arzusu bu yönde. Kamu ihalelerini keyfîlikten kurtarmak ve etrafa ulufe dağıtan bir anlayışı devletten söküp atmak bugünün Türkiyesi'nde o kadar zor değil; AB perspektifi içerisinde gerçekleştirilen yapısal düzenlemeler kaçakları asgariye indirdi zaten... Bunu daha da ileri düzeye taşımak gerekiyor.

Türkiye'nin tarihî bir dönemden geçtiği, şu sıralarda topluma dönük görevler üstlenmiş herkesin bunun bilinciyle hareket etmesi zorunluluğu herhalde fark ediliyor. Toplumun umudu da, niyazı da bu istikamette. O umudu boşa çıkartmaktan kaçınmak hepimizin borcu.


25 Aralık 2004
Cumartesi
 
FEHMİ KORU


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED