|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Semra'nım terapisi
Reyting raporlarına göre vatandaşı AB'ye girmekten çok daha fazla ilgilendiren "Semra'nım vak'ası"nı değerlendiren uzmanlar, Türkiye'de 4. sıradaki boşanma sebebinin gelin-kaynana çatışması olduğunu ve gerçeği yansıtan bu olayı izlemenin insanlar üzerinde bir nevi terapi etkisi olduğunu söylüyor.
HANDAN KAZANCI
Tam bitti derken Semra'nımın popülaritesi sayesinde reyting makinesi haline gelen yarışma programı Gelinim Olur musun programının farklı bir versiyonu ise, Size Anne Diyebilir miyim adıyla Kanal D'de başladı. Bu tür yarışma programlarının kazandığı reyting oranını ve özel olarak Türkiye'nin en popüler kaynanası Semra'nım'ı değerlediren uzmanlar ise, Semra'nım'ın Türkiye'nin kanayan bir yarasına parmak bastığı için bu kadar izlendiğini söylüyor. Konuyla ilgili görüşlerini aldığımız Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof Dr. Nilüfer Narlı, programın bu kadar çok izlenmesini ve konuşulmasını Türkiye'nin kanayan bir yarası olan "gelin - kaynana" çekişmesinin gözler önüne serilmesine bağlıyor. Memory Center Psikiyatri Uzmanı Dr. Oğuz Tan ise "Benim gibi başkaları da var mı? sorusunun cevabını arayan insanoğlunun bu tür programlara ilgi gösterdiğini anlatıyor. Psikterapist Mehtap Kayaoğlu ise, yarışmadaki ilişkilerin bilimsel anlamda bir yere oturtulamayacağını ve yarışmanın ailenin temel olgusu olan mahremiyeti hiçe saydığını belirtiyor. AİLE KURUMU YIPRATILIYOR Psikoterapist Mehtap Kayaoğlu, yarışmadaki ilişkileri bilimsel anlamda bir yere oturtamadığını ve programın insanlara yanlış mesajlar verdiğini söylüyor. Kayaoğlu, yarışmanın toplumda zaten varolan gelin kayınvalide çatışmasının görsel bir şekilde ortaya çıkması olduğunu ve bundan reyting almaya çalışmanın yanlış olduğunu ifade ediyor. Yarışmacıların birbirlerini çok fazla yıprattıklarını ve evden çıkanların sağlıklı olabileceklerini düşünmediğini söyleyen Kayaoğlu, "Başkaları tarafından yıpratıldığını söyleyen birisi başkalarını yıpratıyordu." diye konuşuyor. Ailenin temel olgusunun mahremiyet olduğunun altını çizen Kayaoğlu, yarışmadaki en büyük yanlışın aile kurumunun da yıpratılmasıyla ilgili olduğunu söylüyor. Semra'nım'ın yarışma boyunca insanlara hakaret ettiğini ancak kendisine karşı en küçük bir durum olduğunda "benim haysetim, onurum yok mu" diye konuştuğunu anlatan Kayaoğlu, "O hakaretlere maruz kalan insanların olgun olduğunu düşünmüyorum. Hiç kimse olgunluk adı altında bu kadar yoğun hakarete karşı bu kadar suskun kalamaz." diyor.
İLETİŞİM DEKANI PROF. DR. NİLÜFER NARLI
Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nilüfer Narlı, Türkiye'de yaşayan insanların yüzde 70'nin AB'ye girmek istediğini ancak müzakerelerin yapıldığı 17 Aralık günü çok sayıda insanın Gelinim Olur musun'u izlemesini çelişkili bulduğunu aktarıyor. Narlı programın çok izlenmesini ise Türkiye'nin kanayan yarasına parmak basmasına bağlıyor. "Annesi ve eşi arasında kalan bir çok insan bu sorunları yaşıyor ve bu tür programları izleyerek kendilerine terapi yapıyor." diye konuşan Prof. Dr. Narlı, kayınvalide sorununun Türkiye'deki boşanma sebepleri içinde 4. sırada yer aldığını ifade ediyor. Bunun çok fazla konuşulmadığını söyleyen Prof. Dr. Narlı "Geleneksel bir sosyal çevrede kadın ancak evlenerek, erkek çocuğu sahibi olarak statü kazanabiliyor. Ayrıca kadının eğitim düzeyinin düşük olduğu kamusal karar verme mekanizmalarını etkileyemediği bir çevrede en önemli vereceği karar oğullarına seçecekleri eş." diyor. Oğluna bir eş seçen kayınvalidenin statüsünde bir yükselme olduğunu söyleyen Narlı, Semra'nım'ın tam bir prototip kayınvalide olduğunu ifade ediyor.
PSİKİYATRİ UZMANI DR. OĞUZ TAN:
Psikiyatri Uzmanı Dr. Oğuz Tan, insanların bu programlarda günlük hayatta yaşadığı şeyleri gördüğünü söylüyor: "Hepimizin kayınvalidesi, çocuğu, kardeşi var. Ama buna rağmen Biri Bizi Gözetliyor tarzı insanların bir eve toplanıp yaşadıkları durumlar büyük bir rağbet görüyor." İnsanların "Benim gibi başkaları da var mı?" sorusunun cevabını aradığını söyleyen Tan, insanoğlunun bunu ekranlarda görmesinin ve varolan aşırı gerçekçi ortamın insanları çektiğini söylüyor. Aynı ev içinde yaşayan birbirinden farklı insanların kişiliklerinin çatıştığının ifade eden Tan bunun izleyiciye çekici geldiğini söylüyor. Bu tür programlarla kalıcı şöhret sağlamanın mümkün olmadığını belirten Tan, "şöhret hakedilmiş bir şöhret olmazsa çok kalıcı olamaz" diyor. Kişinin beklenti düzeyine göre yarışmadan sonra psikolojik travmalar yaşayabileceğini aktaran Tan, "Kişi büyük beklentilerle yarışmaya katıldıysa ve beklentisi karşılanmadıysa bir yıkım bile olabilir bu onun için." diye konuşuyor. Programın kahramanı Semra'nım'ın karşısındakini anlamaya çalışmayan, sabit fikirli ve takıntılı olduğunu ifade eden Dr. Oğuz Tan, Semra'nım'ın oğlu Ata'nın da çocukluktan çıkamamış biri olduğunu savunuyor. FİLMLERDEN SEÇMELER
Soyguncu Kuzenler
Düş Bekçisi-2
Büyük Soygun
Şeytanın Avukatı
|
|
|
|
|
|
|
|