|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Bir yanda Avrupa Birliği'ne vakit geçirmeden girmemiz gerektiğini savunanlar, bir yanda karşı çıkanlar... Üçüncü bir kesim daha var ki onların hiç sesi çıkmıyor. Öyle de olur, böyle de olur diyenler. Anketlerdeki "kararsızlar" grubu. AB'ye girmekle herhangi bir şeyin değişmeyeceğini düşünüyor onlar. Aslında hiçbir şey eskisi gibi olmayacak yarının Türkiye'sinde. Hatta, susma sustukça sıra sana gelecek bile diyebiliriz, pek alakası olmasa da. Vaktiyle az söylenmedi bu sözler. Ve susmayanlara sıra gelmedi farkındaysanız. Her ne kadar haklı olsak da, konuyu fazla dağıtmamak lazım. AB üyesi ülkelerdeki durum da farklı değil. Türkiye'nin girişine taraftar olan da var, şiddetle karşı olduğunu belirten de. Onlar da kendi aralarında gerekçeler yönünden çeşitli gruplara ayrılabilir. Gerekçeleri bir yana bırakıp yalnızca neticeye bakma yanlısı olanlar için bugünlerdeki son durum 3 Ekim 3005. Tabii bu tarihin bir de ilavesi var ki adına kısaca "Kıbrıs" deniyor. O tarihte müzakereler başlayacak ve on yıldan az sürmeyecek. Müzakere, müzakere... İyi de kaç kere diye gün gelecek itiraz etmek isteyeceğiz. Çünkü önümüzde binlerce sayfa var çalışmamız gereken. AB'nin yerinde ben olsam, valla ne karar veririm, bilemiyorum. Çıkartılan kanunlara, yapılan düzenlemelere bakmakla yetinir miyim diye soruyorum kendi kendime; sonra cevap veriyorum: Kesinlikle yetinmem. Gelir bir tur atar, sokak sokak dolaşırım. Bakarım ki sokağa tükürmeler devam ediyor mu... Pencereden yahut balkondan çöp poşetini fırlatanlar bu huyundan vazgeçti mi... Trafik kurallarına uyuluyor mu, yoksa yine kırmızıda geçmeler, aşırı süratle zik-zak çizmeler, saygısızlıklar gırla mı... Kararımı ondan sonra veririm. NOBEL ÖDÜLÜ Nobel ödülleri arasında fizik, kimya, edebiyat ve barış var fakat nedense savaş yok. Halbuki insanların binlerce yıldır en iyi becerdikleri şey savaşmak. Vakit geçirmeden bir savaş ödülü ihdas edilmeli ve adaylar üzerinde düşünülmeli. Benim iki adayım var: ABD ve İsrail. Ödül ikisi arasında paylaştırılsa yeridir. Diyeceksiniz ki "barış" ödülünün amacı zaten yeryüzündeki savaşları yok etmek. İyi de bugüne kadar dağıtılan barış ödülleriyle yok edilebildi mi savaşlar? Yahut en azından biri engellenebildi mi? BÜYÜK İKRAMİYE
"Yılbaşı piyangosunun 15 trilyon liralık büyük ikramiyesi herkesin hayallerini süslüyor." Emin misiniz? Gerçekten herkesin mi? "Her..." Yani, dışında hiçbir "kes" bırakmayan bir kelime bu. Ya bilet almayanlar, piyangoya iyi bakmayanlar? Alınteriyle kazandığına razı olan ve böylesinin daha doğru olduğuna inananlar? En iyisi bundan sonra haber yazarken her kelimeyi tek tek düşünün. TAŞ Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı Denktaş ama Kıbrıs'ta taşlar denk değil.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |