AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Barışçı tek bir adım 'koşulsuz ateşkes'in yolunu açtı

Başbakan Erdoğan gerek bildiricilerle yaptığı toplantıda gerekse Diyarbakır gezisinde önemli açıklamalar yaptı.

Geçmişte görev yapan başbakanların bütün görev süreleri boyunca edemediği lafları iki gün içinde sarfetti.

Bazıları bildiğimiz şeylerdi. Onun söylemesi devletin söylemesi anlamına geldiği için çok önemliydi.

Bazıları yaşadığımız gerçekleri ifade ediyordu. O sadece adını koydu.

Bir kısmı ise kabul edemediğimiz tabuları ifade ediyordu.

Tabii bir çırpıda bu kadar şeyi söylemenin getireceği çekinceler, tedirginlikler, rahatsızlıklar olacaktı.

Bu söylediklerinin yanısıra, hazmedilebilmeleri açısından onları dengeleyebilmek amacıyla başka şeyler de söyledi. Bu söylediklerinin ilk söyledikleri bazı önemli şeylerle çelişkleri de oldu.

Birincilerin yanında tutarsız sayılabilecek laflar da işittik.

Ama bunlar işin esasını değiştirmedi.

Bugün, başta CHP ve MHP olmak üzere neredeyse bütün muhalefet partileri Başbakan'ın attığı barış adımını kınayıp, Kürt meselesinin görüşme ile değil çatışma ile çözülebileceğini savunuyorsa bu adımın da, açıklamaların da anlamı daha da önem kazanıyor.

Bunun dışındakiler ayrıntıdır.

Mesela, bazıları kalkmış Başbakan'ın Diyarbakır'da çok az Diyarbakırlı tarafından karşılandığını söyleyip Belediye Başkanı Osman Baydemir'i suçlamaya kalkıyor.

Bunlar sanırım AKP'nin Diyarbakır'da 150 bine yakın oy aldığını unutmuş olmalılar.

O nedenle nerede bu AKP'liler diye sormaya akıl edemiyorlar.

Mesele, Diyarbakır'da ve bölgede siyasi partilerin aldıkları oylardan daha önemlidir.

AKP'nin Diyarbakır İl Başkanı'nın savunduğu ilkelerle HADEP'lilerin savundukları arasında fazla bir fark göremezsiniz.

Bu durumda Diyarbakır'daki AKP'lilerin PKK'nın talimatıyla Başbakan'ın toplantısına katılmadıkları gibi bir sonuç ortaya çıkabilir.

Dediğim gibi bunlar tartışılacak meselelerin ancak çok düşük bir yüzdesini oluşturur.

Sonra, Başbakan'la toplantıya katılan bildiricilerin büyük bir kısmının Kürt meselesi konusunda kafası karışıktır. Bunların çoğu devletin, Kürtlerin bölgedeki siyasi temsilcileri ile görüşmesine karşı çıkmaktadır.

Hatta Kürtlere kendilerine yeni siyasi temsilciler bulmalarını tavsiye edenler vardır.

Bunlar gerçekçi yaklaşımlar değildir.

Bugün bölgede enazından seçilmiş belediye başkanları bulunmaktadır. Milli iradeye büyük saygısı olan AKP'nin, bunları muhatap almasından daha doğal bir durum düşünülemez.

Görüldüğü gibi Kürt meselesi, öyle bildiricilerle toplantı yaparak, Diyarbakır'a giderek ve söylenmemiş şeyleri cesaretle söyleyerek bir anda çözülecek bir mesele değildir.

Neredeyse 80 yıldır 'yok' sayılmış bir konunun oluşturduğu meseleleri çözmek için önce bir irade gerekir.

Bu yapılanlar meseleyi hemen çözüm yoluna dahi sokamaz.

Buna rağmen bildiriciler toplantısı ve Diyarbakır açıklamaları Kürt sorununun tartışılması süreci için çok önemli bir adımdır. Bir iradenin oluşmaya başladığını göstermektedir.

Üstelik de bu adımlar çok kritik adımlardır, mutlaka diğerlerinin de atılması gerekir. Yoksa, bisiklete binenin düşmemek için pedal çevirmek zorunda kalması gibi, dengenin bozulması sonucu devrilmek söz konusu olabilir.

Çünkü Türkiye gibi bir ülkede, havaların her an farklılaşabileceğini, dengelerin herhangi bir olayla değişebileceğini gözardı etmemek gerekir.

Bakın, bir toplantı ve bir ziyaret sırasında söylenen laflar, her ne kadar Kürtlerin geçmişteki hayal kırıklıklarının hatıraları hâlâ canlı olduğu için yeterince heyecan yaratmamış gibi görünse de, bir barış havası estirmiştir.

Bu hava, Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir'e PKK'ya koşulsuz ateş kes çağrısı yaptırmıştır. Bu bölgede yaşayan Kürtlerin de arzusudur.

Barış adımlarının devamı için de şarttır.

Bu sayede güven arttırıcı bazı ilk adımların atılması amacına uygun bir ortam oluşabilir.

Sanırım PKK da bu noktada bu çağrıyı kabul etmek durumunda kalacaktır.

Bu bile az bir şey sayılmaz.

Silahların sustuğu çatışmaların, kanın olmadığı ve gençlerimizin ölmediği bir ortam barışı ve uzlaşmayı konuşmanın en uygun ortamıdır.

AKP, barışa düşman ama çatışma ve gerginlikten beslenen odakların tepkilerine değil, barış isteyen Türkiye insanının istemlerine ve dileklerine kulak vermelidir.


15 Ağustos 2005
Pazartesi
 
KORAY DÜZGÖREN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED