AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Her sorun siyasi boyut taşır

AK Parti hükümeti, Avrupa Birliği ve Kıbrıs konusundaki kararlı tavrıyla ortaya siyasi bir inisiyatif koymuştu. Partinin iktidar döneminde ortaya koyduğu ikinci güçlü inisiyatif Kürt meselesindeki tavrı olmuştur.

Bir hükümetin iktidarını gösteren "yüksek siyaset alanları"nda ortaya koyabildiği iradedir.

Kürt meselesi de bu ülkede devlet-hükümet-millet ekseninde yüksek siyaset konularından biridir, mayınlı bir alandır.

Erdoğan'ın çıkışını "vatan hainliğine" varacak derecede çarpık bir anlayışla yorumlayanlar da oldu, çok önemli bir irade yansıtıldığını düşünenler de.

Kimilerine göre bu meselenin "Kürt sorunu" olarak tanımlanması, sorunu siyasi zemine taşımış, tüm Kürtleri meselenin içine sokmuş, ileride baş edilemeyecek bir süreci başlatmıştır. Yani sorunun siyasi olarak tanımlanması yanlış olmuştur.

Oysa her sorun doğrudan ya da dolaylı olarak siyasidir.

Bu sorunun güvenlik ve asayiş boyutu yanında sosyo-ekonomik boyutu nasıl varsa, siyasi bir boyutu da vardır.

Kültürel veya ekonomik her sorun siyasi bir yanlışlıkla toplumsallaşmaktadır. Bugün yaşadığımız ekonomik çöküntü siyasi hataların bir sonucu değil midir?

Hatta yaşanan güvenlik ve asayiş sorunlarında alınan kimi yanlış siyasi kararların hiç mi etkisi yoktur?

Siyasi olmayan meselelerin ürettiği sorunlar da neticede siyasi bir yanlışla mutlakla ilintilidir.

Kürt meselesinde ise başlı başına siyasi bir boyut vardır.

Bir etnik özelliği yok sayan, bastıran veya dışlayan bir perspektif tamamen siyasi bir tasavvura dayanmaktadır.

Bu siyasi tasavvurun ve bakış açısının görmezden gelinmesi mümkün değildir.

Bir sorun ister dolaylı olarak yanlış siyasi kararların bir neticesi olsun, ister doğrudan yanlış bir siyasi bakışa dayansın çözüm yeri siyaset alanıdır.

Terörle mücadele kararını da verecek siyasettir, bölgesel kalkınmayı da gerçekleştirecek olan siyasettir, kültürel kırılmalar için tedbir alması gereken de siyasettir.

Bir sorunun siyaset düzlemine taşınmasının alternatifi nedir?

Demokrasilerde her sorunun tartışılma, müzakere edilme ve çözülme yeri siyaset değil midir?

Burada bahsedilen terör örgütünün siyaset alanında varlık göstermesi ve politik bir taraf olması değildir.

Hiçbir terör örgütü siyasetin makbul bir ögesi olarak konumlandırılamaz.

Terör, siyasetin karşıtıdır. Karanlıkla aydınlık gibi bir yerde aynı anda bulunamazlar.

Başbakan Erdoğan, sorunun siyasi boyutunu tanımlayarak sivil inisiyatifi önplana çıkarmış, önemli bir açılım yapmıştır.

Sorun siyasi olarak tanımlanırken, terörle pazarlık yapmayan, teröre tahammül göstermeyen, terörle sorunu birbirinden ayıran bir anlayış sergilenmiştir.

Devletin hassasiyetlerini, anayasal düzeni, ülkenin birlik ve bütünlüğünü gözeten bir çıkışın görmezden gelinmesi ancak kötü niyetle izah edilebilir.

Bu kötü niyet yüzünden zaten sorunlar bu hale gelmiş, toplumsal düzeyde bir erozyon ve gerilim yaşanmaya başlamıştır.

Bu ülkenin insanlarını birbirine yabancılaştıranlar sorunları doğru tanımlayamayanlardır.

Devekuşu misali başını kuma gömenlerin bu tavrı, ülkenin birliğini de, dirliğini de, bütünlüğünü de koruyabilecek bir vizyon ortaya koyamamaktadır.

"Terörle silahlı mücadele dışında tedbirler alınmalıdır" deyip de, demokratik açılımlara tahammül gösterememek tenakuz oluşturur.


15 Ağustos 2005
Pazartesi
 
YASİN DOĞAN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED