AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Hüsnü Özyeğin yağmurda kime şemsiyesini verdi?..

Hafta içinde Adnan Polat öğle yemeğine davet etti. Sohbet'te bir çok şey konuştuk. Ama bir kısmı çok ilginçti.

Adnan Polat 1996'dan 2001' e kadar ciddi sıkıtı çektiklerini anlattı. Sıkıntı seramik sektöründeki devlettin doğalgaz politikasından kaynaklanan haksız rekabetle başlamış. Seramikçiler çok yoğun doğalgaz ve enerji kullanıyorlarmış.

Rakiplerinin bulunduğu bölgelere 1995-96 yıllarında doğalgaz gelmiş. Ancak Ege Seramik'in bulunduğu Kemalpaşa'ya çok geç gelmiş. Yıllarca bunu mücadelesini, vermişler. Rakiplerine bari bizim maliyet fiyatımıza satış yapın biz de kar etmeden ayakta kalalım." dese de kimse buna yanaşmamış.. Ciddi sıkıntı çekmişler.

Tam bu sona erdi derken, bu kez de 2001 ekonomik kriz başlayınca iyice zorlanmaya başlamışlar. Kriz yönetimini sürdürmüşler. Önce Aile içinde ardından üst ve orta kademe yöneticilerle kenetlenip ihracatı artırma kararı almışlar. Zararına da olsa ihracata büyük ağırlık vermişler. Çünkü nakite ihtiyaçları varmış. Gerçekten de nakit yönetimi kriz dönemlerinde ayakta kalabilmek için karlılıktan çok daha önemlidir.

Ya bankalarla ilişkiler. Öyle ya herkes can çekişiyordu 2001 krizinde. Yabancı bankalar anlayış göstermişler. Kredilerin faizlerinde oynama yapmasalar da vadelerini yaymışlar. Ancak bir çok banka paralarını geri çağırmış. Bu sırada çok sıkışmışlar.

Çıkıp son bir hamle ile Finasbank'ın patronu Hüsnü Özyeğin'e gitmiş. Durumu anlatmış ve 65 milyon dolarlık uzun vadeli kredi talep etmiş. Hüsnü Özyeğin'le de geçmişe dayalı iyi bir dostlukları da varmış.

Hüsnü Özyeğin tereddüt etmeden. 65 milyon dolarlık krediyi uzun vadeli krediyi hemen vermiş. Adnan Polat" Genelde bankalar yağmurlu havada (biz de ıslanırız) diye şemsiye vermezler Ama Hüsnü Özyeğin bize şemsiye açtı. Bu hiçbir zaman unutmayacağım Bir anıdır ve her zaman personelimize ve Özyeğin'e müteşekkirim." Diyor...

Anlaşılan o ki 2001 krizi başta bankacılarımız olmak üzere tüm iş dün yasına çok önemli şeyler kazandırmış.

Oteller bittince işadamlarının evleri yalıları da doldu...

"Formula 1" gerçekten de bereketli geldi. İstanbul'da küçük oteller bile doldu. Gelen turistler de öyle sandığınız gibi ucuzcu turistler değil. Hepsi paralı, çoğu iş adamı, profesyonel yönetici sanatçı, gazeteci...

Geçen Perşembe günü bir işadamı ile ofisinde sohbet ediyoruz. Sohbet ne kelime, telefonu susmuyor. Bazı yabancı şirketlerle evliliği de olan işadamına 1 saat içinde gelen telefonların yüzde 80'i yabancılardan ve torpil arayışları ile ilgili.

Her arayan bilet soruyor. Bileti olan nerede kalırıma cevap arıyor.

Telefonlar arasında işadamına; "Hep torpillerden yakınıyordu. Artık yabancılar da torpil istiyor. Galiba onları da alıştır deyince." Birlikte güldük ve;" Böyle olaylar için bırak torpil istesinler. Bu güzel bir şey oteller fiyatları artırdılar yine yer yok. Gelen en az bir hafta, 10 günlük yer alıyor. Bu güzel." Dedi.

O sırada bir İtalyan işadamı arkadaşı aradı; "Beni düşünme. Ben çocuklarla beraber Mustafa'nın (Koç Holding'in Başkanı Mustafa Koç'u kastediyor) yalısına yerleştim" dedi. İtalyan işadamı 3 çocuğu karısı kendisi toplam 5 kişi olarak Mustafa Koç'un yalısına yerleşmiş. Çünkü otel bulmak için geç kalmış...

Bunun üzerine yardım aramaya başlamış. İşadamı dostumuz da gelen bu haber üstüne bir 'oh' çekti. Çünkü kendi yalısı da doluymuş. Hani arayanlardan birilerini az buçuk tanısam, "Bayramcığım şu dostumuzu da sen misafir et"diyecek. Bizim ev de dolacak...

Bu yalnızca bu işadamı dostum için geçerli değilmiş. Hemen herklesin evi ve yalısı doluymuş.

Ardından, Amerika, Almanya ve İtalya'dan telefonlar devam etti.

Anlaşılan o ki "Formula 1" yalnızca turizm gelirlerini artırmaya katkı sağlamamış aynı zamanda dostluklar ve yeni iş imkanları geliştirmek için iyi bir ortam oluşturmuş.

Bence bu arada önemli bir fırsat kaçırdık! Her fırsatta Türkiye için pürüz arayan Fransa Cumhurbaşkanı Chicrac'ı da davet edip bir işadamı evinde ağırlasaydı 3 Ekim öncesinde çok iyi olurdu. O zaman bizim kültürümüzün en az Fransa kadar ileri olduğunu daha iyi anlardı. En azından Türkiye aleyhine söz söyleyecek yüz olmazdı....

Önemli bir fırsat kaçırdık canımmm!


22 Ağustos 2005
Pazartesi
 
BAYRAM BAŞARAN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED