|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
1. Kişinin kendi seçimi olmayan bir şeyle övünmesi veya yerinmesi, hamakat eseridir. Hiç kimse mensup olduğu ırkı kendisi seçmemiştir. Bu seçim beşeri iradenin dışında gerçekleşir. Her hangi birinin, beşeri iradenin dahlinin olmadığı tabii bir aidiyetten dolayı kendisini veya başkalarını övgüye veya yergiye layık bulması, sadece yanlış değil, aynı zamanda gülünçtür de. 2. Biz Müslümanlar, beşer iradesinin belirleyici olmadığı alanları kör tesadüfün değil, ilâhî iradenin doldurduğuna inanırız. Zaten beşer iradesinin doldurduğu alanlar da dolaylı olarak ilahi iradenin kapsamı dahilindedir. Çünkü, insanın dilemesini Allah dilemiştir. Mamafih, birini ırki aidiyetinden dolayı övgüye ya da yergiye muhatap kılmak, ilâhî iradeye yönelik dolaylı bir isyandır. 3. Kur'an'a göre, "Müslümanlar yalnızca kardeş olabilirler." Bu düsturu bu kadar geniş ölçekte, bu kadar açık ve net ortaya koyan bir başka inanç sistemi ve ideoloji yoktur. Bu kardeşliğin kapsamını takdir etmek için, İslam'a, "dinlerden bir din" olarak değil, Kur'an'ın zımnen vurguladığı gibi, "bütün bir insanlığın değişmez değerleri" olarak inanmak gerekir. 4. Müslüman kavim ve kabilelerin, geçmişte veya bugün birbirleriyle didişmeleri, olsa olsa onların Kur'an'dan uzaklaşmalarının bir göstergesi sayılabilir. Onları kardeş kılmanın yolu, onlar için batıl yollar, yeni inanç sistemleri ve ideolojiler aramaktan değil, onların doğru dürüst Müslüman olmalarından geçer. 5. Biz Müslümanlar, insanlığı kavim ve kabileler halinde yaratan Allah'ın beyan ettiği "tanışasınız diye" gerekçesine inanırız. Her tür ırki kimliği, sadece bir tanışma vesilesi biliriz. İnsanlığın değişmez değerlerinin öbür adı olan İslam, insanların fıtri aidiyetlerini bir savaş değil bir tanışma sebebi sayarak, beşeri ideolojilerden farklılığını ortaya koyar. 6. Bu topraklar, Batı'dan ithal ulusçuluk asabiyetiyle kirlenmezden önce, kimse ırkı bir üst kimlik olarak görmezdi. Kimse kendi ırkını veya bir başkasının ırkını gizlemezdi de. Çünkü bir ırka mensup olmak eksi veya artı bir şey değil, bir ebeveyne ve bir cinsiyete sahip olmak kadar doğaldı. İnsanlar birbirini Türkoğlu, Kürdoğlu, Araboğlu diye adlandırırlar, fakat bu adlandırma bugünkü 'siyasal' çağrışımların hiçbirini taşımazdı. Kutsaldan uzaklaşan seküler akıl her doğal kaynağı kirlettiği gibi, doğal bağları ve aidiyetleri de kirletti. 7. Bu topraklarda İslam kardeşliğinin geçmişi Muhammedî davetle yaşıttır (14 asır). Kapadokya Kayseriyye'si (Kayseri) hicretin 19. yılında İslam'ın olur. Samsat'ı (Samosata) fetheden ordunun komutanı Saffan b. Muattal adlı sahabidir. İkisi de Anadolu'nun iki yerleşim merkezi olan Demirkale (Hısnu'l-Hadid) ve Kadınkale (Hısnu'l-Mer'e), daha ilk 30 yılda fethedilmiştir. Hicri ilk yüzyıl bitmeden İstanbul Karaköy yakınlarında 30 bin kişilik nüfusu bulunan bir İslam mahallesi bulunuyordu. İstanbul'un Fatih tarafından fethi Müslümanların 60. kuşatmasına tekabül eder. Bütün bu fetihler sırasında tıpkı Çanakkale destanındaki gibi Arabıyla, Türküyle, Kürdüyle Müslüman kavimler İslam kardeşliği etrafında kenetlenmişler ve tarihin yatağını belirleyen özne bir güç olmuşlardır. 8. Türk-Kürt kardeşliğinin tarihi bu iki kavmin İslama girişleri kadar eskidir. Ancak siyasal emellerini tevhid etmeleri Sultan II. Selim ile büyük İslam alimi ve Kürt siyasetçisi İdris Bitlisî arasındaki mutabakata dayanır. Molla Bitlisî ile Yavuz Selim arasındaki bu mutabakat İslam kardeşliği üzerine tesis edilmişti. Bu kardeşliği yeniden tesis etmek isteyenlerin başlama noktası, Yavuz-Bitlisi mutabakatı olmalıdır. 9. Cumhurbaşkanlığı da yapmış eski bir kurt politikacı bilmem kaçıncı Kürt isyanından söz etmektedir. Bu, demagojidir. Bu topraklarda aynı dönemdeki Türk isyanlarının sayısı Kürt isyanlarından fazladır. Celâlî isyanları, Köroğlu, Dadaloğlu da mı Kürttü? Bırakınız hepsini, sadece 1919-1921 arasında Anadolu'da çıkan 13 büyük isyanın sadece biri (Koçgiri isyanı) Kürt isyanıdır. Yani, eski siyasetçi demagoji yapıyor, yangına körükle gidiyor. 10. Bu ülkede Türklerle Kürtlerin sorunu yoktur. Sadece bazı Kürtlerle bazı Türkler sorun çıkarmaktadır. Sorun çıkaran bu iki kesim de, size garip gelecek ama, ideolojik açıdan bir yumurta ikizidirler: Her ikisi de sekülerdir. Her ikisi de İslam çimentosunu reddeder. Her ikisi de kendi halklarına yabancılaşmıştır. Her ikisi de Batıcıdır. Her ikisi de jakoben, tepeden inmeci ve toplum mühendisliğine dayalı bir siyaseti önceler. Her ikisi de ulusçudur. Her ikisi de "pozitivist, materyalist ve laik" bir insan tipi üretmeyi amaçlar. Bu "MİLLET" ölümlerden ölüm beğenmek zorunda mıdır? Al birini, vur ötekine.
|
|
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |