AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Gecikmiş bir soru ama olsun: Böyle mi kutlanmalıydı?

Jandarma er Çoşkun Kırandi'nin serbest bırakılması -mutlaka başka annesi olmak üzere- hepimizi çok sevindirdi. Hatırlarsınız belki, "izin öncesi" son yazım "Önce Çoşkun'u kurtaralım" başlığını taşıyordu. Bana bu başlığı attıran neden, PKK tam da ellerinde rehin tuttukları eri serbest bırakmaya hazır olduğunu açıklar gibi olmuşken TSK'nın -medyanın "Çoşkun'u kurtarma operasyonları" adı verdiği- harekatlarını yoğunlaştırmış olmasıydı. Bir biçimde sıkıştırılacak olan silahlı PKK'lıların Çoşkun'u salıverme fikrinden vazgeçmelerinden korkuyordum. Dolayısıyla kurtarma çalışmalarına başlayan jandarmanın asıl amacının Çoşkun'un hayatı olması gerektiğini söylemeye çalışıyordum. Bu arada yeri gelmişken, Çoşkun'un derhal salıverilmesini isteyen Kürt ileri gelenlerinin açıklamalarının değerini de unutmayalım derim.

Söylediğim gibi sonuç hepimizi sevindirdi; Çoşkun, aralarında dört gazetecinin de bulunduğu Diyarbakır İHD yöneticilerinden bir sanatçıdan oluşan bir heyet tarafından teslim alındı. Benim bugüne kadar bir benzerini hatırlamadığım bir "kurtarma operasyonu" bu kez hem de sivillerin inisiyatifi ele almasıyla başarıyla sonuçlandı.

Şimdi de gelelim Çoşkun'un kurtulmasından sonraki gelişmelere:

Gelişmeleri ilkin bir gazete haberi ile özetleyeyim: "Kırandi'nin Ailesi'nin ("Aile" niçin büyük harfle başlıyorsa!) evinin önünde önceki gece toplanan yüzlerce kişi, baba İlhan Kırandi'yle sabaha kadar horon teperken, sabaha kadar susmayan silahlarla yapılan kutlama, sevinci gölgeledi."

Gazetenin "sevinci gölgeledi" dediğine bakmayın siz, o lafın gelişi. Yoksa önümüzdeki fotoğraflardan da anlıyoruz ki, sabaha kadar davul ve silah sesi "Geçmiş olsun" ziyaretine gelenlerin sevincini hiç mi hiç "gölgelememiş".

Çoşkun'un daha evine ulaşmadan "Kırandi Ailesi"nin evinin önünde patlayan silahlardan haberdar olunca, "şeytan dedi ki" otur aileye şöyle bir telgraf çek: "Değerli Kirandi Ailesi ve yakınları, sevincinizi anlıyorum, çocuğunuz (çocuğumuz) kurtuldu. Ama söyler misiniz, bu silahlar da neyin nesi? Silahlı bir grubun silah zoruyla dağa kaçırdığı oğlunuzun kurtuluşunun silahla kutlanması uygun mudur? Sevincinizi başka türlü dile getiremiyor musunuz? Ben sizin yerinizde olsam silahı değil evimin önüne sokmak, elimden gelse Akçaabat'a bile sokmazdım!"

Konuyu daha fazla uzatmaya gerek yok; söyleyeceklerimi yeterince söyledim herhalde...

Çoşkun'un kurtulmasından sonra yaşanan ikinci gelişmeye gelence:

Bu gelişmeyi de anlamak mümkün değil bence. Çoşkun'u PKK'nın elinden dağda teslim alan heyet mensupları, o gün bu gündür gözaltına alınmak ve savcıya ifade vermekle meşguller... Tunceli Cumhuriyet Başsavcı Vekili Sedat Ertaşkın, heyetin gözaltına alındığı gün şu açıklamayı yapıyordu: "Gözaltındakiler arabuluculuk yaptılar. Yardım, yataklık, propaganda boyutu var... Eylemler ayrı ayrı ele alınacak."

Sizi bilmem ama savcının bu açıklamasından ben bir şey anlamadım. Çoşkun'u teslim alan heyet acaba neyin "propagandası"nı yaptı? Evet onların bir "arabuluculuk" yaptığı besbelli; ama söyleyin, yapmasalar mıydı? Yapmasalar da Çoşkun kurtulmasa mıydı? Savcı belki bu açıklamasıyla şöyle demek istiyor: "Ama bu da bir PKK propagandası sayılabilir, çünkü PKK Çoşkun'u salıvererek hümanist niyetler taşıdığı izlenimini vermek istedi. Heyetin niyeti de bu yöndeydi!"

Ne dersiniz, savcı böyle bir fikir yürütmüş olabilir mi? Bence olamaz, ayrıca olmamalı da... İnsan bir yerden sonra şükretmesini de bilmeli. Çoşkun kurtulduğuna göre daha ne isteyebiliriz ki? Yoksa "Önce Vatan" derken, bu söz içinde tabii olarak "Önce Vatandaş" tercihini de barındırmıyor mu?


24 Ağustos 2005
Çarşamba
 
KÜRŞAT BUMİN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED