|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Eğri oturup doğru konuşalım, yıllardır bu ülke, aydınlarıyla, siyasetçisiyle, kanaat önderleriyle ve medyasıyla Kürt meselesini tartışıyor. Çok değil, geçtiğimiz bir kaç yılın gazete arşivlerine baktığımızda, bugün medyada Başbakan Tayyip Erdoğan'a karşı "husumet" yazıları yazanların bir çoğunun çatır çatır Kürt meselesini tartıştığını rahatlıkla görebiliriz. Hatta daha bir yıl öncesinde, kimi yazarların Tayyip Erdoğan'ın acilen Kürt meselesine el atmasını ve 'siyasi irade' ortaya koymasını isteyen çağrılarını bile görmek mümkün. Peki bugün ne değişti de Başbakan Erdoğan'ın ortaya koyduğu "demokratik irade" ve aydınlar inisiyatifi şiddetli bir "ihanet" suçlamasının hedefi haline getriliyor? Oysa hepimiz biliyoruz ki, bu ülkede bir 'Kürt meselesi' var ve bu konuda ciddi adımlar atamadığımız için millet olarak tarifsiz acılar yaşıyoruz. Aslında sorunu, siyasetçi de biliyor, devletin 'derin' merkezleri de biliyor ve tek tek bireyler olarak biz de biliyoruz. Ama nedense, bugüne kadar gerek 'siyasi irade'nin, gerekse devlet kurumlarının 'karnından konuşması'nı sadece seyrettik. Kimse de çıkıp 'risk' alarak elini taşın altına koymadı. İşte ilk kez bir başbakan çıktı ve risk alarak Türkiye'nin ezberini bozdu. Ve Başbakan Erdoğan herkesin anlayabileceği bir şekilde, "Kürt sorunu daha çok demokrasiyle, daha çok vatandaşlık hukukuyla, daha çok refahla çözülür" dedi. Ve daha bir çok önemli mesajlar verdi. Zaten günlerdir bunları tartışıyoruz. Şimdi etrafta, 'demokratikleşme çabaları'nı hafife alan, önce Diyarbakır'da verilen mesajların altının doldurulması gerektiğini belirten itirazlar dolaşıyor. Oysa, aydınların girişimi ve Başbakan Erdoğan'ın ortaya koyduğu irade bile başlıbaşına bir 'çözüm' adımıdır. Bu girişimin neresi Türkiye'nin dirlik-düzenliği ve geleceği için tehlikeli Allahaşkına? İlk kez siyasi irade karnından konuşmayı bırakıyor ve meselenin doğru tarifini yapıyor. Terörle 'Kürt meselesi'ni kalın çizgilerle birbirinden ayırıyor. Bu girişimin belki de en büyük faydası, her ne kadar farklı taraflarda olsalar da aynı çatışmacı dili kullanan "Etnik Kürt milliyetçileri" ile "aşırı Türk milliyetçileri"nin tekelinde bir çıkmaz sokağa sürüklenen Kürt meselesini ilk kez sağlıklı bir tartışma zeminine çekmesidir. Bu ülkede yaşayanları ortak bir zeminde buluşturmanın neresi kötü ki?.. Ayrıca bilmek gerekir ki, bu ülke yıllardır ne çektiyse bu "çatışmacı" zihniyetten çekmiştir. Bunun da yolu, "Etnik Kürt milliyetçileri"nin ve "Aşırı Türk milliyetçileri"nin hegemonyasının kırılmasından geçmektedir. Terör ve şiddet yanlıları da bilmeliler ki,"bir aylık eylemsizlik kararları" ve ucuz "pazarlık" yaklaşımlarıyla barış ve huzurun yolu açılamaz. Çünkü, bu ülkeyi, bu toprakları sevmenin yolu 'terör'den geçmiyor, bunu herkes bilmeli.
|
|
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |