AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Tartışma kültürünü zenginleştirmek sivil toplumun işidir

Nasıl devlet milletten ayrı tutulamazsa, politika da kültürden soyutlanamaz. Devlet ile millet ve politika ile kültür ve parmak ile tırnak gibi, birbirini hem tamamlayan, hem koruyan, hem de işlevsellik kazandıran bir bütündür. Devlet milletin, politika kültürün ve tırnak da parmağın bir uzantısıdır. Devlet milletin, politika kültürün, tırnak da parmağın izinden gider. Onları birbirinden ayırmak, kültürel, siyasal ve ekonomik boyutlarıyla bütün hayatı dinamitlemek demektir.

İnsan kültürün, kültür milletin, millet de devletin ana değer ve güç kaynağıdır. Değersiz insan, insansız kültür, kültürsüz millet, milletsiz de devlet olmaz. Silahlı güçlerden daha çok silahsız güçlerin ağırlık kazandığı bir dünyada, kültür bütün kurum ve kuruluşların sinerji kaynağı haline gelmiştir. Oluşmakta olan dünyada ülkelerin başarısı, toprak genişliğine ya da sermaye büyüklüğüne değil, kültür kaynaklarının zenginliğine dayanmaktadır.

Geçen hafta sonunda ömürlerini Anadolu insanının kültürünü zenginleştirmeye adamış Vehbi Sınmaz, Erdem Bayazıt ve Mostar dergisinin Genel Yayın Yönetmeni Osman Nalbant ile birlikte, Türkiye'nin Balkanlar'a açılan kapısı ve Osmanlı devletinin ikinci başkenti Edirne'ye gittik. Hasan Gümüş Hoca'nın özverili çalışmalarıyla "Balkan Kültür Merkezi"ne dönüşme yolunda olan Mimar Sinan Vakfı'nda Doç. Dr. Recep Duymaz, Dr. Rıdvan Canım, şair Mustafa Hatipler ve Fatih Erel'in katkılarıyla "Türkiye'nin Kültürel Zenginleşmesinde STK'larının Önemi"ni tartıştık.

Türkiye'deki kültürel durgunluğu gidermek ve toplumda dalgalanmalara yol açabilecek rüzgarlar estirmek, devlet kurum ve kuruluşlarıyle organik bağları olmayan sivil toplum örgütlerinin görevidir. Onlar bütün dünyada kültürel olduğu kadar siyasal hayatı da diri tutan kuruluşların başında gelirler. STK'ları, devlet örgütünün dışında, devletin yetişemediği alanlarda, toplumun gönüllü güçlerini harekete geçirerek, katılımcı demokratik kültürün de lokomotifidirler.

Türklere Anadolu'nun kapılarını Hicaz'dan gelen Eyüp Sultan ile İspanya'dan gelen İbn Arabi açmıştı. Avrupa Birliği'ne giden yolları da farklı kültürlerle birlikte yaşamaktan korkmayan, yardımlaşma ve dayanışmanın en güzel ve en etkili örneklerini veren, bütün dünyayı faaliyet alanı olarak gören ve özerkliği toplumsal zenginliğin kaynağı olarak düşünen, sivil toplumun öncü kuruluşları genişletecektir.

Seküler dünyanın tek boyutlu değerlerine karşı, çok boyutlu kültürel rüzgarlar estirmek, katı hiyerarşiye dayanan, merkeze bağlı kamu kuruluşlarının değil, belirli bir amacı gerçekleştirmek için esnek olarak örgütlenmiş ve ihtiyaç duyulan her ülkeye zamanında ulaşabilen STK'larının işidir. Onlar arasındaki ilişkiler, emir ve komuta zinciri içinde dikey değil, karşılıklı işbirliğine dayalı eşit seviyede yatay yapıdadır.

Sivil toplumun güçlü olmadığı ülkelerde ekonomik, siyasal ve kültürel kaynaklar, Türkiye'de olduğu gibi, devlet örgütünün merkezinde toplanır. Devletin her alana el attığı bir ülkede, onun doğruları, tartışılması ve değiştirilmesi mümkün olmayan kutsal değerlere dönüşür.

Türkiye'de devlet ile millet arasında uyumsuzluğun giderilebilmesi için, başta eğitim ve sağlık olmak üzere her alanda STK'larının güç kazanması gerekir.

Sivil toplumu yoksul olan bir ülkenin, hiçbir kurum ve kuruluşu zengin olmaz.


24 Ağustos 2005
Çarşamba
 
NAZİF GÜRDOĞAN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED