AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Kanıtlanmış tedaviler

Hastalıkların tedavilerinin bir felsefi temelinin olduğunu düşünüyorum. Bunun için öncelikle hastalıkları bilimsel verilerle teşhis edip tanımak gerek elbette. Tıbbi araştırmaların vardığı aşamada, tedavi edilecek hastalığın geliştirilmiş bir veya birkaç tedavi metodu bulunabilir. Bu metodları iyi uygulayan doktorların ve hastanelerin de bu alanda kariyer oluşturacaklarını kabul etmeliyiz. Bu şartlar altında kanıtlanmış ama risk içeren tedavileri itirazımız olmaksızın kabul etmeli miyiz? Yoksa bütün yeni ve güzel yaşama doğru hayal edişleri kesmeyip geliştiren bilimsel araştırmalara "şarlatan" suçlamasıyla saldırmalı mıyız? Yaşama kalitesini yükselten tedaviler keşfedilmiş veya araştırmalar ilerlemişse, kanıtlanmış tedaviler var diye yeniliklere kapıları kapatmalı mıyız?

Geçen hafta Çarşamba günü yayınlanan "Öldürücü Tedaviler" başlıklı kitap tanıtım yazımda sonucu "Gerçekler, bilimsel tartışmalarla ortaya çıkarılabilecektir. Bu tartışmalar için de bol malzeme ve değerlendirme var, kitapta. İhtiyaç duyan okuyucularım için." değerlendirmesiyle bağlamıştım.

Buna rağmen, Aziz Karaoğlu isimli bir okuyucum, bu yazı ve bahsekonu yazar ve kitap hakkında şunları yazmış: "Sayın Sınav, ne kadar geri kalmış olduğunuz belli. İslami kesimin aydınları böyle olduktan sonra, sıradan Müslümanları gerilikle suçlamak abes. Bilim dışı, spekülatif belki de İlhami Güneralp'le işbirliği içindeki bir kişinin reklamını ve bilim dışı kitabını överek ve özendirerek buralara taşımanız ürkütücü. Hiç düşündünüz mü, bu yazınızla: Yeni Şafak'a güvenen bazı dindar kişilerin iyileşebilecek iken "Kanıtlanmış Kanser tedavisi"ni bırakıp, kanıtlanmamış yöntemlere yönelmesine özendirici olup-olmadığınızı. Ve bunun vebalini? Belki de kendisine veya yakınına kemoterapi almak için hastaneye giderken Yeni Şafak gazetesi alıp; kemoterapi serumları takıldıktan sonra sizin yazınızı okuduğunda o kişinin aklına gelebilecek şeyleri hiç düşündünüz mü? Kemoterapiye inancı zedelenmiş insanların/ailelerin kemoterapinin bulantı-kusma gibi yan etkilerini dayanmasının ne kadar zor olabileceğini? Kanser hastası veya kanser hastası yakınlarının zaten alt üst olmuş ruh yapılarının bu tür yazılarla nasıl daha da moralsiz hale geleceklerini tahmin ettiniz mi hiç? Onkoloji bir bilimdir. Kemoterapi de bir bilimdir. Ama bilim kelimesi size dağlar kadar uzak tabii. Sizler bir "gazeteci"nin salakça toparladıklarını ve bilgisizce yorumladıklarının reklamı içindesiniz? Erkekseniz (umarım karşılaşmazsınız ama) bir yakınınız veya arkadaşınızı veya sevdiğiniz biri kanser olduğunda, kolundan tutup; "bilimsel kanıtlanmış kanser tedavileri" aldırmak yerine İ. Güneralp ve onun gibi "kanıtlanmamış uygulamalar yapan" şarlatanlara, zakkumcu şarlatanların yanına götürüp tedavi ettirin. Ama hiç sanmam. Bence gider kemoterapilerinizi en pahalı Amerikan vb. lüks hastanelerde alırsınız. Ve aklınız bir zamanlar halka saçma sapan şeylerin reklamını yaptığınız hiç gelmez. Bencillik İslami kesim okumuşlarında içselleştirilmiştir; halka verir talkını kendi yutar salkımı..."

Aziz Karaoğlu'nun yaptığı katkıdan hareketle bugünkü yazımı yazıyorum. "Öldüren Tedaviler" başlıklı yazımı, bir şarlatanın kitabını övmek amacıyla yazmadığımı anlamak için alim olmak gerekmiyor. Zaten ne yazarı, ne de adıgeçen doktoru tanıyorum. Tanımak isterdim ama benim sorunum, ne kitabın yazarı ne de alternatif tıp adına hareket ettiği iddia edilen doktor. Ben tüm hastalıkların tedavilerinin bilimsel esasları yanında bir felsefi temelinin olduğunu ve felsefi temelin hastalara yeterince kavratılmadığını ve bu şekilde sağlam bir kavrayışın oluşmadığını, bu kavrayış noksanlığı nedeniyle de hastaların bütün tedavilere güvensiz baktıklarını, doktora güvenleri oluştuğunda bu tedavi adımlarını attıklarını düşünüyorum. Hastalıklar, tedavileri ve bu tedavileri uygulama metodları hakkında özet bilgilenme hakkının bütün insanlara ait olduğunu yadırgamamalıyız. Ve bunun için araştıran hiçbir kimseye şarlatan dememek yönünde bir tercihim var, düşünceye saygı açısından. Sayın Karaoğlu'nun şarlatan sözünü kolayca söylediğini ve suçlamaları kolay yaptığını algıladım. Araştırmaya açık yapıların mükemmele gidişte elbette başarıları olacaktır. Bu sebepten riskli kanıtlanmış tedavilere itirazımız olmalı mı, olmamalı mı? sorularına cevap vermeyi "boş" bir gayret olarak görmemeliyiz. Belki farklı boyutlarıyla konuları tartışabiliriz.

Burada ve "öldürücü tedaviler" başlıklı yazımdaki amacım, kanıtlanmış kanser tedavilerini karalamak değil. İyiniyetli ve doğruyu bulmak için düşündüğümüz sürece kullandığımız kelimeler de aydınlık ve yansız olacak; belki hastalıkların tedavilerini sömürü aracı olmaktan çıkarabileceğiz. Böylece ar-ge çalışmalarıyla insanların geleceklerini daha sağlıklı kurgulamalarına yardımcı olacağız. Ama herşeyden önce insanların kanser hastalığı gibi hastalıklara yakalanmamaları için gayret göstereceğiz. Kanımca hastalıktan kurtulmak kadar; hastalanmamanın da bilimsel ve pratik yollarını öğrenmek ve uygulamak zorundayız.



24 Ağustos 2005
Çarşamba
 
TAHSİN SINAV


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED