AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
İddialarımızı yitirmemek ve yok olmamak için, Öncü Kuşak!

Tarih felsefesinin kurucusu büyük İslâm âlimi İbn Haldun, medeniyetleri, insanlık-çapındaki büyük sıçramaları, atılımları ve açılımları hep küçük azınlıkların gerçekleştirdiğini söyler. Üstad Necip Fazıl'ın "dört inanmş adam" dediği, üstad Sezai Karakoç'tan esinle gönül, zihin ve eylem "er"leri diye tarif ettiğim öncü kuşaklar yani…

Sadece kendi kültürlerinin ve medeniyetlerinin kurucuları ve yüzakları değil, aynı zamanda bütün bir insanlığın, hatta yer ile gök arasındaki bütün varlıkların hayrına işlere imza atacak, Hadîd Sûresi'nde teklif edilen peygamberî misyonu üstlenmeyi varlık nedeni sayan Müslüman öncü kuşaklar olmadan Müslüman toplumların toparlanabilmeleri, insanlık-çapında büyük atılımlara ve açılımlara imza atabilmeleri ham hayalden ibarettir.

Bugün İslâm dünyasının sorunlarının temelinde hâs şahsiyetlerden oluşan, kendilerine özgü hususiyetlere sahip bu âlim figürünün olmayışı yatıyor.

İslâm dünyasının yeniden toparlanabilmesinin, yeniden varoluş iradesi, gücü ve dinamizmi geliştirebilmesinin tek yolu, her hâl ve şartta İslâm'ın verdiği özgüveni ve ruhu özümseyen, insanlığın sorunlarını kendi sorunları belleyebilen, dünyevî ve nefsî bütün ayartmaları, kaygıları, çıkar hesaplarını peygamberî bir ruhla "bir eline ayı, bir eline de güneşi verseler aslâ davasından, davetinden, insanlığa yaptığı, yapmak zorunda olduğu çağrısından vazgeçmeyecek" kalitede, kalibrede, çapta öncü kuşaklar yetiştirmektir. Bu öncü kuşak, sadece Müslümanların değil, bütün insanlığın sorunlarını kendi sorunları belleyerek, örneğin bizim, bu yüce ve aziz milletin, yeniden İslâm'ın adaleti, hakkaniyeti, farklı kültürere, dinlere mensup toplumları yeniden huzur, sükun ve barış içinde birlikte yaşatmayı emreden temel ölçülerini ve ölçütlerini tüm dünyaya, tüm insanlığa ulaştırma görevine soyunmak zorundadır.

Dünyanın geleceğinin, ikinci kez, bizim ne olduğumuza, ne olacağımıza, nereye ve nasıl yürüyeceğimize karar vermemize bağlı olduğu tarihî bir karar aşamasının arefesindeyiz.

Eğer Türkiye, ben seküler bir proje uyguluyorum diyecek olursa, Batılıların elçiliğini, hizmetçiliğini, taşeronluğunu yapmış olacak, böylelikle kendine özgü hiçbir iddiaya sahip olamayacaktır. Türkiye'nin her şeyini sekülerleştirmesi, Batılıların küre ölçeğinde kurdukları haksız, hukuksuz, sömürü, çatışma ve işgallere dayalı tahakkümü meşrulaştırmaktan, bu tahakkümün önünü açmaktan ve ömrünü uzatmaktan başka bir şeye hizmet etmemiş olacaktır.

Türkiye'nin dünya ölçeğinde bir güç olabilmesinin tek yolu, büyük iddialara ve büyük rüyalara sahip olmasından geçiyor. Türkiye'nin seküler bir projeyi, büyük iddiası ve büyük rüyası olarak görmesi, bütün iddialarını yitirmesi ile sonuçlanacaktır.

Batı'daki seküler Batı kültürü projesi, insanlığı büyük savaşların, sömürülerin, çatışmaların, işgallerin ve belirsiz ve karanlık bir geleceğin eşiğine getirip bırakmaktan başka bir işe yaramamıştır. Türkiye'nin toplumu ve ardından da İslâm'ı sekülerleştirmeye kalkışması, bir yandan sömürgeci ve çatışmacı Batı hegemonyasının sürmesine ve pekişmesine, öte yandan da kendine özgü iddiaları yitirmesine yol açmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.

Dahası, seküler proje, Türkiye'nin içerde de bölünmesi, parçalanması, ruhunu, heyecanını ve varolma iradesini ve iddialarını yitirmesi sonucunu doğuracaktır. PKK'yı, etnik kimliğe dayalı ayrılıkçılıkları ve bu ayrılıkçılıklarının bölücülüğe ve teröre dönüşmesini mümkün kılan şey bizzat seküler projenin kendisidir. Kürtler ne kadar sekülerleştirilirse, Türkiye'den kopma ve ayrılıkçı taleplerde bulunma imkânları o kadar artacaktır. Aynı şey tüm diğer etnik azınlıklar için de geçerli olacaktır.

Yüzde 99'u Müslüman olan bu toplumu toparlayacak, bu topluma ortak bir ruh, heyecan ve ufuk verecek yegane kaynak, yegane güç İslâm'dır. Sadece Kürt kardeşlerimizi sekülerleştirerek etnik kimliklerini kışkırtmak yerine, İslâmî duyarlıklarını, kimliklerini, iddialarını ve ideallerini artırmış, pekiştirmiş ve çoğaltmış olsaydık; son yirmi yılda sadece Kürt meselesinde karşılaştığımız bunca travmatik sorunun hiç birini yaşamayacaktık.

Türkiye'de irtica tehlikesinden bahsedenler, PKK terör örgütünün sosyalist ve tabii ki laik bir hareket olduğunu görmüyorlar mı? PKK'nın da tüm diğer ayrılıkçı Kürt hareketlerinin temel felsefelerinin laik bir Kürt toplumu ve hatta laik bir Kürt devleti kurmak olduğunu görmüyorlar mı? Amerikalıların da, Avrupalıların da, İsrail'in de Kürtleri veya tüm diğer toplulukları ve toplumları laikleştirdikleri takdirde, bölücülük hedeflerine ulaşmayı başaracaklarını çok iyi bildiklerini görmüyor mu bizim seküler entelijansiyamız?

Özetle, bizi ancak İslâm'dan uzaklaştırabildikleri zaman teslim alabilir ve enterne ederek kontrol ederek durdurabilirler. O yüzden Batılılar, her ne suretle olursa olsun, bizim ve bütün Müslüman toplumların ancak laikleştirilebildikleri zaman kontrol altına alınacağını ve kendilerinin dünya üzerindeki haksız, hukuksuz ve barbar hakimiyet düzenlerinin devam etmesini sağlayabileceklerini çok iyi biliyor ve o yüzden ne yapıp edip seküler elitlerle işbirliği yapıyor, bütün strateji, proje ve enerjilerini Müslüman toplumları sekülerleştirecek projeleri hayata geçirmeye teksif ediyorlar. Bunun görelim artık.

O halde aklımızı başımıza devşirmenin ve bizim yeniden büyük iddialara ve büyük rüyalara sahip olmamızı, kendi kaderimizi kendimizin belirlememizi, kendi kaynaklarımızı kendimizin kullanmamızı sağlayabilecek uzun diriliş ve varoluş yolculuğuna çıkmanın imkânlarını oluşturmak zorundayız. Onun için de bu misyonu üstlenen öncü kuşakları artık daha fazla vakit geçirmeden hazırlamaktan başka seçeneğimiz kalmadığını iyi bilelim…


24 Ağustos 2005
Çarşamba
 
YUSUF KAPLAN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED