AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Art niyetli borçlar

Irak istilasının üzerinden uzunca bir zaman geçti. Saddam'ın despot rejimini yıkan ABD, bunun yerine günde 20 ile 40 insanın kanının aktığı ve yaşamının sona erdiği bir "demokrasi" kurdu. Seçimler yapıldı; Saddam zulmü altında yıllarca ezilmiş olan azınlıklar iktidara geldi; yine Saddam rejiminin kurbanı olan çoğunluklar ise bu tarz bir yönetimde söz sahibi olmamayı tercih etti veya etmek zorunda bırakıldı. Sonuçta eskinin yerine yeni bir rejim oturtuldu. Uluslararası camia, Irak'ı bundan sonra bu rejimin temsil ettiğini kabul etmek durumunda bırakıldı.

Pekâlâ, uluslararası camianın Irak'ı temsilen muhatap aldığı bu yeni rejim, ne ölçüde eski Irak rejiminin dışarıya olan sorumluluklarını üzerine alacak? Irak'ın uluslararası tüzel bir kişilik olarak altına imza attığı anlaşmaların yükümlülükleri bu yeni rejimi ne ölçüde bağlayacak? Daha pratik ve aciliyet kesbeden bir mesele olarak, Saddam iktidarının altına girdiği dış borç yükünün ve Saddam musibetinden dünyayı ve özellikle de Irak halkını "kurtaran" ABD'nin demokrasiyi tesis etme çabalarının maliyeti olan yüklü faturanın ne kadarını yeni Irak devleti omuzlayacak?

Bu sorulara henüz bir cevap verilebilmiş değil. 1983 yılında Viyana'da kabul edilen "Kamu Mülkiyeti, Arşivler ve Borçlar Açısından Devletlerin Halefiyeti Sözleşmesi" bu noktada durumu belli şartlarda değerlendirmekteydi. Sözgelimi sözleşmenin 38. maddesi, yeni kurulan bağımsız bir devletin eski devletin borçlarını devralmayacağını dikte etmekteydi. Ancak Irak'taki sürecin tam olarak yeni bir bağımsız devlet olarak mı okunması gerektiği hususu tartışmalı. Kaldı ki söz konusu sözleşme de imza yetersizliğinden henüz yürürlülüğe girebilmiş değil.

Biz burada sadece Irak'ın eski dış borçları ile yükümlülüklerin yeni yönetim tarafından devralınması sorusunu işleyeceğiz. Tabii olarak yeni yönetimin bu borçları yüklenmeme konusunda bir tavrı var. Söz konusu olan bir şirket olsaydı ve bu şirket bir başka şirket tarafından satın alınsaydı, yeni idarecilerin devralınan şirketin yükümlülüklerini kabul etmeme gibi bir itiraz hakları bulunmayabilirdi. Ancak burada borçların silinmesi taraftarlarınca ifade edilen bir gerekçe bulunuyor: Irak'ın dış borçları aslında "Art Niyetli Borçlar".

İngilizce'de "Odious Debts" olarak bilinen bu terim, aslında bir hukuk tabiri. "Odious" kelimesinin sözlük karşılığı iğrenç, kokuşmuş. Hukuk dilinde bu tip borçlar, kamu yöneticilerinin halkın onayı olmadan ve onların genel faydası amacı ile kullanılmamış olan, dahası bu durumdan borcu verenlerin de haberdar olduğu borçları ifade ediyor. 1927 yılında uluslararası hukuk uzmanı Rus Alexander Sack tarafından tesis edilmiş "Art Niyetli Borçlar Doktrini", sözgelimi bir diktatörün kendi şahsi menfaati, kendi halkı aleyhine onlar üzerindeki iktidarını arttıracak amaçlar gibi niyetlerle dışarıdan ülke adına temin ettiği borçların anapara ve faizlerinin geri ödemelerinin ilgili halklara hukuken zorlanamayacağını öne sürüyor.

Geçmiş iktidarların, diktatörlerin, bir ülkeyi dışarıdan zapt etmiş yabancı güçlerin o ülke adına girdiği borç sözleşmelerinin bilahare iktidara geçen yönetimlerce iptalinin istendiği durumlar geçmişte de olmuş. Mesela 1919'da yeni kurulan Polonya, Almanya'nın kolonisi olduğu I. Dünya Savaşı dönemine ait borçları reddetmiş ve bu durum uluslararası mahkemelerce kabul edilmişti. Benzer itirazlar, 1898 yılında İspanya'ya karşı savaşan ABD tarafından da yapılmış, bir başka olayda da Kanada hükümetinin Kosta Rika diktatörüne sağladığı borçlar silinmişti. Irkçı Apartheid rejiminden kurtulan Güney Afrika da, bir ara Boer iktidarının dışarıdan sağladığı kaynakları kendi halkı üzerinde ayrımcı, askeri bir dikta rejim tesis etmek için kullandığı gerekçesiyle bu borçların silinmesi talebini gündeme getirmiş, ancak sonra bundan vazgeçmişti.

Bugün de Irak'ın geçmiş dış borçlarının silinmesini ve savaşın maliyetlerinin Irak halkına yüklenmemesi konusunda kamuoyu oluşturanlar, aynı gerekçelerle Saddam dönemi dış borçların art niyetli amaçlar için ve Irak halkının zararına kullanıldığını savunuyorlar.

Art Niyetli Borçlar tezini ileri sürenlerin ima ettiği bir nokta daha var ki, zaten dananın kuyruğu da burada kopuyor. Saddam'a iktidarı boyunca dış kaynak sağlayanlar, esasında Saddam'ın bu fonları Irak halkının hayrı için kullanmadığını biliyorlardı. Bu da Saddam'a kaynak sağlayanları, bugün Irak halkının ceremesini çektiği ve maliyetini yüklendiği Saddam'ın suçlarına bir anlamda ortak ediyor.

Saddam'ın suç ortaklarını iskambil kâğıdı destelerinde aramaya gerek yok. Irak'tan alacağı olanlar listesine bakmanız yeterli olacak.


25 Ağustos 2005
Perşembe
 
MELİKŞAH UTKU


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED