|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
![]() | ||
| D Ü N Y A | 4 ARALIK 2005 PAZAR | ||
|
|
Sessiz ölmek istemiyoruz
Yeni Şafak, Fransa'da isyanın başladığı Paris'in banliyölerinde, göçmenlerin nabzını tuttu. Öfkenin dinmediği banliyölerdeki gençlerin hepsi aynı fikirdeydi: "Bu ateş kolay kolay sönmez." Esmer çocuklar ateşle oynasalar da yüreklerinde sevgiyi eksik etmiyorlar. "Biz insanları seviyoruz. Ve beklediğimiz de sevgi ve saygı. Başka hiçbir şey değil. İnsan olduğumuz için değer verilmesini istiyoruz. Ancak onlar güçle huzuru sağlamak istiyorlar. Güçle asla huzur olmaz" diyorlar. Senegalli İbrahim 19, Mali'li Madi 25 yaşında. Cezayir asıllı bir Fransız olan Rıdvan 17 yaşında. 16'sını yeni doldurmuş Muhammed ise Fransız vatandaşı bir Türk. Ve daha yüzlercesiÖ Dünya onları, arabalardan yükselen alevlerle tanıdı. Kimi "serseri", kimi "esrarkeş" dedi. Belki gerçekten öyleydiler; ama yüreklerindeki yangına kimse dönüp bakmadı. Şimdilik, arabalardaki, sokaklardaki yangın söndü belki sönmesine de, onların ve arkadaşlarının ruhuna işleyen ateş, "insan yerine konuluncaya dek" sönecek gibi görünmüyor. CLİSHY SOUS BOİS OTOBÜSÜ Fransa'da fitilin ateşlendiği yer Paris'in bir banliyösü, adı Clichy Sous Bois. 600 civarındaki Türk ailesi de dahil, yaklaşık 50 bin göçmenin yaşadığı muhitin adı, yalnızca 10 kilometre dışarıda olmasına rağmen Paris'teki metro ve otobüs hatlarını gösteren haritada yok. Clichy'e (Kılişi) gitmek için bindiğim ve tamamen dolu otobüste Fransızların sayısı iki ya da üç. Banliyöye birkaç durak kala onlar da indikten sonra, otobüste kendinizi bir Afrika ülkesinde gibi hissediyorsunuz. Senegalli kadınlar yöresel kıyafetleriyle dikkat çekiyor. Fas-Tunus-Cezayir kökenli kadınlar ise Türkiye'de tercih edilen tesettür kıyafetlerine benzer pardesü ve başörtüler içinde. Clichy'e ye ilk kez gitmeme rağmen, otobüsün banliyö sınırlarına girdiğini anlamak hiç zor olmuyor. Çünkü Paris'in çevre semtlerinde alışıla gelen tek katlı, bahçeli, villa tipi evlerin yerini, birden bire karşınıza dikilen, sıvaları dökülmüş, pencereleri demirli ve hemen her pencerede çanak antenin bulunduğu devasa beton yapılar alıyor. CNN'İN KAMERASI ÇALINMIŞ
UFUK, ANLATIRKEN AĞLIYOR Ufuk'la hem konuşuyoruz hem de Clichy sokaklarını geziyoruz. Hemen her duvarda, grafiti yazıları dikkat çekiyor. Çetelere ait semboller, polislere yönelik küfür içerikli sözler, gençlerin iç dünyasının dışa vurumu. Ufuk anlatıyor. 32 yaşında. 8 yaşında Fransa'ya gelmiş. Aslen Balıkesir Savaştepeli. Semtten çıktığı zamanlarda rahatsız edildiklerini söylüyor ve devam ediyor: "Bir iki kilometre ilerde bir park var. Ramazan ayında, bu parkın içinde arabada oturuyorum. Polisler geldi, bana "neden semtinden çıkıp buraya geldin?" diye sordular. Milletin spor yaptığı park için Polis "niye geldin buraya?" diyor. Ben gelemez miyim yani. Çalışmasam, ipini koparmış birisi olsam anlarım" Ufuk bunları söylerken kelimeler boğazında düğümleniyor. Dönüp baktığımda, gözlerinin dolduğunu görüyorum. "Ağabey" diyor, 'Bu olayın ertesi günü pasaportumu alıp, doğru Türkiye'ye attım kendimi. Anne babamın haberi yok bundan. Bir hafta gidip kafamı dinledim. Yoksa delirmemek elde değil. Bıktım ağabey. Sen de burada altı ay yaşasan sen de aynı olursun" TAŞINMAMIZA İZİN VERMİYORLAR "Buradan başka bir yere neden taşınmıyorsunuz? diye soruyorum. Aldığım cevap ise oldukça ilginç. "Bize başka yerden ev vermiyorlar. Belediyeye gidiyoruz ev talebinde bulunmak için. "Nerde oturuyorsun? diye soruyorlar. Montfermeil, Clichy Sous Bois dediğin anda yüzüne bile bakmıyorlar. Resmi kurumlarda işyerlerinde, hep aynı sorunla yüz yüzeyiz. Mecburen yutmak zorundayım tüm yaşadıklarımı. Evliyim çünkü ve 6 yaşında bir oğlum var. Oğlumun bu ortamı, bu yaşantıyı görmesini hiç istemezdim ve imkan olursa çıkaracağım buradan." SELAMÜN ALEYKÜM KARDEŞ
FRANSIZ MİLLİ TAKIMININ BİZE İHTİYACI VAR Madi. 23 Yaşında. Ailesi Mali'den gelmiş ama kendisi Fransa'da doğmuş. Lise mezunu. Montfermeil'de oturduğu için iş bulamadığını söylüyor. "Paris 10 kilometre sonra başlıyor, burası Avrupa değil" diyor. Kendilerinin ülkeye dahil edilmediğini ifade eden Madi, Sadece ihtiyaçları olduğunda hatırlıyorlar. Fransız Milli Takımı'nın neredeyse tamamı göçmen kökenli ve zenci. Ancak böyle kullanıyorlar" diyor. KENDİMİZİ SAVUNUYORUZ Abidjan'lı Ali ise olaylara atıf yaparak "Bizim kendimizi savunuyoruz. saldıran biz değiliz" diyor. Hepsi de Fransa İçişleri Bakanı Sarkozy'i sevmiyor ve "yabancılara yapmadığı şey kalmadı" diyorlar. Ali, Fransız Pasaportu'nu göstererek ben de Fransa'da doğdum. Fransız vatandaşıyım ama tek farkım ismim Geremy değil. Bu yüzden istenmiyorum" diye konuşuyor. Basının olayları, çete savaşı, uyuşturucu satıcılarının kavgası gibi göstermek istediğini dile getiren Ali, "Alakası yok diyor. Tüm etken içinde yaşadığımız bu ekonomik ve sosyal şartlar ve polisin baskısı. İki tane çocuk öldü. Hiçbir suçları yoktu. Onlar için bu olaylar yapıldı. Bilsinler ki böyle bir durumda biz de elimiz kolumuz bağlı oturmuyoruz. Yarın sıra bize de gelmemesi için kendimizi savunuyoruz." CAMİYE GAZ ATILDI İDDİASI
SESİMİZİ DUYURARAK ÖLELİM Senegalli İbrahim ise 19 yaşında. Orta üçüncü sınıftan sonra okulu bırakmak zorunda kalmış. Göçmen çocuklarını mecburi yaş olan 16 yaşına kadar okuduktan sonra okuldan uzaklaştırmak için bahane arıyorlar" diyor. İbrahim, "Hayatımdan bir şey beklemez oldum. Ben burada yaşamaktansa öleyim daha iyi. Burası açık hava hapishanesinden farklı değil. Burada yaşayan tüm arkadaşlarımın tek bir düşüncesi var. Sessizce ölmek istemiyoruz. Bari sesimizi duyararak ölelim." İLK KUŞAK KENDİ İNSANINDAN KOPAMIYOR
HARKİLERİN SICAK YUVASI!
"GENÇLER FRANSA'NIN TÜM KURUMLARINA TEPKİLİ"
ATALARINDAN ALDIKLARIMIZI GERİ İSTİYORLAR Kauff, Fransa'daki olayları çıkaran gençlerin, Cumhuriyet'in bütün kurumlarına karşı tepkileri olduğunun altını çizerek şu örneği veriyor: "Polise taş atmalarını anlayabilirsiniz ama aynı zamanda onlara hizmet veren itfaiyeye de taş atıyorlar. Okulları yakıyorlar" Kauff, dışlanma psikolojisinin okullarda başarısızlığı beraberinde getirdiğini dile getiriyor. Kauff'un dikkat çektiği bir başka nokta ise gençlerin zihinsel alt yapısı. Olaylarda Fransa'nın geçmişteki sömürgeci yapısının yüzde 100 etkili olduğunu dile getiren Kauff "Fransa'nın kendi ülkelerini sömürge olarak kullandığını kulaktan kulağa duyan çocuklar "dedelerimiz, babalarımız yüzyıllardır verdikleri emeğin karşılığını alamadı. Biz de alamayacağız" diye düşünüyorlar. Bu yüzden bizim asıl mücadelemiz de bu çocukların babalarına en azından seçme ve seçilme hakkını vermek" Strasbourg'ta minareli bir cami yapılması ve İslam'ın Müslüman gençler arasında yeterince tanınması için çaba gösteren Kauff, şunları söylüyor: "Arap gençlerin içerisinde Müslüman olduğunu söyleyen, helal et yiyen, orucunu tutan fakat hiçbir dini bilgisi olmayan büyük bir çoğunluk var. Tek amaçları Fransız toplumundan kendilerini soyutlamak. Kendilerini ancak o şekilde ifade edebiliyorlar. Ayrıca bir çok insan kabul etmese de, Filistin davasının bu mahallelerde bir psikolojik etkisinin olduğuna inanıyorum Tanka karşı taş atan çocukları gören ve onlarla özdeşim kuran bu gençler, biz de burada devletin araçlarına zarar verelim düşüncesi taşıyorlar." BAŞÖRTÜSÜ YASAĞI DIŞLANMIŞLIK ALGISINI ARTIRDI Başbakan Recep Tayip Erdoğan'ın Erdoğan'ın Fransa'daki olaylara ilişkin başörtüsü yorumunu da sorduğumuz Kauff, "Gençlerin ırkı ne olursa olsun otoriteye karşı bir dayanışmaları var. Başörtüsü yasağı, dışlanmışlık algısını daha da artırdı. Olaylarda Fransa'nın sorumluluğu da var. Kolay değil. Bir insanın 20 yılının geçtiği yer bir mahalle olacak. Çevresi hayatı bu mahallede geçecek. Doğru düzgün dil bilmiyor. Dolayısıyla bu insanların çocuklarına yükleyebilecekleri hiç bir misyon yok. Bu normal değil." diyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor: "Evet göçmen çocuklarının entegrasyonları sağlandı ama sadece görünüşte. Yani Fransız gençleri gibi Adidas, Nike giymek, en son marka model arabaya binmek konusunda bir entegrasyonları oldu. Bunu biz empoze ettik. Avrupa'nın daha adil, ve paylaşımcı bir Avrupa'ya ilişkin girişimleri ve projelerinin olması gerekiyor"
|
![]()
|
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |