|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| Y A Z A R L A R | 14 ARALIK 2005 ÇARŞAMBA | ||
|
|
İnsan hayatı için en önlemli hususun "yaşam tarzı" olduğu inancındayım. Dünyaya niçin geldik, ne yapmalıyız, sorularına cevap verir. Geçmişte bunu sağlayan gelenek-görenek-din-coğrafya-tarih-kültür vb. gibi unsurlar idi. Dünyanın çeşitli bölgelerinde çeşitli kavimler, kabileler, milletler kendi medeniyet havzalarının, kendi coğrafyalarının, kendi kültürlerinin yönlendirmesi ile özellikleri belli, devamlılığı olan bir "yaşam tarzı"nı benimsemişti. Bu insan adalarının barınma, yeme-içme, giyim-kuşam, akrabalık-komşuluk, yönetim, adalet, bu dünya, öte dünya hakkında inançları, alışkanlıkları, ekonomileri, sanatları bulunuyordu. Bir bölge zaman zaman öteki bölgenin egemenliğine girerse ve bu süreç uzun sürerse işgal altında olan bölge insanlarının hakim güce itaat sonucu onlara benzediği, kendi geleneklerini terkettiği görülüyordu. Yine de bu "yaşam tarzları"nın dini temelli olduğu, medeniyet havzalarına şekil veren muharrik gücün dinden kaynaklandığı söylenebilir. Pagan topluluklar giderek tek tanrılı dinlere yöneldiklerinde yaşam tarzlarını da değiştiriyorlardı. Bütün bu değişimlerin, işgal ve istilaların, yakıp-yıkmaların zorlamasına rağmen medeniyet havzalarındaki yaşam tarzları kullanılan teknolojilerin benzerliği sebebi ile fazla bir farklılık taşımamış; Çinli ile Hintli, Mısırlı ile Yunanlı, Osmanlı ile Firengistanlı birbirlerinden kolay ayırd edilebilen bir yapıyı muhafaza etmişlerdir. Toprağı işleme, su değirmenleri, dokumacılık, çömlek yapımı, cam ve taş işçiliği, mimarî, sanat ve musiki kendine mahsus özelliklerini taşıyagelmiştir. Tâ ki, modern teknolojinin zuhuruna kadar. Modern teknolojiyi doğuran zihniyet değişikliği, ideoloji ve birikmiş olan maddi güç, zamanla dini tahtından indirmiş, kilise ile mütareke imzalamış (Onu bir bakıma saf dışı etmiş) ve dünyayı yağmalamaya başlamıştır. Avrupa'da vücut bulan Yahudi-Hristiyan temelli Batı Medeniyeti öyle bir kibir ile öteki milletlere saldırmıştır ki, onların hemen herşeylerini yerle bir etmiştir. Onlar medeniliğin sadece kendilerine mahsus olduğuna inanmış; dünyanın geride kalan yörelerindeki insanları "vahşi" olarak adlandırmışlardır. "Vahşi"lerin medeniyete kazandırılmaları neredeyse kutsal bir misyon olmuş, bu çabanın altında emperyalizmin yattığı ustaca gizlenmiştir. Mehmet Âkif'in "Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar" işte budur. (Şimdilerde kurşun ve bomba ile demokrasi ihracı yapıyorlar). Modern bilim ve teknolojinin biriktirdiği güç eski dünyayı tarihten silmiştir. Bu dünyaya ait inançlar, değerler, hükümler, gelenekler, âdetler, topyekun kültür ve medeniyet unsurları (ki bunların tamamı dinî temellidir) "çağ dışı" ilan edilmiştir. Bu, şudur: Ya benim dediğim gibi yaşayacaksın, ya da sen çağ dışısın, yok olacaksın. (Yok etmediklerini folklorik, müzelik, turistik hale getirip kullanıyorlar). Benim gösterdiğim, buyurduğum, dayattığım gibi yaşayacaksın demek; bana bağlı, benim emrimde olacaksın demektir. Teklif edilen "yaşam tarzı" hayli çarpıcı, cazibedar, konforlu ve büyüleyicidir. Her ne kadar Köroğlu "Tüfek icat edildi mertlik bozuldu" demiş olsa da, bilgisayarın getirdiği imkânlar karşısında kimsenin mert olmak, vb. gibi derdi kalmamıştır. Mert olmak, cömert olmak, güçlünün değil zayıfın yanında olmak, kısacası ahlak, köhne bir şey sayılmıştır. Modern teknolojinin ahlak gibi bir derdi yoktur. Onun derdi menfaattir. Menfaat nefsin emridir. İşte eski dünya ile yeni dünya arasındaki temel fark budur. Bir televizyonda "yaşam tarzı" tartışılacak diye açıp baktım. Ne yazık, her zamanki gibi "ucuz siyaset" yapıldı. "Yaşam tarzı" temel bir sorun. Uzun bir mevzu. Bir yüzyıl tartışsak sezadır.
|
![]()
| ||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |