|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| Y A Z A R L A R | 14 ARALIK 2005 ÇARŞAMBA | ||
|
|
Türkiye'de son günlerde dikkatle izlenilmesi gereken garip gelişmeler oluyor. Olayları üst üste koyup topladığınızda ve geçmişteki benzerleriyle karşılaştırdığınızda, birilerinin bildiğimiz bir 'hesabı' sanki yeniden önümüze koymaya çalıştığı hissine kapılıyorsunuz. İşte böyle dönemlerde Türkiye gibi ülkelerde normal haber formatı içinde veriliyormuş gibi gözüken haberler bile, geri planda başka bir kavganın aracı olarak kullanılmaktadır. Son bir ayın Türkiye gündemini iyi analiz ettiğimizde, siyaset üzerinden kimlerin ne tür hesaplar yaptığının ipuçlarını görebiliriz. Mesela, 'içki tartışması', 'cami yapımı', 'alt kimlik-üst kimlik' polemikleri, her gün aş ve iş mücadelesi veren milyonlar için ne anlam ifade eder? Hiç... Ama özellikle Aydın Doğan'ın sahibi olduğu medya kuruluşları, bıkmadan usanmadan çarpıtma ve tahrik odaklı haberler vermeye devam ediyorlar. Bu medya kuruluşlarında sanki her şey otomatiğe bağlanmış gibidir. Mesela, Hürriyet'in bir aylık manşetlerini alın ve dikkatle izleyin. Bir gün, başörtüsü odaklı 'alt kimlik-üst kimlik'li, diğer bir gün 'kırmızı sokak'lı, bir başka günse siyasi iktidarı yıpratma amaçlı terör örgütünün başı Öcalan'ın ağzından ballandıra ballandıra bir manşet... Bütün bunların, salt habercilik amacıyla yapıldığını iddia etmek kadar gülünç bir şey olamaz. Örnek olarak Öcalan'ın, "TC üst kimliğini kabul ediyorum" manşetini ele alalım. Bir kere, bu yeni bir haber değil. Terör başının bu sözleri aylardır internet sitelerinde dolaşımda... Ayrıca, bu manşetin verilişinin ertesinde, Sabah Genel Yayın Yönetmeni Ergün Babahan aynı haberin kendilerine de gönderildiğini, ancak yayınlamadıklarını açıklamıştı. Yani birileri bu haberi "servis" yapmış. Demek ki birileri, tam da Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Şemdinli konuşmalarının ardından kamuoyunu manipule etmeyi amaçlamış Demek ki, son dönemde özellikle Türkiye'nin yumuşak karnını oluşturan hassas konularla ilgili haberler sırf haber olsun diye manşetlere taşınmıyormuş. Bütün dünyada olduğu gibi, Türkiye'de de 'normal vatandaş' algılaması, ülkedeki istikrarın devamından yana olmak durumundadır. Bu bağlamda, hiçbir gazeteci de istikrarsızlık istemez. Ama maalesef, bu konuda Türkiye'deki bazı medya grupları ve yöneticileri istisnadır. Çünkü onlar, aynı zamanda belli merkezlerde Türkiye üzerine hazırlanan senaryoların uygulanmasında "rol" almak durumundadırlar. Bu 'rol alma' o kadar önemlidir ki, mesela belediye lokallerinde içki yasağı yıllardır uygulandığı halde, durup dururken köpürtülerek bugün manşetlere taşınmasını masum habercilik anlayışıyla izah etmek mümkün değildir. Belli ki, tasarlanmış, programlanmış bu tür haberler üzerinden hükümete yönelik bir "meşruiyet tartışması" başlatılmak istenmektedir. Bu planlamanın bir sonraki durağı ise "rejim" tartışması başlatmaktır, hatta mümkünse "laiklik krizi" üretmektir. İyi de, yaratılmak istenen krizin Türkiye'ye ne yararı olacaktır? Hepimiz biliyoruz ki, Türkiye geçmişte bu tür tartışmalardan büyük yaralar aldı. Dahası, toplumsal anlamda tamiri imkansız tahribatlara maruz kaldı. Ama ne yazık ki, Türkiye üzerine senaryo yazmaya pek hevesli bu çevreler hiçbir zaman da vazgeçmediler. Şimdi önümüzde 2007'de Cumhurbaşkanlığı seçimi var ve senaristler yeniden yoğun bir mesai içindeler. Yani bugün topluma dayatılan tartışmalarda, "hedefler" ve "niyetler" başkadır. Öncelikli niyet, AK Parti iktidarını bir "meşruiyet" tartışması içine çekerek siyasi zemini kaygan hale getirmektir. Nihai hedef ise, bu parlamentoya cumhurbaşkanı seçtirmemektir. Kısacası, önümüzdeki günlerde bu hedef için aklınıza, hayalinize gelmeyecek çok sayıda manipülasyon manşetleri görebilirsiniz...
|
![]()
| ||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |