T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 14 ARALIK 2005 ÇARŞAMBA
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Bugünkü Yeni Şafak
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  Hayat
  Kültür-Sanat
  Nar-ı Beyza
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Nazif GÜRDOĞAN

Ölümsüzlük kervanına katılma

Tasavvuf kültürünün hedefi, hayatı yaşanır kılma yolunda, insana her tutum ve davranışının Allah tarafından görüldüğü bilincini kazandırmaktır. Hayatı güzelleştirenler, görünmeyen dünyanın ışığıyla görünen dünyaya bakmayı bilen güzel insanlardır. Onların dünyasında geceler de gündüzdür. Onlar herşeyi gizleyen geceleri gündüze çevirerek, hiçbir alanda çifte bakışa yer bırakmazlar. Savaşsız, barış içinde bir dünya için, onların dünyası bütün insanlığın dünyası olmalıdır.

Tasavvufun insanı değiştirerek, zorluğu kolaylığa, karanlığı aydınlığa ve yoksulluğu zenginliğe dönüştüren ilkelerine, dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın, herkesin ihtiyacı vardır. Bunun için Mevlana ve Yunus'un şiirleri, bütün dünyada derin yankılar uyandırmaktadır. Onları insanlığın ortak duyguları olan özveri, hoşgörü ve sevgiyi harekete geçirerek, yeni bir dönüşümün yolunu açıyorlar. Anadolu'yu dönüştürenler, yeni yüzyılda Türkiye'yi yeniden Avrupa'ya taşıyorlar.

Hafta sonunda Edirne'de "Rumeli Gençlik Grubu" Başkanı Şükrü Çeşme'nin gayretiyle düzenlenen toplantıda "Sonsuzluk" zincirinin Yirminci yüzyıldaki en güçlü halkası, Necip Fazıl Kısakürek anıldı. Onunla ilgili hiçbir etkinliği kaçırmayan Bünyamin Şen'in yönettiği panelde, Prof. Dr. Sadettin Ökten, Hasan Gümüş ve ben, Onun düşünce, sanat ve tasavvufa bakışını değişik açılardan ele alarak tartıştık. Söz ustaları Erdem Bayazıt ve Mustafa Hatipler şiirlerinden örnekler sundular.

Medine'den yola çıkan "Sonsuzluk Kervanı" yeni katılanlarla yıldan yıla büyüyerek, bütün insanlığı barışa, dostluğa ve kardeşliğe çağırıyor. Kervan peşlerinden gelenlerin seven gönlü, düşünen aklı ve üreten eli olarak, iki dünya arasındaki sınırları kaldırıyor. Onlar hayatı ölümden, ölümü de hayattan ayırmadıkları için, hayatla birlikte ölümü de güzelleştirmişlerdir.

Onların dünyasında ölüm bir son değil, yeni bir hayatın başlangıcıdır. Onlar ölümü ölümsüzlüğe geçiş olarak görmüşlerdir. Onları izleyenlere "Yepyeni bir dünya" armağan edilir. O dünyada kötülükler iyiliğe, çirkinlikler güzelliğe ve nefretler sevgiye dönüşür. O dünyada yaşamıyor gibi yaşanır, yaşanıyor gibi de ölünür. Hayat ile ölüm arasındaki duvarlar bir bir yıkılarak, iki dünya arasındaki uyum, denge ve düzen sağlanır.

Necip Fazıl "O ve Ben" isimli kitabında ayrıntılı olarak anlattığı gibi "Peygamber Halkası"ndan bir Allah dostunu tanır ve bütün dünyasını değiştirir. "Çile" şiiri onun yaşadığı derin bunalım ve kurtuluşun insana korku ve ümit veren mısralarla anlatılmasıdır. Onun "can elması"nı kül eden bunalım, şiirine bütün boyutlarıyla yansır. Ruhuna yerleştirilen "Saatli bomba" ile bildiği dünya paramparça olur ve kendisine bilmediği yeni bir dünya verilir.

Necip Fazıl "Çöle İnen Nur"da yalnızca Anadolu'nun değil, bütün insanlığın hem geçmişini, hem de geleceğini görür. Bu yüzden, doğusu, batısı, güneyi ve kuzeyiyle bütün dünyayı ölümsüzlük kervanına katılmaya çağırır. Onun için, artık düşünce düşünce için değil, düşünce "iman" içindir. O düşünce, sanat ve eylemi "iman" için bilir, ve "iman"ı zenginleştirme gayreti olarak görür.

Doğu'nun Batı'ya yolculuğunu peygamberlerle başlamış, onların peşinden giden gönül dünyasının mimarlarıyla devam ediyor.

Tasavvuf iki dünyaya kılavuz olma özelliğini korudukça, insanları değiştirme gücünü de koruyacaktır.

İki dünyada ölümsüzlüğü inananlar yakalar.

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi