|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| Y A Z A R L A R | 14 ARALIK 2005 ÇARŞAMBA | ||
|
|
Bugünkü eğitim sistemimiz, 'meslek sahibi insan' yetiştirmeyi başarabiliyor mu? Bana ve bilcümle düşünüp yazanlara göre, gençlerimizin mesleki eğitim alanındaki başarılarından ve işteki yüksek verimliliklerinden göğsünü gere gere bahsetmek mümkün değil. Sanayide, ticarette, tarımda, hizmet sektörlerinde gerek teknik ve gerekse meslek liselerine olan ihtiyaç, had safhada. Büyüme sürecindeki Türkiye'de, mesleki eğitimdeki yetersizliğin korkunç bedelini bütün sektörler, en acı biçimde yaşamaya başladı. İş bulamayan eğitimli gençlerimiz, mesleki eğitimsizliğin can yakıcı bütün acılarını da aileleriyle birlikte yaşıyorlar. Ve bu büyük olumsuzluğun düzeltilmesini her siyasi kadro kabul ediyor. Fakat ne yazık ki, kanayan bu yaraya, hiçbir siyasi kadro, bugüne kadar neşter vurmayı başaramamıştır. Bu nedenle de sürekli ve istikrarlı büyümeyi kalıcı kılamıyoruz.
Mesleki eğitimsizliğin üretimi öldürdüğü gerçeği, yeni keşfedilmiş bir olgu da değil. Osmanlı'nın son dönemlerinden beri biliniyor bu teşhis. Bunun için sadece zamanımıza ait değerlendirme ve yargı olarak nitelendirilmemelidir. Mesleki eğitimsizliğin ortadan kaldırılabilmesi için de muhtelif meslek dallarında eleman yetiştiren okulların hızla açılması karara bağlanmıştı, o dönemlerde. Ama bugün yaşanan vurdumduymazlık, sanayi ve bilgi toplumu süreçlerine girmiş olmamıza rağmen, affedilecek gibi değil.
Bir soru önergesine cevap verirken, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu tarafından TBMM'nde yapılan açıklamaya göre, ilk kez iş arayanlar, işsizlerin dörtte birini oluşturuyor. Ve daha önce hizmet sektöründe çalışanlar ise % 36,5 işsizlik oranıyla, işsizler içinde ilk sırada yer alıyor. DİE Hanehalkı İşgücü Anketi Temmuz 2005 sonuçlarına göre, işsiz sayısı, 2 milyon 317 bin; işsizlik oranı ise % 9,1. Aynı dönem itibariyle tarımdışı işsizlik oranı, % 12,8'dir. Eksik istihdam eklendiğinde atıl işgücü sayısı, 3 milyon 162'ye, atıl işgücü oranı ise yüzde 12.4'e çıkmaktadır. Bakanın açıklamasına göre, işsizler içinde ilk sırayı % 36.5 ile daha önce hizmet sektöründe çalışanlar almakta; bunu, % 25.5 ile ilk kez iş arayanlar izlemektedir. Ve bu son kategorinin büyükçe bölümünü mesleksiz veya üretim sürecine yeterince uyarlanamamış meslekli tahsilliler teşkil etmektedir.
Sosyal olayların ekonomik yapı içerisinde yerini hakkı ve vasfıyla alarak günlük hayat için gerekli ve yeterli gelir düzeyini temin edebilen bireylerce oluşturulmadığı biliniyor. En azından eylemci kalabalıkların işi ve mesleği belirgin bireylerden oluşma ihtimali çok zayıftır. Çünkü mesleği ve işiyle sosyal statüsü kararlılık kazananların sosyal aktivitenin risklerini üstlenmesi pek mümkün olmamaktadır. Genellikle sosyolojik belirlemeler bu doğrultuda.
Üretim, acemi ve vasıfsız bireylerin ortaya çıkarabileceği bir süreç ve sonuç değil. Birey başına düşen üretim ve ihracatı, gelişmiş ülkeler düzeyine çıkaramamış toplumların eğitim yapıları, hep alarm vermekte. Türkiye, bu olumsuz yapıdan kurtulup; özellikle iktisadi kriz sonrasında, özellikle iki yıldır gösterdiği ve nüfus yapısı itibariyle daha fazla göstermek zorunda olduğu istikrarlı büyüme ve kalkınma performansını, mesleki ve teknik eğitimini çağdaş iktisadi yapımıza uygun bir düzeye hızla ve acilen çıkararak yükseltebilmelidir.
|
![]()
| ||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |