|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
hayatına son verilemez'
Avrupa'dan sonra Türkiye'de de bir "kök hücre" tartışması başladı. Sizin çalışmalarınız hangi aşamada? 2000'li yılların başında kısaca HUGO denilen uluslararası İnsan Genomu Projesi'yle insan genlerinin yapısı belirlendi. Bu projenin bize sunduğu sadece harflerini okuyabildiğimiz, fakat dilini anlamadığımız bir kitap. Esas zorlu ve önemli olan kısım ise bu kitabı okumak, anlamak. Şu anda Almanya'da dünyanın en büyük projelerinden olan Milli Genom Araştırma Ağı'nda (NGFN - Nationales Genom Forschungsnetz), Alman Bilim ve Araştırma Bakanlığı'nın yaklaşık 175 milyon euro tahsis ettigi bütçeyle 300'den fazla araştırma grubu, bu kitabı anlamaya çalışmakla meşgul. Bu dev araştırma gurubu kalp-damar hastalıkları, nörolojik hastalıklar, infeksiyon hastalıkları ve diğer hastalıkların oluşumunda ve seyrindeki genlerimizin rolünü araştırıyor. Siz bu projenin neresindesiniz? Benim Mainz Üniversitesi'nde, tıp tarihi, felsefesi ve etiği kürsüsünde koordinatörlüğünü yaptığım "Public Health Genetics" (Halk Sağlığı ve Genetik) projesi ise bu büyük projede elde edilen bilimsel bilgilerin sağlık sisteminde uygulanması sırasında ortaya çıkabilecek ahlaki, sosyal ve hukuki meseleleri araştırıyor ve dünyadaki bilim adamlarının istifade edebileceği uluslararası bir bilgi bankası oluşturuyor. Kök hücresi nedir? Kök hücreleri, öncelikle kaynağına göre kabaca "embiriyonal kök hücresi" (embryo stemm cell) ve "yetişkin kök hücresi" (adult stem cell) diye iki gruba ayrılabilir. Embriyonal kök hücresi, kadın yumurta hücresinin erkek spermiyle döllenmesinden birkaç gün sonra, yaklaşık 100-200 hücrelik bir yapıya ulaşan embiriyodan (Blastosit) kazanılan hücrelerden oluşuyor. Embiriyonun hayatına son verilerek elde edilen bu "kök hücreler" vücudumuzun her hücresine dönüşebilme kabiliyetine sahip (pluripotent). Bu hücreler, bunun dışında kürtaj yapılan 5 ila 9 haftalık fetüsten ya da klonlama yoluyla (Dolly metodu) elde edilebilir. Yetişkin kök hücreleri ise birçok organın yanısıra özellikle kemik iliği ve kanda bulunur. Yeni doğan bir bebeğin göbek kordonunda da, bu tip yetişkin kök hücreler mevcut. Araştırmalar çok yeni Embiriyonik kök hücreleri üzerinde bilimsel araştırma ahlaki açıdan neden problemli? Öncelikle ahlaki meselenin kaynağı iyi tesbit edilmeli. Türkiye'de meseleyi kavramamış insanların yaptığı tartışmalarda sap ile saman birbirine karıştırılıyor. Buradaki ahlaki mesele, ileride hastalıkları tedavi icin kullanılabilme ihtimali olan bir bilgiyi ya da metodu ortaya çıkarmak amacıyla embiriyonun hayatına son verilmesidir. Bu işlem sırasında, ne bir insanı tedavi edecek bir organ oluşturulmakta ne de baska bir insanın hayatı kurtarılmaktadır. Şimdiye kadar yapılan çalışmaların neticeleri bazı kas, beyin ve nörolojik hastalıkların tedavisi için ileriye dönük umut ışığı taşısalar da, bu çalışmaların şu anda daha çok temel bilgileri edinmeye yönelik olduğunu unutmamak gerekir. Aynı bilimsel çalışma bir yetişkinin kemik iliğinden -tabiî o bireyin de rızasını alarak- elde edilen kök hücrelerinin üzerinde yapılırsa bahsettiğimiz ahlaki mesele de ortadan kalkar. Neden daha çok embiriyonal kök hücreler üzerinde araştırma yapılıyor? Bilimsel araştırmalarda, daha çok embiriyonun hayatına son verilerek elde edilen kök hücrelerinin kullanılmak istenilmesinin sebebi; bu hücrelerin gelişme potansiyellerinin yetişkin kök hücrelere göre daha çok olmasından kaynaklanıyor. Ama yetişkin kök hücrelerinde araştırma yapmaya kalktığınızda da bir embiriyonun hayatına son vermek mecburiyetinde değilsiniz. Yani burada ahlaki boyutu ağır basan bir muhasebe yapmak gerekiyor. Türkiye'de cenin kullanılarak yapılan kök hücre konusundaki tartışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye, bilim ve teknoloji üreten değil tüketen bir ülke. Onun için tüp bebekte olduğu gibi teknoloji uygulanınca tartışmalar başlıyor. Yani yola çıkılıp tekerlek kırıldıktan sonra. Halbuki teknolojiyi kullanmadan önce o teknolojinin kültürünüze ve insan anlayışınıza uygun olup olmadığına bakmanız gerekir. Tabii bu işin etik tarafı. Etik sorulara tıp veya biyolojiden cevap beklemek safdillik olur. Fizik, kimya, biyoloji gibi tabii bilimlerin tabiatları gereği ortaya çıkardıkları bilginin kullanıldığı teknolojiyi ahlaki açıdan yargılamaları mümkün değildir. Bilgiye giden yol insani olmalı Bu tıpta bile olsa, amaç araçları meşru kılar mı peki? Bu meselenin içinde "amaçlar araçları her zaman mübah kılar mı?" sorusu gizli. İnsanın ızdırabını dindirecek bir bilgiye ulaşmak ve onu o yolda kullanmak insani açıdan takdire şayan. Lakin, o bilgiye ulaşırken kullandığınız metodları ahlaki kriterlerle sorgulamanız da gerekiyor. Laboratuvardaki araştırmanın parasını vergisiyle ödeyen halkın, bilim adamına tıpkı kendisine para getiren çocuğuna babasının sorması gibi -bu bilgiyi nasıl buldun- diye sorması gerekir. Bu kriterlerin önemli ölçüde Avrupa'daki ilmi araştırmalarda geçerli oldugunu biliyoruz. Eğer insanlar üzerinde deney yapan bir araştırmacı ilgili etik komitesinden izin almamışsa araştırmalarının sonucunu hiçbir ciddi bilimsel dergide yayınlayamaz. Avrupalı araştırıcılar bölündü Embriyodan kök hücre elde edilmesi konusu Avrupa'da çok sesli ve ülkeden ülkeye değişen bir karakterde tartışıldı. Embiriyo kök hücreleriyle yapılan araştırmaları destekleyen ve karşı olan iki ana pozisyondan bahsedebiliriz. Araştırmalara taraftar olan gurup, hastalıkları yenmek icin bilimsel çalışma yapmanın da ahlaki bir vecibe olduğunu savunuyor. Karşı çıkan grup, bilgi edinmek için insan olabilecek bir embiriyonun hayatına son verilmesinin insanlik haysiyetine ve onuruna aykırı olduğunu vurguluyor. Burada embriyonun belli bir amaç icin entstrümentalize edildiği de vurgulanıyor. Tabiî bu arada -özellikle kiliseler- bilimsel çalışmalara karşı olmadıklarını, araştırmalarda ahlaki açıdan daha az problemi olan yetişkin kök hücrelerinin kullanılmasını istiyorlar. Acil olana öncelik vermeliyiz Türkiye'nin sağlıktaki çok sınırlı maddi kaynaklarını gözönüne bulundurursak, bu kaynakların dağıtılması sırasında adaletli olmak gerekiyor. Tıpkı acil serviste çalışan bir doktor gibi, sağlık açısından en acil olana öncelik vermeliyiz. Belki 20 yıl sonra faydası olacak bir araştırmaya para akıtmanızı hangi ahlaki argümanla savunabilirsiniz. Almanya Ingiltere ve Amerika gibi ülkeler meselelerini halletmişler, araştırmaya ayıracak para ve insan kaynakları var. Basındaki çelişkili haberlerden Türkiye'de embiriyo kullanarak kök hücre araştırmasının yapılıp yapılmadığı konusunda net bir neticeye varılamaz. Birçok şey belli amaçlar için manüpüle ediliyor. Burada da manüpülasyon olup olmadığına bakılmalı. Eğer böyle bir araştırma zaten yapılmıyorsa bunu yasaklamak anlamsız. Ama bu, yasal düzenlemelerin gereksiz olduğu anlamına gelmez. Bu çözüm arayışı kapalı kapılar ardında üç beş uzmana bırakılmamalı. Öncelikle bu ve buna benzer konularda halk kendisinin anlayacağı bir dilde uzmanlarca bilgilendirilmeli. Şartlar oluşturularak kamuoyunun meseleleri tartışmasına imkan verilmeli. Dr. İlhan İlkılıç kimdir?
Sağlık Bakanlığı'nın embriyodan (cenin) kök hücre elde edilmesini yasaklama kararı tartışılıyor. Ceninden kök hücre alınması Avrupa'da da çok tartışıldı. Mainz Üniversitesi'nde 'Halk Sağlığı Genetiği' adlı projenin koordinatörlüğünü yapan Dr. İlhan İlkılıç'la konunun Avrupa ülkelerinde nasıl tartışılarak çözüme bağlandığını konuştuk. Dr. İlkılıç, İstanbul, Bochum ve Tübingen'de tıp, felsefe ve şarkiyat okudu. Tıp ve felsefe doktorası olan İlkılıç'ın cok kültürlü toplumlarda tıp alanında karşılaşılan meseleler, gen mühendisliği, gibi konularda çok sayıda yayını ve kitabı var. İlkılıç, Mainz Üniversitesi'nde öğretim görevliliği ve NGFN-Public Health Genetics (Halk Sağlığı Genetiği) adlı projenin koordinatörlüğünü yapıyor.
|
|
![]() |
|
|
|
|