AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Kimsenin aldırdığı yok

Gazeteleri yine dikkatlice taradım ama yine pek bir şey bulamadım.... Yok yok yok! Anlaşılan o ki gazetelerimiz bizi "kök hücre' araştırmaları ve Sağlık Bakanlığı'nın bu yöndeki bazı araştırmaları yasaklayan kararı hakkında aydınlatmaya hiç mi hiç niyetli görünmüyor.

"Talihsiz ülkeler"de durum böyledir işte. Ülke medyası 1 YTL karşılığında pazarlanan bir dergiyi süsleyen"tesettürlü porno" gibi baştan aşağıya "kötülük" kokan ucuz-bayağı yayınları bile ön plana çıkarmayı ihmal etmezken, "kök hücre" araştırmaları gibi üzerinde bütün dünyada en ciddisinden tartışmalar yapılan bir konuya hiç mi hiç iltifat etmez. Çünkü "bizim" böyle tartışmalara ihtiyacımız yok; çünkü biz adına "etik" ya da "ahlak" deyin insanoğlunun unutmamaması gereken bazı kavramlar -bu kavramları ister dini isterse seküler zeminde anlayın- olmadan da yaşayabiliriz; çünkü bizim bambaşka meşgalelerimiz var...

Bir gazetede şöyle bir haber: "Kök hücre tartışması bilim dünyasını ikiye böldü". Bölecek tabii ki, dünyada da durum böyle değil mi? Peki ya bu tartışmanın "toplumu ikiye bölmesi" gibi bir sorun görünüyor mu ufukta? Ne gezer; "bilim dünyası" ikiye bölünecek ve bu işi bitirecek.

Gazetenin biri manşete (malum) bir bakanın açıklamasını taşımış: "Ahlaki değerler hiçe sayılarak derin yaralar açılıyor. Aile yapımızda ciddi çözülmeler var."

İşte, biz "ahlakı" ancak bu çerçevede tartışabiliyoruz. Oysa biliyoruz ki "aile"ye çok bir şey olduğu yok, o yerinde duruyor, "çözüldüğe" filan yok... Ama iş dünyanın tartıştığı bir "ahlaki"soruna, "kök hücre" çalışmalarına gelince hemen herkes sessiz, ortada ciddi bir tartışmadan eser yok.

Sağlık Bakanı "İnsan nesliyle oynayabilirler" diyor. "Oynayabilirler" mi oynayamazlar mı tam olarak bilmiyorum doğrusu. Ama madem ki ortada böyle bir iddia var, bu iddiayı bizim de ciddi olarak tartışmamız gerekmez mi? Ayrıca bu arada unutmayalım: "Dünya devleti olmak" gibi böbürlenmeler günümüzde artık bu türden tartışmalara katılmakla mümkün oluyor.

"Kök hücre" çalışmalarına ilişkin hemen her ülke bugüne kadar birşeyler yapmış. Kimi İsviçre örneğinde olduğu gibi "Embriyoner kök hücre araştırmalarına ilişkin federal yasa" başlıklı bir yasa çıkarmış; kimi konuya ilişkin "ulusal etik komite"lerden görüş almış; kimi konuya ilişkin kuruluşlarını bir araya getirerek yapılması gerekenler hakkında araştırmaya koyulmuş... Önümde Fransa'da Lionel Jospin Hükümeti'nin Araştırma Bakanı Roger-Gerard Schwartzenberg'in 5 yıl önce kaleme aldığı bir yazı var. Özellikle "kök hücre" araştırmalarının değerlendirilmesine ayrılmış. Bakan önce konuya ilişkin "Ulusal Etik Danışma Komitesi"nin tavrını açıklıyor. Araştırmaların karşılaştığı "etik" problemleri tek tek sıralıyor. 1994 tarihli "Bioetik Yasa"nın geçirmesi gereken revizyonu hatırlatıyor. Bir yandan insan embriyonuna ilişkin sergilenmesi gereken dikkate, diğer yandan ise bu yöndeki araştırmaların deva olacağı hastaların haklarından söz ediyor. O tarih itibariyle "tüp bebek" araştırmaları sonucunda elde biriken 150.000'e yakın embriyonun geleceğini tartışıyor. Ve çok önemli olarak, bu tartışmada söz sahibi olacak bir "Yüksek Konsey"in nasıl oluşması gerektiğinden söz ediyor. Bilimler Akademisi, Tıp Akademisi, bazı yüksek araştırma merkezleri, "iki parlamenter", Danıştay, Yargıtay, hasta dernekleri ve nihayet Ulusal Etik Komite'den gelecek üyelerle oluşan bir "Yüksek Konsey" bu.

İsterseniz şimdi de bize gelelim: Ortada sadece söz konusu çalışmaları yasaklayan bir bakanlık kararı var! Kararda dile getirildiği gibi münasip görülmüş ve söz konusu yasak getirilmiş. Ortada ne "akademiler" camiasından fikir beyan eden var, ne de "hasta dernekleri" ya da "etik komite" gibi bizde rastlanmayan kuruluşlardan tartışmaya katılım var.

Benim ulaşabildiğim kadarıyla "Akademiler" camiasından konuya ilişkin tek açıklama Türkiye Bilimler Akademisi'nden (TUBA) bir yıl kadar önce çıkmış. Kısa, iki sayfalık bir açıklama bu. Açıklamada, kurumun "Kök Hücre Araştırmalarında Güncel Kavramlar" adlı bir raporun daha önce yayınlandığından söz ediliyor. Söz konusu rapor, "kök hücre" araştırmalarını düzenlemek, planlamak amacıyla bir kurulun oluşturulmasını önermiş. Açıklamadan öğrendiğimiz kadarıyla, söz konusu raporda "Karar vericilerin kök hücre araştırmalarına kaynak ve insan gücünü odaklayabildikleri ölçüde ülkemizin, Batı'daki tartışmalardan doğan boşluğu, Güney Kore örneğinde olduğu gibi, doldurabilmesinin ve stratejik bir alanda önüne çıkan bir fırsatı gerektiğince değerlendirerek öne çıkmasının mümkün olacağına inanıyoruz" deniyormuş.

Ama görüyorsunuz, tartışmalı da olsa ülkede var olan tek Akademi'nin önerisi de bugüne kadar hiç kimsenin ilgisini çekmemiş. "Güney Kore örneğinde olduğu gibi" ya da "stratejik" gibi ifadelerin ne anlama geldiğinin açıklanması Akademi'den istenmemiş. Anlaşılan o ki, Akademi de "rapor"unun arkasında olması gerektiği gibi durup konuyu Akademi dışına taşan bir tartışmaya dönüştürmemiş.

Eh sonuç olarak, bilimsel araştırmalara ilişkin büyük bir "kuraklık" yaşanan böyle bir ülkede de, sonuç olarak karar alma yetkisi dönüp dolaşıp Sağlık Bakanlığı'na gelmiş! Görüyorsunuz; bizde bu ve benzer tartışmalarda "Yüksek Konsey" oluşturmak ve onun hakemliğine başvurmak gibi bir âdetten eser yok... "Kök hücre" araştırmalarına ilişkin olarak karar merci besbelli: "Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Bekir Keskinkılıç"

Dünyaya ya da daha dar tutacak olursak AB'ye karşı ayıp olmuyor mu biraz? Hem unutmayın -eğer kısmetse- AB ile müzakereye oturacağımız ilk beş konunun içinde "Bilimsel Araştırmalar" faslı da var...


2 Ekim 2005
Pazar
 
KÜRŞAT BUMİN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi
Dünya | Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon
Sağlık | Arşiv | Bilişim | Dizi
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED