AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
G Ü N D E M
Hayata 'ilik'le bağlandılar

Onlar kan kanseri hastasıydı. Kimine 3 ay, kimine ise 10 yıl ömür biçilmişti... Ölümle burun buruna gelen kan kanseri hastaları kemik iliğiyle tekrar hayata döndüler. Şimdi kendilerini hayata bağlayacak kemik iliği bekleyen hastalar için güçbirliği yaptılar.

  • ASLIHAN A. KARATAŞ / ANKARA
    Onlar, kan kanserinin de tedavi edilebileceğinin canlı örnekleri... Bir kemik iliği onları ölümün kıyısından aldı ve tekrar hayata döndürdü. Hepsinin farklı birer öyküsü var, ama iyileşmelerini sağlayan en önemli ilaç ise moral...

    Türkiye Kemik İliği Transplantasyon Vakfı, kök hücre nakli hastalarını bu defa 'Yeşil Bilezik' projesi için biraraya getirdi. ABD'de yıllardır uygulanan 'Yeşil Bilezik' projesini Türkiye'de hayata geçireceklerini anlatan Vakıf Başkanı Prof. Dr. Osman İlhan, "Ülkemizde 3-4 bin civarında nakil bekleyen hasta var. Ama her yıl ortalama 600 civarında nakil yapılabiliyor. Yeşil bileklikleri kemik iliği hastaları ve vericileri takacaklar. Bileklikler sayesinde bu konuya dikkati çekmeyi, gönüllü vericilerin sayısını artırmayı, insanları nakil konusunda bilinçlendirmeyi amaçlıyoruz" dedi.

    Toplantıda kan kanserini nasıl yendiklerini anlatan kök hücre nakli hastaları, yaşamak için 'uygun ilik' bekleyen kanser hastalarına umut aşıladılar. Ölüme meydan okuyan ve hayata sımsıkı sarılmayı başaran eski kan kanseri hastalarının 'umut' ilginç öyküleri var.

    AYŞEGÜL ÖZCAN AKIN: (Ankara)


    İyileştim, çocuğum oldu
    "30 yaşındayım. 2000 yılının Ağustos ayında, evlendikten 6 ay sonra kanser olduğumu öğrendim ve herşey bitti diye düşündüm. Eşim ve ailem çok destek verdi. Nakil olmazsam tabii ölüm riski vardı. 10 ay kemoterapi gördükten sonra yüksek dozda ilaç tedavisine başladım. Ardından radyoterapi. 1 ay boyunca KİT odasında kaldım. Burada yatmak korkutucu gibi geliyor ama hiç de öyle değil. Bana kendi hücremden nakil yapıldı. Saçlarım, kirpiklerim, tırnaklarım döküldü. Bu tedavide kullandığım ilaçlar yüzünden çocuğumun olmayacağını söyleyenler vardı. İyileştikten 2 yıl sonra 2005'te Semih dünyaya geldi. Hamile olduğumu öğrendiğimizde çok şaşırdık. İnanamıyorduk. Moral en önemli şey."

    NURHAN KANDİL: (Zonguldak-Ereğli)


    'Bir nefes bile benim için önemli'
    "Angela'nın Külleri diye bir kitap okumuştum. Açlıktan ölen çocukları anlatıyordu. Beni çok etkiledi. Hastalığı yeneceğime, başaracağıma inandım. Hedef belirledim. Askerlik çağındaki oğlumun nişanını görmek istiyordum. Hedeflerime ulaştıkça hastalığı yeneceğime olan inancım arttı. Hiçbir zaman 'hastayım' diye yatağa uzanıp yatmadım. İlik nakli olurken bile ayaktaydım. Artık camdan bakarken camın kirli olduğunu değil, dışardaki kuşları, ağaçları, çiçekleri görüyorum. Bir nefes bile benim için çok önemli. Lösemi hastaları hiç korkmasınlar, çünkü bu hastalığın artık tedavisi var.

    HANİFE TORUN: (Ankara)


    'Çocuklarım için yaşadım'
    "47 yaşımdayım. 2002'de nakil oldum. Lösemi hastasıyım. Hastalığımın teşhisini televizyonda hocamın anlattıklarını dinlerken kendim koydum. Eşim de 'Sen kanser olacak son kişisin' diyordu. Çünkü çok neşeliydim. Herkese hoşgörüyle bakarım. Şimdi çok iyiyim. 28 gün KİT (Kemik İliği Transplantasyon) odasında kaldım. Orayı evim gibi görüp sevdim. Ölümü aklıma getirmedim. Yeneceğim dedim. Üç çocuğum vardı. Bir tanesi 5 yaşındaydı. Onlar için yaşamalıyım dedim. Hastaneye geldiğimde ölü gibiydim. Tedavim 100 gün sürdü. Ailem, komşularım, dostlarım sayesinde bugünlere geldim."

    EBRU ALTUNAY: (Sivas)


    'Hayata bıraktığım yerden başladım'
    "Bir ilaç firmasında çalışıyordum. 1999'da hasta olduğumu öğrendim. Hep duyardım, ama kendi başıma geleceğini düşünmemiştim. Nakil olduktan 7 ay kadar sonra beni işten çıkardılar. Hem de onkoloji ürünleri tanıtan bir ilaç firması. Nakilden sonra eski sağlığıma kavuşacağımı söylediler. Erken teşhis oldu. Ablamın dokusu tuttu. 17 Mayıs 2000'de nakil oldum, yeniden doğduğum gün. İnandık, başardık. Şimdi hayatı günü gününe yaşıyorum. Çalışmaya başladım tekrar. Çok mutluyum, sağlıklıyım. Hayatıma bıraktığım yerden devam ediyorum. Artık hiçbir şeye üzülmüyorum."

    SERPİL ALTUNAY: (Ebru Altunay'ın ablası)


    Riskli de olsa iliğimi verirdim
    "Tetkiklerden önce kardeşime dedim ki 'ikimizin iliği tutacak'. Diğer kardeşlerimize göre daha yakındık birbirimize. Kardeşimi iliğimi verme konusunda bir an bile tereddütüm olmadı. Anne kız gibiydik. Nakil bekleyen hastaların yakınları konuşurken, ilik verenlerin daha sonra hastalanabileceğine ilişkin tedirginliklerini gördüm. Böyle bir şey yok. Ben kardeşime iliğimi verdikten sonra herhangi bir sıkıntı yaşamadım. Nakilden sonraki gün ayakta, koşabilecek durumdaydım. Bu konuyla ilgili yanlış kanıların silinmesini istiyorum."



  • 16 Ekim 2005
    Pazar
     
    Künye
    Temsilcilikler
    Abone Formu
    Mesaj Formu
    Online İlan

    ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi
    Dünya
    | Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon
    Ramazan
    | Arşiv | Bilişim | Dizi

    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED