|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Fenerbahçe-Schalke maçını izliyorum ekranda... Volkan inanılmaz bir gol yedi... Hiç haraket etmese top kucağına geliyordu. O zıplayıp ayağının altından kaçırdı. Neden?... Birkaç ay önce bir başlık vardı gazetelerde, hatırlıyorum. "En büyük kusurum, kendime olan aşırı güvenim" Sözün sahibi Volkan'dı... Yukarıdaki "Neden" sorumuzun cevabıydı bu söz... Fenerbahçe seyircisi de berbattı. Takım gol yedikçe gerginliğe girdiler. Top Fenerli futbolcunun ayağındayken uğultu çıkardılar, harala gürele bağırdılar. Oyuncuların elini ayağına dolaştırdılar. Ben Fenerbahçeliyim ama, gol yeseler bile "Kartal gol gol" diye bağıran Beşiktaş seyircisine hayranım.
![]() AB heyeti kuş gribi vakasını incelemek üzere geldiği Bandırma'da sofraya oturuyor. İştahla tavuk yiyor. Menüde sadece tavuk var... Bir yandan da Star Haber'de kuş gribinden ölen tavuklar sonrası son gelişmeleri izliyor. Star AB'ye girdi... Hayırlı olsun.
![]() Bir yazı yazdım. Dedim ki, bazı televizyonların basın halkla ilişkiler bölümleri iyi çalışmıyor. Çünkü bana bilgi geçmiyor. Bazıları ise arı gibi çalışıyor, bilgi bombardımanına tutuyor, hepsinin ismini beynime kazıdım. Çalışmıyor dediklerimize sallarken, kantarın topuzunu da kaçırdık tabii.. Alınmışlar. Gücenmişler. NTV'den aradılar "Biz bilgi geçiyoruz gazetenize" dediler. Bunu biliyorum karşılığını verdim. Ancak ben bir TV eleştirmeniysem bana da bilgi geçmeniz lazım ama yok. Üstelik birbirimizi tanımıyoruz bile. Bu bizim ayıbımız değil mi? Basın ve Halkla ilişkiler ne demek?... Basınla ilişki kurmak demek... Ben neyim? Basın mensubu... Karınca kararınca köşesi olan bir yazar. Televizyon eleştirmeni. Ve benimle temasa geçen Basın ve Halkla İlişkiler işini televizyonlarda yapan adam sayısı ikiyi-üçü geçmez. Alo bile demediler bana. Tanımıyoruz, tanışmıyoruz. Hadi Basın ve Halkla İlişkiler ben olsam derim ki, tamam bu benim hatam. Yahu Ramazan bitiyor, bir iftar bile açmadık bir tanesi ile... Bu bizim ayıbımız değil mi?... Ben biraz da ağır bir eleştiri yaparak belki iftara çağrılırım diye bekledim ama arayan yok. TV8'deki arkadaşlar da çok bozulmuş bana, gazeteyi arıyor. Bozulmakta, darılmakta haklı olabilirler kendi açılarından, biz biraz gıcıklık, belki de acurluk bile yapmış olabiliriz.... Ama beni niye aramıyorlar. Yazıyı yazan benim... Siz de muhatap aldığım Basın Ve Halkla İlişkilersiniz... Adı üzerinde... İlişki... Ama merhabamız yok... Kimsin sen ve ben?... Üstelik hâlâ yanlış adreslere gidiyoruz.. Ve zorla haklı çıkarıyorsunuz. Yahu bırakın ben yanlış olayım. Bakın NTV'deki arkadaş gayet güzel izah etti bana. "Biz televizyon eleştirmenlerine mail yoluyla bilgi yağdırdık geçmişte. Ancak mesaj kutumuz doluyor, alakalı alakasız herşeyi atıyorsunuz diye fırça yedik" dedi. Ama ne yapalım biz tazeyiz henüz. Bizim de kusurumuz var. Belki de beynimiz duruyor bazen... Onu çalıştırmak için bol bol bir araya gelip, bol bol iftar yapıp, bol bol et yememiz lazım. Belki de sırf bunun için salladım size... TV8'deki arkadaşlar... Ne dersiniz?.. Çay... Nargile bile olabilir...
|
|
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv Bilişim | Dizi | |
© ALL RIGHTS RESERVED |