AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Grossman'dan sonra Edelman...

Birileri, "Ee, ne olmuş yani?" demiyorlar mı, sinirlerim tepeme çıkıyor... ABD ve oradan da dünyayı ayağa kaldıran skandalı artık Türkiye de tartışıyor. Gazeteler, hem de savaşı sonuna kadar desteklemiş olanları bile, "Bush halkını aldatmış" diye yazıyorlar... "Irak'ta kitle imha silâhı olduğu yalanmış" diyorlar... "Bush, savaş öncesi yaptığı son 'ulusa sesleniş' konuşmasında, Saddam'ın Nijer'le zenginleştirilmiş uranyum pazarlığı yaptığını ileri sürmüştü; meğer CIA araştırmış ve iddianın doğru olmadığını tespit etmiş, ama Bush yine de o uydurma bilgiyi kullanmış" demekten geri durmuyorlar... Bu kadar olsa iyi, Hürriyet'te, Milliyet'te, vaktiyle o iddiaları doğruymuş gibi yazanların imzaları, bu defa, "Nijer iddiasını fos çıkartan araştırmayı yapan Joe Wilson adlı diplomatı zor duruma düşürmek için, Beyaz Saray, adamın eşinin 'gizli ajan' olduğunu gazetecilere fısıldadı" bilgisini sunan yazıların üstünde görülüyor...

Sigortamı attıran da bu işte.

11 Eylül sonrasında meydana gelen gelişmelere eldivenle yaklaşıyorum. Doğruluğunu güvenilir bir kaynaktan öğrenip aklımın süzgecinden geçirmediğim hiçbir bilgiyi okurlarımla paylaşmadım. Kullandığım bütün kaynaklar Batı'nın, özellikle de Amerika'nın güvenilir gazete ve dergileri ile aklı yerinde yazarların kitapları... En korktuğum şey, birilerinin dönüp de, "Aaa, adama bak, yazdıkları hep komplo teorisi" demeleri... Kimbilir kaç kez, burada, okurlarımı da, "Aman ha, komplocu yaklaşımları benimsemeyin" diye uyardım... Uyarmadım mı?

Oysa, Hürriyet, Milliyet gibi gazetelerin şu günlerde Washington'dan verdiği haberler, pür dikkat yaptığım incelemelere dayanarak burada yazdığımda 'komplo' diye küçümsenen, kulak verilmeyen iddialar... 'Komplo' sözcüğü, kötü bir sonuç almak için işbirliği yapan birilerinin gerekirse yalana-dolana başvurarak yaydıkları söylentiler ile hiç gerekmediği halde başvurdukları eylemleri de kapsar... Bush ve kadrosu (Hürriyet, bazen 'hempaları' gibi sıfatlar da kullanıyor haberlerinde) tam da bunu yapmış işte...

Savaş çıkarmayı kafaya koymuş ve bu amaçla gerçekleri de çarpıtmışlar... Yalanları ortaya çıkınca, kendilerini suçlayan kişiyi zor duruma düşürmek için, ulusal güvenliği bile tehlikeye atabilmiş Bush ve kadrosu...

Bir savcı, hem de siyasî eğilimi Bush'tan fazla farklı olmayan bir savcı, iki yıl süren soruşturma sonrasında kaleme aldığı ithamnâmede, bu gerçeği ortaya çıkardı ve 'ulusal güvenliği tehdit eden' en tehlikeli yalanı o söylediği gerekçesiyle, Beyaz Saray'ın önemli ismi Lewis Libby'i mahkemeye sevk etti. Sıranın daha önemli bir isim olan Karl Rove'a da geleceğini de yazıyor şimdi gazeteler...

Olayın Türkiye irtibatlarını henüz tam göremeseler de...

Nijer yalanını ortaya çıkartan diplomat Joe Wilson ile CIA'nin 'ultra gizli' operasyonlarda kullandığı bir ajan olan eşi Valerie Plame'in yolları Türkiye'nin Washington Büyükelçiliği'nde kesişmiş... "İlk görüşte aşk" diyor başına gelene Wilson... Ertesi gün de, 'Amerikan-Türk Konseyi' (ATC) toplantısında ilişkilerini pekiştirmişler... Valerie Plame'in kullandığı kisve 'enerji uzmanlığı'; Brewster-Jennings adlı aslında varolmayan bir şirket adına dünyanın her tarafında casus şebekesi kurmuş kadın... Bizim büyükelçiliğe ve ATC'ye gitmesi, o şebekenin bir biçimde Türkiye'yle de ilgili olduğunu akla getiriyor...

Joe Wilson'u zora düşürmek için 'çamur' ararlarken, Libby'e, "Adamın karısı CIA'de çalışıyor" bilgisini kimin sunduğunu burada okuduğunuzda şaşırdınız mı? O bilgiyi, şimdilerde İhlâs Holding'in danışmanlığını yapan, ABD'nin eski Ankara Büyükelçisi, ABD dışişleri bakanlığının eski müsteşar yardımcısı Marc Grossman verdi Libby'e... Savcı Patrick Fitzgerald'ın ithamnamesinde 'dışişleri bakanlığından üst düzey biri' diye tarif edilen kişi Grossman...

"Nereden biliyorsun?" diyeceklere sürprizim var... Hani bazen ismini vermek istemediğim kişileri tarif eder geçerim ya, Fitzgerald da aynısını yapmış; isim vermemiş, tarif edip geçmiş... Ancak, savcının yardımcılarından biri, tarifi yapılan kişilerin kim olduğunun anlaşılmasına yardım etmiş... Bir grup gazeteciyle birlikte okumuşlar metni; gazeteciler tarif edilen kişinin kim olduğunu tahmin etmiş, yanlışta kafa sallamış, doğruda gülmüş yardımcı...

Skandalda ismi geçen tanıdık tek sima Grossman değil. Biri daha var: Eric Edelman... ABD'nin Ankara Büyükelçisi iken istifa eden, şimdi ABD savunma bakanlığında müsteşar yardımcısı koltuğunda oturan Edelman da tarifle anılıyor ithamnâmede... Grossman'ın sunduğu "Adamın eşi CIA ajanı" bilgisinden sonra, Libby'e, "Bu bilgiyi basına sızdırsak mı?" aklını da 'o günlerdeki en yakın danışmanı' vermiş... Yani Eric Edelman...

Başka tanıdık isimler de var, ama Hürriyet ve Milliyet gibi gazetelerin birdenbire 'komplocu' kesilmesi canımı sıkıyor...


4 Kasım 2005
Cuma
 
TAHA KIVANÇ


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi
Dünya | Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon
Sağlık | Arşiv | Bilişim | Dizi
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED