|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, yılın ilk 10 ayında kurulan 2 bin 223 firmadan bin 287'sinin AB ülkelerinden olduğunu, yani yabancı sermayeli firmaların yarıdan fazlasını AB ülkeleri menşeli firmaların oluşturduğunu bildirdi. Babacan, 3 Ekim 2005 tarihinde AB ile katılım sürecini başlatan Türkiye'nin, bu aşamadan sonra çok daha fazla yatırım çekeceğini, hatta AB'nin bir yatırım üssü haline geleceğini kaydetti. Dünyanın önde gelen şirketlerin tepe yöneticilerinin katıldığı, Türkiye'yi doğrudan yabancı yatırımlar için çekici bir hedef ülke haline getirmeyi amaçlayan "Fırsatlar Ülkesi Türkiye" konferansı Ceylan Intercontinental Otel'de başladı. Toplantıda, Dünya Bankası Türkiye Temsilcisi Andrew Vorkink, Yabancı Sermaye Derneği (YASED) Başkanı Şaban Erdikler ile çok sayıda işadamı hazır bulundu. İki gün sürecek toplantının açılış konuşmasını yapan Devlet Bakanı Ali Babacan, Avrupa'da 10 yıl boyunca büyüme oranlarında en iyi tahminin yüzde 2 iken, Türkiye için potansiyel büyüme hızının yüzde 6-7 arasında olduğuna işaret etti. Türkiye'nin, AB ortalamasından çok daha hızlı büyüyeceğini vurgulayan Babacan, "Böylesine bir ekonomiye, iyi olduğunda Avrupa'nın en büyük ülkesi olacak bir ülkeye, yatırımların gelmemesi diye bir şeyi düşünmek mümkün değil. Güven ortamını zedeleyici söylemler olmamalı. Türkiye'yi dışa açmadan, Türkiye'nin temel problemlerinden biri olan işsizliğin çözüleceğini kimse düşünmesin. Türkiye, artık ayrı bir ligde değerlendiriliyor" dedi. Bakan Babacan, Türkiye'yi dışa açmadan, Türkiye'nin temel problemlerinden biri olan işsizliğin çözüleceğini kimse düşünmesin. Türkiye, artık ayrı bir ligde değerlendiriliyor" ifadelerini kullandı. " ifadesini kullandı.. Yabancı sermayenin ilk kuruşları Babacan, uluslararası sermayeyi çekme konusunda yaşananları, iş hayatına yeni başlamış bir işletmenin "ilk kuruşu" kazanmasında yaşadığı zorluklara benzetirken, Türkiye'nin uluslararası sermayeyi çekme konusunda hâlâ "ilk kuruşlarını" kazandığını söyledi. Babacan, "tekrar vurgulamak lazım ki bu gelişmeler, ileride olacakların ilk nüvesini teşkil ediyor. Bu aşamada Türkiye'ye gelen bu ilk sermaye örnekleri daha işin başında kimi ürkütüyorsa, açıkça söylüyorum ki Türkiye'ye kötülük yapıyor. Bu böyle bilinmeli" dedi. İlk kuruşu kazanmak zordur Ali Babacan konuşmasında, iş hayatından geldiğini anımsattı. 3. kuşak olarak ticaretle uğraştıktan sonra 3 yıldır siyasetin içinde bulunduğunu belirten Babacan, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Rahmetli dedem 1928 yılında iş hayatına başlamış. Bize hep derdi ki (İlk kuruşu kazanmak, son lirayı kazanmaktan zordur.) Her işin başlangıcı zordur, vakit alır. İnanın bu uluslararası sermayeyi çekme konusunda da öyledir. Şu anda Türkiye hala bu konuda ilk kuruşlarını kazanıyor. Nüfus yılda 1 milyon artarken, her yıl 500 700 bin kişiye iş bulmak zorundayken -ki bu sadece işsizlik oranını sabit tutmak için bu istihdamı yaratmak zorundayız-durum böyleyken romantik, ideolojik yaklaşımlarla bir yere varmak mümkün değil." Mevlithan gibi Türkiye'yi anlattık 3 yıllık sürede edinilen başarılardan söz ederken nihai başarıdan söz etmediğini ifade eden Babacan, uluslararası finans kuruluşları ile sermaye kuruluşları ile her fırsatta, her ortamda bir araya geldiklerini belirtirken, "adeta bir mevlithan gibi, sürekli Türkiye'nin potansiyellerinden, zenginliklerinden bahsettik" dedi. Babacan, uluslararası sermaye konusunda 3 yıl içinde rekorla adlandırılabilecek bir başarı elde edildiğini bildirdi. Faizler düşünce 10 yıllık kaynağı bir yılda sağladık Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, 17 Aralık'tan bu yana bir yıl bile geçmeden, iç borçlanma faizlerinde 10 puanlık düşüş gerçekleştiğini belirtirken, bu süre içinde faizlerin düşmesiyle Avrupa Birliği'nden (AB) belki 10 yılda gelecek kaynaktan daha fazlasının sağlandığını vurguladı. Ali Babacan, 16 Aralık 2004'te yüzde 24 olan iç borçlanma faizlerinin bugün yüzde 14 düzeyinde bulunduğunu söyledi. Faiz oranlarındaki tek bir puanlık düşmenin Türkiye'ye sağlayacağı tasarrufun, bütçeye katkısının yıllık 1.5 ile 2 milyar dolar arasında olduğunu aktaran Babacan, faizlerin düşmesiyle 10 yılda gelecek kaynağı tek bir yılda sağladıklarını dile getirdi. Bu rakamlar AB'den şu ana kadar gelen ya da ileride gelebilecek fonlarla karşılaştırıldığında, aslında ekonomik faydanın peşinen sağlanmış durumda olduğunu vurgulayan Babacan, "Hani diyorlar ki (AB'den şu kadar fon gelecek, şu kadar fon kullanılacak) Faizlerin düşmesiyle belki 10 yılda gelecek kaynaktan daha fazlasını 2005 yılında, tek bir yılda sağlamış durumdayız" dedi. Yabancı sermayeye karşı çıkmak yanlış Ali Babacan, bir yandan işsizlik sorununun çözümü ve Türkiye'nin her köşesinde fabrika bacalarının tütmesi istenirken, diğer yandan "uluslararası sermayeye karşı çıkmanın, adeta olmayacak duaya amin demek olduğunu" bildirdi. Ali Babacan, şunları söyledi: "Bir yandan işsizlik sorununun çözülmesini isteyeceksiniz, bir yandan Türkiye'nin her köşesinde fabrika bacalarının tütmesini isteyeceksiniz ama diğer yandan uluslararası sermayeye karşı çıkacaksınız. Kusura bakmayın bu adeta olmayacak duaya amin demektir. Çok şükür Türkiye bunları aşmıştır, aşmaktadır." 8 ayda 2.9 milyar dolarlık yabancı yatırım 48 yıllık sürede, yıllık olarak bazı istisnalar dışında ortalama yabancı sermaye miktarının 1 milyar dolar seviyesini aşmadığını belirten Devlet Bakanı Ali Babacan, buna karşılık 2003 yılında 1.7 milyar dolar, 2004 yılında 2.8 milyar dolar seviyesine ulaşıldığını söyledi. Babacan, ilk 8 aylık dönemde Türkiye'ye giren doğrudan yabancı yatırım miktarının ise 2 milyar 909 milyon dolar olduğunu, bu rakamın geçen yılın aynı döneminde 1 milyar 910 milyon dolar olarak gerçekleştiğini kaydetti. Babacan, Hazine Müsteşarlığı'na bağlı Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü istatistiklerine göre, 1 Ocak 1954 tarihinden 31 Aralık 2002 tarihine kadar olan sürede Türkiye'de kurulan yabancı sermayeli şirket sayısı yalnızca 5 bin 584 iken, 2003 yılından bu yana yaklaşık 3 yıl içinde yabancı sermayeli şirket sayısının toplam 11 bin 622'ye yükseldiğini bildirdi. Ali Babacan, "yani 1954'ten 2003 yılına kadar 48 yılda 5 bin 584 adet şirket, 2003 yılından bugüne 6 bin 38 şirket kurulmuştur" dedi.
Reel faiz oranlarınız çok yüksek John Hopkins Üniversitesi'nde uygulamalı ekonomi dersleri veren, Prof. Dr. Steve Hanke de, ''Genel büyüme yüzdesini istikrarlı tutmak için paranın sterilizasyonuna ihtiyaç var. Türkiye Merkez Bankası da Haziran 2005'den beri bunu uyguluyor. Merkez Bankası eliyle yapılan bu sterilizasyon gelen parayı daha mı pahalı kılar? Türkiye'deki reel faiz oranları çok yüksek. Bu da istikrara karşıt bir durumdur'' diye konuştu. Hanke, vergilendirme politikasının değişti-rilmesini istedi. Yabancı sermaye 2-3 katına çıkar Dünya Bankası Türkiye Temsilcisi Andrew Vorkink, Türkiye'deki özelleştirme sürecinin tamamlanmasıyla ülkeye giren doğrudan yabancı sermaye miktarının gelecek yıl 2-3 katına ulaşacağını söyledi. Vorkink, yabancı yatırımcıyı cezbeden faktörlerin gayrimenkul alımı, maliyetlerin düşüklüğü, yasal düzenlemeler, vergilendirme, iletişim teknolojileri ve benzer altyapı koşulları olduğunu kaydetti. Yabancılar Türkiye'yi artık iyi tanıyor
Doğuş Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ferit Şahenk, Ata Yatırım'ın öncülüğünde New York'ta düzenlenen Türk yatırımcılar konferansında yabancı yatırımcıların Türkiye'ye olan tavrının değiştiğine dikkat çekti. Ferit Şahenk, yabancı yatırımcıların artık Türkiye'yi çok daha iyi tanıdıklarını belirterek, "Türkiye ile ilgili soruları artık sormuyorlar. Önceden Türkiye'ye yatırım yapmamış, gruplar ilgi duyuyor" diye konuştu.
|
|
![]() |
|
|
|
|