AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Başbakan Erdoğan ne dedi?

Başbakan Tayyip Erdoğan, kendisiyle birlikte seyahat eden bir grup gazeteciyi karşısına alıp, "Biliyorsunuz değil mi arkadaşlar" diye başladığı cümlesini sanki şöyle bitirmiş: "Fransa'daki kitle hareketlerinin altında türban yasağı yatıyor." Son iki gündür, gazete okuyan, televizyon izleyenlerin böyle bir izlenime kapılmamaları mümkün değil.

Konunun Başbakan Erdoğan tarafından gündeme böyle getirilmediğini biliyoruz. Kimse bilmese, karşısında oturan altı gazeteciden biri olduğum için ben biliyorum. Tuttuğum notlara baktığımda gördüğüm şu: Fransa'da meydana gelen gelişmeyle ilgili endişesini dile getirmiş öncelikle Başbakan Erdoğan. "Terör eylemlerini kimse tasvip edemez" sözleri ona ait. Fransa'da yaşayan 'oralı' Müslüman kitlenin kendisini 'dışlanmış' hissettiğine değindikten sonra, daha önce olmayan bazı uygulamaların son zamanlarda başlatılmasının huzursuzluğu artırıcı etkisinden söz açmış... Birimiz, "Ne gibi?" diye sorunca da, duyulur duyulmaz bir sesle, "Okullardaki bildiğimiz yasaklar..." deyivermiş...

Konuyu sıcağı sıcağına "Erdoğan'la Almanya'da" başlıklı yazıma (7 Kasım) şöyle yansıtmıştım: "Bir süre önce geniş bir Fransız topluluğu önünde yaptığı konuşmada, yanlışlıklar yapılırsa, çatışmacı ortamlar doğabileceği uyarısında bulunmuş Tayyip Erdoğan. 1,5 yıl önceki toplantıda şunları söylemiş: 'Hıristiyanlık ve İslâm dünyaları arasında bir anlayış ortamı egemen olmalı. Medeniyetler çatışması yerine medeniyetler ittifakı gerçekleşmeli. AB üyesi ülkeler Türkiye'nin üyeliğine bunu sağlayacak bir unsur olarak bakmalı. Türkiye bu alanda önemli bir rol üstlenebilir.'

"Fransa'nın bu mesajı tam algılayabildiği konusunda kuşkusu var Başbakan Erdoğan'ın. Fransız eğitim sisteminin uygulamaya koyduğu 'başörtüsü yasağı'nı kast ederek, 'okullarda başlayan süreç yanlıştı; daha önce olmayan ve herhangi bir sıkıntı da doğurmayan böyle bir uygulamayı başlatmamalıydılar' dedi."

O konuşmanın şimdilerde sebep olduğu yorumları işitip okudukça benim yüzüm kızarıyor. Hele bazı yorumlarda, "Niye şunu da sormamışlar?", "Neden itiraz etmemişler?" türü takılmalar yok mu, ne diyeceğimi bilemez hale geliyorum. Avrupa kıtasını sarsma istidadı gösteren bir büyük kitle hareketinin, ekonomik, sosyal, siyasî pek çok sebebi var; başta Fransa olmak üzere dünya kamuoyu günlerdir sorunu didik didik ediyorlar... Başbakan Erdoğan, o gün bizlerle söyleşirken, yalnızca o tartışmalarda eksikliğini hissettiği, ihmal edildiğini gördüğü bir başka boyuta da dikkat çekmiş oldu...

Ekonomik, sosyal, siyasî sebepler irdelenirken, neredeyse her uzman veya gözlemci, birkaç nesildir Fransa'da yaşayan ve o ülkeyi 'vatan' bilen insanların kendilerini 'dışlanmış' hissettiğinin altını kalın kalemle çizmeden edemiyor. O hissin kitlesel huzursuzluğa yol açacak denli güçlenmesinde, son zamanlarda yaşanan 'uygarlıklar çatışması' görüntülerinin rolü olmadığını, kim, nereden biliyor? Sokaklara dökülen gençlerin 'vatan' bildikleri ülkenin ayrımcı yeni uygulamalarını 'kendilerini dışlama amaçlı' görmeleri neden mümkün olmasın?

İçimizdeki Fransızlar, ya da Fransa'daki Müslüman varlığından Türkiye'de rahatsızlık duyanlar, evet aramızda öyle olanlar var, onlar gerçeklere gözlerini kapatmakla Fransa'ya da iyilik yapmıyorlar. Fransa, sorunu kısa yoldan çözmek istiyorsa, 'vatandaşlık' bağını güçlendirecek iyileştirmelerden başlamalı işe. Yanlış algılamalara sebep olan 'ayrımcı' uygulamalardan da yol yakınken dönmeli.

Siyasileri karalamak için hep başvurduğumuz şu 'indirgemecilik' huyundan bizler de vazgeçelim artık, olmaz mı?


« Geri Dön

9 Kasım 2005
Çarşamba
 
FEHMİ KORU


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi
Dünya | Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon
Sağlık | Arşiv | Bilişim | Dizi
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED