|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Bizim "banliyölerimiz"i gözden geçirmekten Paris'in "problemli banliyöleri"nde olup biteni ele almaya bir türlü fırsat bulamadım. Neyse... Paris işi daha çok uzar nasıl olsa, dolayısıyla bu konuya dalmak için gecikmiş sayılmayız... Üç yazıya sığdırmaya çalıştığım (Mesajlarıyla beni cesaretlendiren okurlarıma sesleniyorum: Söz! Bir yazı daha yayımlayacağım!) "kışla dayağı"ndan sonra bugün de gelelim bir başka "banliyö" sorununa: Murat Vural adlı bir "işsiz" vatandaşımız Sincan'da bazı okullardaki Atatürk büstlerini boya dökerek kirlettiği için toplam 22 yıl 6 ay (yazıyla: yirmi iki yıl altı ay) hapis cezasına çarptırılmış. Haberi okur okumaz "Aman hâkim bey bu nasıl bir cezadır böyle?" diye mırıldandığımı iyi hatırlıyorum. 22 yıl 6 ay hapis cezası, dile kolay... Sanırsınız ki Murat Vural 22 kişiyi öldüren bir seri katildir. Gazete haberinden anlıyoruz ki, Mural Vural bu işi "büstlere sevgisizliğini ve işşiz kalışını bahane ederek" işlemiş. Cezanın bu derece yüksek olmasının nedeni, sanığın "eylemi işlediği yerlerin niteliği ve yakalanmadığını görünce eylemlerine devam etmesi"ymiş. Sanık Murat Vural mahkeme önünde pişmanlığını belirtmiş ama son pişmanlık fayda etmemiş. Kararda "Sanığın eylemlerinin süreklilik arzettiği, hiçbirinde pişmanlık emaresinin bulunmadığı, bu konda samimi olmadığı için hakkında takdiri indirim maddesinin uygulanmadığı" vurgulanmış. (Cezayı unutmamışsınızdır sanırım: 22 yıl 6 ay hapis.) Davanın ve kararın ilngiç yönlerinden birisi de, davanın tek celsede karar bağlanması. Şimdi: Murat Vural'ın bu eyleminin cezasız kalmasını isteyen-söyleyen yok tabii ki... Ama (insaf) bu nasıl bir cezadır böyle. 5 Atatürk büstünü yağlı boya ile kirletmenin cezası bu mu olmalıdır? Sanığın "Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun" esas alınarak mahkûm edildiğini hatırlatmaya gerek yok herhalde. Bildiğiniz gibi söz konusu kanun Türk hukuk sistemine 1951 yılında Demokrat Parti'nin ülkeye bir armağanı olarak girmişti. (Nitekim, "Demokratlar Kulübü Derneği"nin internet sitesinde kanunun çıkarılış nedeni şöyle açıklanıyor: "Kanun, Demokrat Parti'nin Atatürk'e duyduğu saygı ve sevgiyi göstermekteydi. Cumhuriyet Halk Partililerin Atatürkçülük iddialarına, Demokrat Partiyi Atatürk düşmanlığı ile suçlamalarına bir cevaptı." Yani özetle, bazı yazarlarca haklı olarak "Sağ Kemalizm" olarak adlandırılan yeni siyasi iktidar, "Atatürkçülük öyle olmaz böyle olur!" diyerek İsmet İnönü'nün bile aklına gelmeyen monarşik bir kanununu ülkeye armağan etmişti.) Bu kanunun (bugüne kadar çok söylendi-yazıldı ama bir kere daha tekrarında fayda var) bir "cumhuriyet"e yakışmadığı muhakkkak. Benzer bir kanun sadece "cumhuriyet"e değil, "meşrutiyet"e de yakışmaz. Yakıştığı tek yer, "mutlak monarşi"dir. Çünkü, iktidarın anasaya ile sınırlandırıldığı sistemlerde-rejimlerde yasaların "genellik" ilkesi çiğnenemez ve tek bir kişi için yasa çıkarılamaz. Çok zorlanırsa çıkarılabilir tabii ki; ama o zaman da sistemi ona uygun bir ad ile adlandırmak gerekir. 5816 sayılı "Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun", "Atatürk'ü temsil eden heykel, büst ve abideleri veyahut Atatürk'ün kabrini tahrip eden, kıran, bozan veya kirleten kimseye bir yıldan beş yıla kadar ağır hapis cezası verilir" diyor. Kanun ayrıca bu suçun "iki veya daha fazla kimseler tarafından toplu olarak veya umuma acık mahallerde yahut basın vasıtasıyla işlenirse hükmolunacak ceza yarı nispetinde" artırılacağını belirtiyor. Demek ki bu durumda, Murat Vural'ın aldığı 22 yıl 6 ay hapis cezası boyanan her büst için ayrı ceza kesilmesi sonucu ortaya çıkmıştır. Kararın bu yönü de çok şaşırtıcı ("isyan ettirici" dememek için bu sıfatı kullanıyorum) değil mi? Yani Murat Vural eğer hızını alamayıp (ve yakalanmayıp) bir düzine büstü boyasaydı, cezası "ağırlaştırılmış müebbet" mi olacaktı. Unutmayalım: Murat Vural'ı mahkûm eden 4 maddelik yasa, "Türk Ceza Yasası"nın dışında yer alıyor. Bu yasa Türk hukuk sisteminde "tek başına", "Türk Ceza Yasası"ndan bağımsız bir "ceza yasası" olarak yer alıyor. Şu tutarsızlığa bakın... Yarın 10 Kasım. Yarın düzenlenecek törenlerle Atatürk'ü anacağız. Bilmiyorum doğrusu, belki cezaevlerinde de benzer törenler düzenlenecek. Eğer öyle ise Murat Vural da bu törenlere katılacak. Şahit olmak isterdim doğrusu: Yarın törenleri televizyon ekranından izleyen mahkûmlar Murat Vural'ın 22 yıl 6 aylık mahkûmiyetini aralarında acaba nasıl tartışacaklar? Bu arada bir de dileğim var: Bu mahkeme kararı sakın ha sakın Nicolas Sarkozy'nin kulağına gitmesin. Ne olur ne olmaz, bir de bakarsınız ki "cumhuriyet"i dilinden düşünmeyen "Sarko" ("başörtüsü yasağı"ndan sonra) bu "Kanun"la da ilgilenmeye başlamış! Birkaç gün daha gecikse, Murat Vural'la ilgili karar 10 Kasım'da açıklanacaktı.
|
|
![]() |
Dünya | Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon Sağlık | Arşiv | Bilişim | Dizi |
© ALL RIGHTS RESERVED |