AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Seküler kültürün kutsal kültürden ayrı tutulması her alanda kargaşaya yol açar

Dünyada Kutsal ve Seküler kültür ayrışması insanlığın tarihiyle yaşıttır. Çünkü Habil'in Habil olabilmesi için, Kabil'in olması gerekir. Kabil'siz Habil olunmadığı gibi, Kabil'siz de Habil olunmaz. Ekonomik ve kültürel hayatın canlılığı, Habil ile Kabil'lerin birlikte yaşamasından kaynaklanır. Bütün bir toplum yalnızca Habil ya da yalnızca Kabil'lerden oluşmaz. Her toplumda hem Habil'ler, hem de Kabil'ler vardır.

Avrupa'da Aydınlanma dönemiyle büyük bir hız ve yoğunluk kazanan Seküler kültürün gelişmesi, Hristiyan mezhepleri arasındaki ayrılıkların savaşa dönüştüğü Fransa'da doruk noktasına ulaştı. Kutsal değerlerden iz taşıyan herşeye savaş açarak, ekonomik, siyasal ve kültürel alanda kendisine yer açmaya çalışan Seküler kültür, inançsızlığı inanç haline getiren Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla, hayat kaynaklarını büyük ölçüde yitirdi.

Kutsal değerlere körükörüne düşmanlık, saldırgan Seküler kültür misyonerliği ve istenmeyen tutum ve davranışları yasaklayarak sorunları çözme anlayışı, "Fransız Sekülarizmi"nin sonunu getirdi. Kendi değerlerinden başka değer tanımayan, ekonomik, siyasal ve kültürel boyutlarıyla bütün bir hayatı duyularla algılanan, maddi dünyaya tutsak eden, "İlkel Sekülarizm" doksanlı yıllardaki gelişmelerle, bütün dünyanın gündeminden düştü.

Birkaç yıl önce Fransa'da katıldığım bir panel sonrası sohbette, değişik alanlarda uzman akademisyenler, "Fransa farklı kültürlerden daha çok seküler kültüre dayanır. Hiç kimse kamusal alanda kendi kültürünün simgelerini taşıyamaz" demişlerdi. Seküler değerlerin havariliğini yapan Fransa, kutsal kültürü çağrıştıran her tutum ve davranışı yasaklamaya kalkışarak, bugün karşı karşıya olunan toplumsal patlamaların hazırlayıcısı oldu.

Habil'leri gözardı ederek, yalnızca Kabil'ler için, "özgürlük, eşitlik ve kardeşlik" isteyen Seküler kültür, bütün dünyada yeni bir çatışma kaynağı oldu. Artık toplumlar, sağcılık ile solculuk ya da yoksulluk ile zenginlik ekseninde değil, Habil ile Kabil'i izleyenler bağlamında birbirlerinden ayrılıyorlar. Tartışılmaz Seküler değerleriyle Kabil'lerin öncülüğünü Fransa yapıyor.

Benim kitaplarıyla yetmişli yılların başında İngiltere'de karşılaştığım R.Guénon'un, Prof. Dr. Nabi Avcı'nın çevirdiği "Modern Dünyanın Bunalımı" isimli kitabında vurguladığı gibi: "Gerçek güç, ancak üstten gelebilir ve toplumsal düzenden üstün birşeyin, yani bir manevi otoritenin onayından geçerek meşruiyet kazanabilir. Bunun tersi olduğu zaman bir sahte güç ortaya çıkar. O da uygulamada var olmakla birlikte İlke'den yoksun olduğu için meşru değildir. Bu durumda ortaya düzensizlik ve kargaşadan başka birşey çıkmaz."

Kutsal kültürden bütünüyle koparılmış Fransız tarzı Seküler kültür, siyasal, ekonomik ve kültürel iktidarını koruma adına, bütün dayatmacıların yolunu açan "Demokrasi" düşmanı, "Cumhuriyet"ci dayatmacılığın meşruiyet kaynağı olmaktadır. Bunun için, Fransa ve Türkiye gibi, Seküler kültürün kutsallaştırıldığı ülkelerde, "Cumhuriyet" "Demokrasi"den önce gelir.

Dayatmacılara karşı verilecek ekonomik, siyasal ve kültürel savaşta, Demokrasi ve Cumhuriyet Kutsal kültürle yoğrulduğunda, birbirinden ayrılmaz bir bütün haline gelir.


9 Kasım 2005
Çarşamba
 
NAZİF GÜRDOĞAN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi
Dünya | Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon
Sağlık | Arşiv | Bilişim | Dizi
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED