AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Entrikalar dünyası

Başta sayıyordum, o kadar çoğaldı ki kaydını tutmayı bıraktım. Okurlar, tanıdıklar, dostlar, herhalde bayram sohbetlerinde konuşulduğu için, “Fransa’da başgösteren olayların arkasında bildik birileri var, değil mi?” diye soruyorlar… Olayların çıkış sebebi olarak neyi görüyorlarsa ‘birileri’ değişebiliyor; yine de senaryoların çoğunda hep aynı adres bulunuyor…

Olabilir mi?

İnsanın akıl sağlığının yerinde olup olmadığı sorduğu sorulardan anlaşılır. Kukumav kuşu gibi suskun durmak da, her aklına geleni akıl süzgecinden geçirmeden soru biçiminde yöneltmek de iyi değildir. Aslında durduk yerde çıkan kitlesel olayları tek bir sebebe veya tek bir adrese bağlamak herhalde mâkul olmaz; ancak insan zihni bu, giderek seçici oluyor ve en karmaşık konuları bile teke indirgeyebiliyor…

Oysa, o tür indirgemecilik roman yazarlarının ilgi alanıdır. Romancılar önce karmaşıklaştırırlar ele aldıkları olayları, sonra da teke indirgeyiverirler… Okuduğunuz romanın senaryosu, her zaman en mâkul sebebi ön plana çıkartan senaryo olmak zorunda değildir…

David Baldacci bugüne kadar epey ‘çok satan’ romana imza atmış genç bir yazar. Bazıları her yıl bir roman yazıyorlar ya, David Baldacci kendini öyle bir sınırlamaya tâbi hissetmiyor. Hukukçu geçmişinin de yardımıyla yazdığı kolay okunan entrika dolu romanlarından bazıları sinemaya da uyarlandı. ‘Mutlak Güç’ adıyla bizde de gösterilen Clint Easwood’lu filmi hiç değilse televizyonda izlemiş olmalısınız…

Baldacci’nin Amerika’da vitrinleri süsleyen son romanı ‘The Camel Club’ (Deve Kulübü), 11 Eylül dünyasına tersten bir bakış. Herkes “Neden oldu?” veya “Ardından alınan tedbirler neden ortalığı daha da karıştırdı?” türü sorular soruyor ya, Baldacci bu sorulara ilginç bir cevap sunuyor. İlginç ve okumaya değer bir cevap…

Bazı romanların konusunu öğrendiğinizde okumak içinizden gelmez; bu roman öylelerinden değil. Elinizden bırakmak istemiyorsunuz ve okuduktan sonra da konusunu başkalarıyla paylaşma güdüsünü içinizden atamıyorsunuz. Bu yazı için masaya oturup ‘amazon.com’da kitabı tanıtan sayfaya göz atınca başkalarının da benim heyecanımı paylaştığını anladım. ‘Deve Kulübü’ serüvenini okuyan hemen herkes 10 üzerinden 10 vermiş Baldacci’ya; Carolyn Hill adlı okur, “Şimdi çoktan uyuyor olmalıydım, ama duyduğum heyecanı sizlerle paylaşmadan bunu yapamadım” diye yazmış…

‘Kulüp’ hepsi de hafif çatlak dört kişiden oluşuyor. Ara sıra toplanıp zararsız ‘komplo teorilerini’ birbiriyle paylaşan grup, bir gün bir cinayete tanık oluyor. O andan itibaren de hayatları kayıyor. İki sebepten: Doğaları gereği cinayete duyarsız kalamıyorlar; cürümlerine tanık olunduğunu öğrenen câniler peşlerini bırakmıyor… Bundan sonrası, siyaset ve istihbarat dünyasının karmaşık dehlizlerinde okurları dolaştıran bir serüven…

Romanın ana teziyle ilgili şu kadarını söyleyeyim: Dünyayı egemenlikleri altında tutmak için ortalığı kana bulamaya hazır gözü dönmüşler olduğuna hiç kuşku yok; onlar yüzünden, barış ve huzur peşinde koşanlara da, amaçlarını gerçekleştirmek için gözü dönmüş komplocuların yöntemlerini benimsemekten başka bir yol kalmamış olabilir… Şöyle bir şey: Dünyayı huzura ve barışa kavuşturmak, Filistin sorunu başta olmak üzere dikenli konuları daha kolay çözebilmek, nükleer tehdidi ortadan kaldırabilmek, refahı ve zenginliği yığınlara paylaştırabilmek için teröristlerin yöntemlerini uygulamak…

Romancı, sonunda herkes için sürpriz teşkil eden entrikasının uçlarını açmaya başladığında, önce şöyle bir irkiliyorsunuz; sonra “Olur mu canım?” sorusu dilinizin ucuna gelip bir süre orayı terk etmiyor; kitabın kapağını kapattığınızda ise “Neden olmasın?” diye düşünmeye başlıyorsunuz… Tabii, böyle bir şeyin olabilmesi için, olayların gidişini etkileyebilecek konumdaki insanlardan hiç değilse bir-ikisinin ‘temiz vicdanlı’ olması gerekiyor… Oysa, bugünün sistemi, yukarılara doğru insanları yönlendirirken ‘temiz vicdanlı’ olanları ayıklıyor… Tesadüfen yukarılara çıkmış öyleleri ise bir ‘değişim’ sürecinden geçiyorlar…

‘Deve Kulübü’ romanındaki ‘temiz vicdanlı istihbaratçı’ etrafına farklı bir imaj vererek bunu başarıyor. Ancak ‘takiye’ ile başarılabilecek bir ‘komplo’ sayesinde, yanlış istikamete doğru çıkılan yolculuğu tersine döndürme çabası sergileniyor bu romanda; ancak sona yaklaştığınızda öğrenebiliyorsunuz bu gerçeği.

Ana entrika başka entrikalar içine saklandığı ve konusu bilinse bile roman keyifle okunacağı halde bu kadar özetle yetiniyorum. Şu kadarını söyleyeyim: Fransa’daki yanlışlıklara işaret etmek ve ortadan kaldırmak için, bir güç, kan dökücü olmayan bir protesto hareketi başlatmış olsa ve ortalık yatıştığında o yanlışlıkların sona erdiği görülse, Baldacci’nin roman kahramanı Oliver Stone mutlu olurdu… Evet, Oliver Stone…

Romanlar gerçek hayattan daha rahatlatıcı.


9 Kasım 2005
Çarşamba
 
TAHA KIVANÇ


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi
Dünya | Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon
Sağlık | Arşiv | Bilişim | Dizi
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED