|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Fransa'da olaylar bir ölçüde dinmeye yüz tuttu. Bu gelişmede alınan sert asayiş önlemlerinin, olağanüstü hal yasası ilanının etkisi olmakla birlikte, şiddete gerileyiş bu yasa ilan edilmeden 24 saat önce başlamış görünüyor. Binlerce aracın yakılmasına, 1800 kişinin tutuklanmasına yol açan, bir toplumsal isyanı ifade eden olaylar Fransa ve Avrupa üzerinde büyük iz bırakacak gibi görünüyor. Fransa'nın 1968 olaylarında bile başvurmadığı, kamu otoritesine temel hak ve özgürlükleri askıya alma yetkisi veren "Olağanüstü Hal" Yasası yaşanan isyanın çapı ve niteliğiyle ilgili önemli bir göstergedir. Fransız sistemi demokratik, toplumsal, siyasal mekanizmalarla sorunu çözememiş ve baskıya başvurmak zorunda kalmıştır. Bu durum bile kendi başına Fransa sisteminin yeni bir yenilgisini, mevcut modelin yeni iflası noktasını göstermektedir. Toplumsal ve siyasal olaylara yönelik olarak "sıkıyönetim, Olağanüstü Hal ve benzeri tedbirler" hemen her yerde, "kuralların, kurumların, siyasi araçların, kültürel hakemlik cihazlarının sorun çözememesinin, yönetim krizinin bir göstergesi"dir. Bu tür patlamalar ebediyen sürmez. Gün gelir olaylar diner, şiddet kontrol altına alınır... Ancak önemli olan bu olayların ardındaki derin nedenlerin tartışılması, iflas eden modellerin elden geçirilmesidir. Aksi halde sorun ve iflas tahrip edici şekilde derinleşir. Bizim basını kendi ideolojik meşrebine göre olayları açıklamaya, "isyanı Türk usülü laikleştirme"ye ya da "salt ekonomik kılmaya" gayret etse de, gerçeğin daha karmaşık olduğunu tüm dünya kabul ediyor… Gazete sayfalarında kısa bir dünya turu yapalım... Önce, en ilginç yere, Mağrip ülkelerinden Cezayir'e gidelim... Cezayir'in Quotiden d'Oran Gazetesi, "Bu kanun naftalin ve Fransız Cezayir'i zulmü kokuyor" manşetiyle 1955 tarihli Olağanüstü Hal Yasası'nın ilanına sert tepki gösteriyordu dün. 1968 Mayıs'ında bile böyle bir aşırı baskıcı tedbire başvurulmadığını hatırlatıyor, yapılanı "bir sineği yok etmek için bazuka kullanma"ya benzetiyordu. Aynı ülkenin Liberte gazetesi, Fransız hükümetinin sorunu ıskaladığını yazıyor ve "varoşlarda yaşayan bu gençler, Fransa'nın kurulması için gençlik ve enerjilerini satan ve hiçbir zaman teşekkür edilmeyen ebeveynlerinin öfkelerini de temsil ediyorlar" diyordu. La Tribune d'Alger ise şu satırlar yer alıyordu: "Bu gençler hem dışlandılar hem 11 Eylül'den sonra yaygınlaşan kültür şoku söyleminin kurbanı oldular. Entelektüellerin ve basının bu şoku, bu karşılaşmayı ele alış biçimindeki hafiflik Avrupalı Müslümanları ilk çıktıkları ülkeye göndermek, kendilerini aşağılık hissetmek amacı taşıyordu..." Pakistan-Karaçi'de yayınlanan Dawn Gazetesi. Fransa'nın göçmen cemaatlerin entegrasyon politikasının gözden geçirmek zorunda olduğunu söylüyor, göçmen mahallerinde işsizliğin yüzde 40'ları geçtiğini hatırlatıyordu. Beyrut'ta yayınlanan Daily Star gazetesi gelişmeleri sadece Batı'nın değil dünyanın sorunu olarak yorumluyor, Paris, Sydney, Magrib, Ortadoğu'da her yerde gençliğin umutlarını yitirdiğini söylüyor, ciddi ekonomik ve politik reform gereğinden söz ediyordu. Globalleşmenin curuflarından, bunun merkezinde yer alan 11 Eylül söyleminden, dini ve etnik merkezli bakıştan, öfkeden söz eden, sorgulayan ve sorgulamaya davet eden sadece Şark ya da Müslüman ülkeler değil. Batı'da da tepkiler ve uyarılar benzer... Örneğin, "Batı'nın ortasındaki üçüncü dünya" başlığıyla muhafazakar Yunan Gazetesi Kathimerini bile "Fransa'da yıllardır esen ırkçı ve yabancı karşıtı dalganın sonuçları olarak tanımlıyor, olup biteni..." ABD gazetelerinin çoğunluğu meseleye varoş sorunuyla, Müslümanların entegrasyonu sorununu iç içe sokarak yaklaşıyorlar. Kimileri daha da ileri gidip kendi entegrasyon modellerini sorguluyorlar. Örneğin Seattle Times, etnik ve dini bazda eşit gibi, yan yana ama ayrı ayrı yaşamanın, azınlıkların gettolaşmasının çoğunluk kültürü tarafından dayatıldığını, bunun yaralayıcı ve ölümcül bir tutum olduğunu söylüyor. Alınacak ders, sorgulanacak alan çok... Bu olanlar bizim için de uyarıdır...
|
|
![]() |
Dünya | Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon Sağlık | Arşiv | Bilişim | Dizi |
© ALL RIGHTS RESERVED |