AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
"Farklı" olanla yaşayabilmek...

Fransa'da devam eden "varoşların isyanı"nın çok yönlü değerlendirmeye muhtaç olduğunda şüphe yok. Olaylarla ilgili yorum ve değerlendirmelere bakıldığında basit ve kolaycı açıklamaların tercih edildikleri dikkat çekiyor.

1968 olaylarında da böyle olmuştu. Olaylar ilk defa Sorbonne'da patlak verdiğinde bunların basit öğrenci istekleri olduğu ve Paris ile sınırlı kalacağı sanılmıştı. Fransa'nın dışındaki ülkelerse olayların etkisinin Fransa'nın dışına çıkmayacaklarına inanmışlardı.

Oysa ki kısa bir zaman sonra öğrenci olayları önce bütün Avrupa ülkelerine arkasından da Avrupa dışındaki yerlere sıçramış ve önemli gelişmelere sebep olmuştu.

Fransa'da devam eden banliyölerdeki "öteki"lerin ayaklanmalarının Fransa ile sınırlı kalmayacağının ilk işaretleri gelmeye başlamıştır. Brüksel'de ve Berlin'de benzeri olaylar görülmüştür. Benzer olayların Avrupa'nın diğer şehirlerine de sıçrama ihtimalinin yüksek olduğunu görmek gerekiyor. Hatta bu olaylar Avrupa ile sınırlı kalmayıp Avrupa dışı ülkelere de sıçrayabilir.

Sanıyorum olayları en çarpıcı şekilde özetleyen İngiltere'de yayınlanan Independent gazetesi oldu. Biraz da ironi yaparak Fransız Devrimi'nin bayraklaştırdığı "kardeşlik/fraternite", "eşitlik/egalite", ve "özgürlük/liberte" sözcüklerine bir dördüncüsünü ilave ederek "gerçek/realite" diye özetlemiştir.

18.yüzyılın sonlarında Fransız toplumunun ayağa kalkması ve krallık rejimini devirmesinde etkili olan üç temel kavram bugün farklı içerik kazanmıştır. Evet "özgürlük" ama, Müslümanların okullarda başörtüsü takmaları yasak; "eşitlik" ama, beyaz olmayanlar arasında işsizlik ve yoksulluk Fransız beyazlarına karşı iki misli daha fazla; "kardeşlik" ama, Fransız hükümetlerinin uyguladıkları entegrasyon politikaları başarısızlığa uğradı. Bunun sonucu olarak da "gerçek/realite" işte gözlerimizin önünde ve Fransız yetkilileri düzeni yeniden tesis etmenin çabası içerisindeler...

Olayların arkasında Fransa'daki devlet başkanlığı seçimleri ve seçimlerde aday olma ihtimali yüksek şu andaki İçişleri Bakanı N. Sarkozy ile Başbakan de Villepen'in mücadelesinin olduğunu düşünenler de var. Sarkozy'nin önünü kesmek için onu bulunduğu bakanlık koltuğunda başarısız kılacak bu olayların siyaseten etkili olacağı iddia edilmektedir.

En azından olayların sebeplerini değerlendirirken bu boyutun da dikkate alınması gerektiğini gözden uzak tutmamak icap ediyor. Siyasi rekabetler her zaman beklenmedik olaylara ve gelişmelere sebep olmaktadır. İşin geri planında hiç akla gelmedik faktörler ve iradeler etkili olabilmektedir. Bunu doğrulayacak çok örnek bulmak mümkün.

Ancak gerçekten böyle bir faktör belirleyici olsa bile bu tür olayların çıkması için uygun sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasal bir zeminin hazır olması ve bunun üzerinde bir hesap ve değerlendirmenin yapılması gerekiyor. Yani patlamaya hazır bir "varoş kitlesi" yoksa siyasi hesaplar peşinde olanların kitleleri harekete geçirmeleri elbette ki mümkün değildir.

Varoşların mevcut durumunun bu tür ayaklanmaya müsait olması, aslında üzerinde durulması temel olmalıdır. Mesela işsizlik sadece Fransa'da değil tüm Avrupa ülkelerinde önemli bir problem. Ortalama yüzde onlarda seyreden işsizlik, sosyal politikaların iyi işlediği ülkelerde büyük tahribata yol açmıyorsa da nispeten sosyal devlet uygulamaların zayıf olduğu ve uygulamada sıkıntıların yaşandığı toplumlarda büyük tahribata yol açabilmektedir.

Fransa'daki rakamlara bakıldığında işsizliğin en yüksek olduğu kesimlerin "varoşlar" olduğu anlaşılıyor. Bu önemli bir durum ve kitlelerin nefretine, ayaklanmalarına ve kin kusmalarına ciddi katkı sağlıyor.

Diğer yandan eğitimsizlik ve itilmişlik durumu da çok önemli. Avrupa ülkelerinde eğitim ve toplumsal hayata katılma, sosyal politikalardan yararlanma noktasında önceliğin o ülke vatandaşlarında ve yerlilerde olduğu açık. Yabancılar toplumsal düzeyde her zaman için "ikinci sınıf" insan konumundalar. Bunun özellikle gençlerde yarattığı horlanmışlık, itilmişlik, yalnızlık vb duygular psikolojik bir yıkımı ve bir zaman sonra da isyana dönüşüyor.

Bunlara bir de başörtüsü yasağının yol açtığı dışlanmışlık ve farlılığa karşı tahammülsüzlük de eklenince patlamaya hazır bir "varoş toplumu" ortaya çıkıyor...

Bu durumun ortaya çıkmasında "tek kimlik" dayatması ile "farklılığı" yok sayma anlayışının nasıl belirleyici rol oynadığını ayrıca tartışmak gerekir. Bütün sorun bir sistemin "öteki"leştirdiği farklılıklara karşı gösterdiği duruşta yatıyor. Çoğulculuk "farklı" olanla birlikte yaşamayı gerektirmektedir. Aynı olanla yaşamak sorun değil, farklı olanla bir arada yaşamak önemlidir.


10 Kasım 2005
Perşembe
 
DAVUT DURSUN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi
Dünya | Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon
Sağlık | Arşiv | Bilişim | Dizi
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED