|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
7 Kasım 2005 tarihli Pazartesi Notları'nda Mehmet Niyazi'nin "İki dünya arasında" isimli romanından sözaçmıştım.. romanın konusu, yazarın başından geçen ciddî bir sergüzeşti dile getiriyordu.. Almanya'da hukuk tahsili ve hukuk doktorası yaparken tanıştığı Hildegard isimli bir Alman kızı ile arasında geçen olayların tafsil edildiği bir kitap.. Hildegard ile Niyazi, çeşitli sahfalardan geçen duygularının sevkiyle nihayet evlenmeye karar verirler.. bu karara varmak kolay olmamıştır.. bu sevgi ve bu saygı; çok çeşitli "gel-git"lerden, zikzaklı tavırlardan ve birçok müşküllerden sonra gittikçe kuvvetlenmiş ve iki ayrı millete mensup bu iki genç sonunda hayatlarını birleştirmeye niyet etmişlerdir.. fakat, niyet etmek ve karar vermek evlenmelerine yetmemiştir.. birdenbire ortaya hiç beklenmeyen bir engelin çıktığı görülmüştür.. Hildegard'ın annesi ve babası bu işe razı olmamışlardır.. kızlarının bir Türkle evlenmesi onların içine sinmemiştir.. belki de Türkiye'ye giderek sonsuza kadar kendilerinden kopmasını göze alamamışlardır.. kızın bütün gayretlerine, ısrarlarına tehditlerine rağmen birtürlü peki dememişlerdir.. Niyazi ise şaşırmış ve kafası karışmıştır.. onörlü bir adamdır.. izzetinefsine düşkündür.. ne diyeceğini ne yapacağını bilmemektedir.. kız, herşeye rağmen kararını gerçekleştirmek niyetindedir.. sevdiği insanı da bu istikamete sürüklemek için gayret sarfetmektedir.. neticede Mehmet Niyazi'nin hem millî izzetinefsi hem de şahsî (kişisel) izzetinefsi canlanmış, ayaklanmış, bu işten vazgeçmeye karar vermiştir.. bağrına taş basmıştır.. ve ilişkisini bıçakla keser gibi kesmiştir.. Hildegard'ın dünyası kararmış, yalvarmaları, ısrarları fayda etmemiştir.. neticede, Niyazi Almanya'daki işlerini bitirip memlekete dönmüştür.. ümidini kesen Hildegard, aylar yıllar sonra evlenmiş ve iki çocuğu olmuştur.. Niyazi Bey ise, evlenmemiş, kendini ilmî çalışmalara edebiyata, sosyal ve siyasî faaliyetlere vermiştir.. bu arada yıllar yılları kovalamış vakit bu yıllara ve bu aylara gelmiştir.. Niyazi Bey bir ay evvel bir telefon alır; karşısında Hildegard vardır.. acı bir haber verir: kanser hastalığına yakalanmıştır.. ölmeden önce bir kere görüşebilmek için onu Almanya'ya davet etmektedir.. Niyazi, cevabında "ben Almanya'ya gelemem, sen İstanbul'a gel" demeyi tercih etmiştir.. muhabereden iki gün sonra Hildegard'ı çocuklarıyle beraber havaalanından alan "iki dünya arasında" yazarı, değerli misafirini, en mutena mekânlarda ağırlar, İstanbul'un en güzel yerlerinde gezdirir ve bir hafta sonra yolcu eder.. Bir ay önce Çemberlitaş'ta karşılaştığımız Niyazi Bey: "Osman Abi, nerelerdesin, dedi, Hildegard geldi ve dün gitti.. seni tanıştırmak için çok aradım, maalesef ulaşamadım".. Adetâ şoke oldum.. hikâyeyi, macerayı ve encamını biliyorum.. romanın yazılışını biliyorum.. Ne diyeyim bu da bir insan kaderi.. bu da bir yaşanmış roman.. acı bir roman.. aslında hepimizin hayatı bir roman...
|
|
![]() |
|
|
|
|