|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
"Terk Eden Elbistan" kitabının yazarı Arif Bilgin (1952) doğmadan iki yıl önce, gene aynı kasabada doğmuş bir başka Elbistanlı yazar, günümüzün ünlü öykücülerinden Tahsin Yücel (1933), Varlık dergisinde bir yazı yayınlıyordu. "Bizim Kasaba" adını taşıyan yazıda, o günün bıyıkları daha yeni terlemiş genç yazarı şunları söylüyordu: "… Bize bizim göğümüz gerek; onu konuşalım, onunla uğraşalım yeter! Gel öyleyse hemşerim, gel seninle bizim yıldızların en sönüklerinden birini görelim… Adına 'Elbistan' derler. Elbistan! Bu ad insana uzak bir diyar hissini verir. Sahiden de öyle. Evet, o bizim göğün yıldızlarından biri, ama yine de uzak bir diyar işte… Yoldan uzak, ışıktan uzak, okuldan uzak, bakımdan uzak… Daha yazayım mı?/…Zaman burada kıymetini kaybetmiştir. Ağır ağır geçen yıllar Elbistan'a ne bir şey ekler, ne de bir şeyini götürürler. Değişen sadece insanlar… Hoş, bu da tam bir değişiklik sayılmaz ya… Durmadan eskiler ölür, yerlerini yeniler doldurur. Ama bu, bir günün bitmesi ve başka bir günün başlaması gibidir. Bir asır önce yaşamış dedesi gibi düşünür bugünkü Elbistanlı. Sofrasında eline geçerse daima bulgur pilavı, bazlama bulunur, ocağında tezek yanar, sancılarını eşek gübresi, yaralarını ebegümeci iyi eder, ağrıyan gözlerine kadın sütü sağılır. Bunlar şu anda hatırladığım gelenekler… Ne o? Bir tuhaf oldu yüzün… Pek yufka yürekliymişsin hemşerim. Daha ne acıları, ne yaraları vardır senin memleketinin!.." Ve bu satırlardan sonra, yazar, kasabanın beyaz binalarla, yeşil ağaçlarla donanması ve bacalarından dumanların yükselmesi için ellerimizi göğe kaldırıp dua etmemizi teklif ediyor. (Varlık, Mayıs 1950). Arif Bilgin'in "Terk Eden Elbistan" serenadı, işte, tam da Tahsin Yücel'in duasının bittiği yerde başlıyor. Arif Bilgin, bir bakıma, Elbistan'ın Elbistan'ı terk edişine ağıt yakıyor. Aslında, tarihe tanıklık etme, terk eden Elbistan'ın arkasından hüzünlü bir inleyişe eşlik ediyor. Onun bu tavrı, 1940'lı, 50'li yıllarda başlayan ve uzunca bir süre köy edebiyatı adı altında, geleneğe düşmanca bir tavır geliştirmiş olan akımın dışında yer alıyor. Köy Enstitüsü kökenli yazarlar, kendi hemşerilerine karşı hiç de dostça sayılmayacak bir tutum sergiliyordu. Onlar, hemşerilerine karşı müstehzi bir tutum içindeydiler. Arif Bilgin'se, kaçmış olanı, kaçırılmış olanı hiç olmazsa, kâğıt üzerinde zaptedebilmenin, onları hiç olmazsa hafızalarda yaşatabilmenin çabasını güdüyor. Tutumunu, kitabın önsözünde açıkça beyan ediyor: "Çocukluğumuzun geçtiği mahalle ve sokakların yıkılıp yerine yeni binaların yapılması ve böylece tanınmaz hale gelmesi hep içimi burkardı. Sanki etimden kemiğimden bir şeyler koparılıyormuş gibi üzüntü duyardım… Tarihimiz yok oluyordu; gelecek nesillere anlatacak ve dayanak olarak gösterebilecek hiçbir şeyimiz kalmıyordu git gide../…Kocaman binaları, insanları alıp saklamam mümkün olmadığı için, kültürümüzü oluşturan her ne varsa, onlardan birçoğunu gördüğüm yerde yakalayıp bu kitap içinde mumyalamak ve yarınlara, araştırıcılara ve meraklılarına sağ salim teslim etmek istedim." İşte, belirtilen bu tutum, Arif Bilgin'i seleflerinden ayırıyor. Selefleri diyorum, çünkü bir köyün, bir kasabanın örfünü, alışkanlıklarını, kısaca her çeşit geleneğini anlatmak, bizim edebiyatımızda bir damar olarak gelişmişse, bu damarın öncüleri 1940'lı ve yoğun olarak 50'li yıllarda belli bir takım oluşturmuşlardı. Mahmut Makal, Fakir Baykurt, Talip Apaydın, köyün yanında kasabayı da konu edinen Muhtar Körükçü ve daha niceleri bu takımın önde gelen elemanları arasında sayılabilir. Arif Bilgin Terk Eden Elbistan kitabıyla ve bu kitapta sergilediği, hemşerilerine karşı dostça, sevgi ve şefkat dolu tutumuyla, kendinden öncekilerin pabucunu dama atıyor. Elimizdeki kitap, bu türden yazılmış olan yazıların ilk cildi. Bu cildi ikinci ve belki üçüncü cildin izlemesini bekliyoruz. Ben bu yazıların bir kısmını Internet'te Elbistan'ın Sesi gazetesinde yayınlanırken okumuştum. Yazılar orada devam ediyor. Bu yazılarda, Elbistan'ın Maraş'la pek çok ortak yanının bulunduğunu tespit ediyoruz. Elbistan Maraş'ın ilçesi olmakla birlikte, nevi şahsına münhasır bir yöre olarak Malatya ile de ortak yanlarının bulunduğu görülüyor. Değerli bir eğitimci de olan Arif Bilgin'in bu eseri severek, yerine göre gülümseyerek, yerine göre tatlı bir hüzün duygusuyla okunan, hele de sosyoloji yönünden paha biçilmez bir malzeme sunan, fakat kuru bir belgesel olmayı aşan haysiyetli bir edebiyat ürünü olma liyakatini taşıyor. Not: Terk Eden Elbistan-1, (264 sayfa, 38 ayrı konu, 32 eski Elbistan resmi içeriyor), irtibat tel: 0344 4154040, 0344 415 4041, www.elbistaninsesi.com, gazete@elbistaninsesi.com.
|
|
![]() |
Dünya | Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon Sağlık | Arşiv | Bilişim | Dizi |
© ALL RIGHTS RESERVED |