|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Zurih'te ayrı bir hava esiyor bugünlerde... Her köşe başında, topluma açık her mekanda, İsviçre-Türkiye maçı günün konusu oluyor. Bu maç için bizler ne kadar hırslı ve arzulu isek, İsviçrelilerin de hiç farkı yok. 2006'ya öylesine kenetlenmişler ki, akılları, fikirleri cumartesi oynanacak maçta. Konuk olduğumuz spor kulüplerinde büyük toplantı salonları maç platformuna çevrilmiş. Çünkü Bern'deki karşılaşma için bilet bulabilenler burada çok şanslı gösteriliyor. Avrupa ülkelerinden İsviçre'ye kopup gelen Türk vatandaşlarının sayısı 10.000'i geçti. Hepsi bilet peşinde. İsviçrelilerin Türklere ambargo koymasının çözüm yolunu da bulmuşlar. Çünkü vatandaşlarımız, geldikleri ülkelerden taşıdıkları ikinci pasoportu maç bileti için kullanmanın yolunu bulmuşlar. İsviçre federasyonu çift pasaport taşıyan Türkler karşısında ne yapacağını şaşırdı. 60.000 kişilik stada 3000 Türk sokma sevdalısı İsviçreliler, 10.000'i aşkın seyirciyi görünce bakalım ne yapacak? İsviçre'de sokak manzaraları böyle. Gelelim işin futbol yanına. Fatih Terim, Türk Milli Takımı kapalı bir kutuya soktu. Görüşmek, kampa girmek, futbolcularla konuşmak, pek olası değil. Ama Fatih Hoca, yine de milli takım için İsviçre'ye gelen gazetecileri hoş tutuyor. Kampta belki de bugüne kadar az rastladığımız birlik beraberlik havası esiyor. Terim'in, bugün için önem verdiği beden eğitiminden fazla beyin eğitimi. Sahada bir buçuk ya da iki saat çalıştırdığı futbolcularıyla neredeyse, 20 saat başbaşa kalıyor. Onları İsviçre maçına bedensel kuvvetlerinin yanında beyinsel kuvvetlerinin de tam olması için çabalıyor. Şu anda görüntü bizden yana. Spor otoriteleri, futbol yorumcuları ve sokaktaki vatandaş. Terim ve ekibinin 2006 vizesini Bern'de alacağına ağırlık basıyor. Umarız ki, bu olumlu hava giderek artar ve Türk Milli Takımı Cumartesi Günü Türkiye'ye zaferle döner.
|
![]() |
|
Dünya | Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon Sağlık | Arşiv | Bilişim | Dizi |
© ALL RIGHTS RESERVED |