AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Reel politik ve ideallerimiz

ABD'nin Afganistan ve Irak'ı işgaliyle başlayan "yeni dünya düzeni"nin en belirgin özelliği reel politikayı esas almasıdır. Bu dönem realizmin hakimiyeti dönemidir.

Reel politik ve realizm uluslararası ilişkilerde/siyasette "güç mücadelesini" ve güç dengeleri arasında "varolmayı" önplana çıkarmıştır.

Devletin bekası ve toplumun ayakta kalması için her şeyin mübah olduğu anlayışı da bunun bir yan türevidir.

Realizm her şeyi "olduğu gibi" kabule, idealizm "olması gerektiği gibi" kabule dayanır. Realizm, "gücün" belirleyiciliğini ve "çıkarı" önplana çıkarır, mevcut şartlara endekslenerek hareket etmeyi beraberinde getirir. Olanı meşruluğa uydurmak yerine, meşruluğu olana uydurur. Bu yönüyle "teslimiyetçi" bir karakter ortaya çıkarır.

Realizmde "değerler, idealler, kurallar" yerine, "güç, etkinlik ve sonuç" önemlidir.

İdealizm "sonuç" yerine "doğru" üzerinde yoğunlaşır. Realizm, "hak" yerine, "güç" üzerinde…

İdealizm değerlerin tanzim ettiği bir dünya arzular. Bu ise çoğu zaman şartların ve çıkarların engeline takılır.

İdealizm, şartları küçümsemek ve sebep-sonuç ilişkisini gözardı etmek gibi sorunlar üretebilir. İdealizmin bir ütopyası vardır ve kimi zaman bu ütopya mevcut şartlarla örtüşmez.

Realizmin güç tahakkümü kadar, idealizmin ütopya tahakkümü de sorun doğurabilir.

"Reel politik" Alman Ludwig von Hochau tarafından 1850'li yıllarda gündeme getirildiğinde Alman liberallerin gerçekçi davranmamasını eleştiriyordu.

Sonra ise reel politik başlı başına bir anlayış haline geldi. İnsan doğasının ahlaki yönünü es geçen Machiavelli gibi düşünürler de bu anlayışa güç verdi. İnsanı, toplumu, adaleti, değer ve ilkeyi değil; devleti, sermayeyi, çıkar ve gücü öne aldı.

Habermas'ın modernliğin kültürel ayrışması dediği sanat, bilim ve ahlak arasındaki bağlantının kopmasının bir tezahürü de siyaset ile ahlak ilişkisinin zayıflamasıdır.

Ahlak ile siyasetin ayrıştırılması bir yönüyle değerden azade, her türlü yolsuzluğa kapı aralayan; diğer yönüyle ise güç merkezli, hakları arkaplana atan bir siyasal tasavvur üretti.

Bugün olması gereken mevcut şartları bir veri olarak kabul edip dikkate alan bir idealizm ile, mevcut şartları belli değer ve ilkelere göre tanzim etmeyi reddetmeyen bir realizmin orta yolda buluşmasıdır.

Hayattan kopuk bir idealizm ile hayatın anlamını ve değerini yok sayan bir realizm sorunlu yaklaşımlar üretmektedir.

"Sonucu" da, "doğruyu" da önemsemek, "doğru sonuca" ulaşabilmek mümkündür. İdeallerini kaybedenler rüzgarın önündeki yaprak gibi verili düzene teslim olur, suyun akışına göre sürüklenip giderler. Halihazır şartları gözardı edip hayal dünyasında yaşayanlar ve suyun akışını görmezden gelenler de oldukları yerde sayıp hiçbir zaman sonuca ulaşamazlar.

Bugün dünyanın değer, ilke, hak ve hukukla yoğrulan bir anlayışa ihtiyacı vardır. Bu ideallere göre mevcut şartları dönüştürmeye çalışmak, olması gerekendir. Ama bu da varolan gerçekliği kavramayı ve bu şartları bilerek hareket etmeyi gerektirmektedir.


10 Kasım 2005
Perşembe
 
YASİN DOĞAN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi
Dünya | Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon
Sağlık | Arşiv | Bilişim | Dizi
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED