|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| Y A Z A R L A R | 28 MART 2006 SALI | ||
|
|
Amerika Birleşik Devletleri önderliğindeki Irak işgali dördüncü yılına girdi. Her yerde bu işgalle ilgili değerlendirmeler yapılıyor. Dikkat edilirse işgale ilişkin değerlendirmeler sadece bölge ülkelerinde değil işgalin içinde aktif birer aktör olarak yer alan ülkelerin kamuoylarında da yapılıyor. Mesela ABD ve İngiltere'de yapılan değerlendirme ve eleştirilerin şiddeti diğer ülkelerdekinden asla geri kalır nitelikte değil. Hem ABD hem de İngiltere'de geniş katılımlı miting ve gösteriler yapılmakta işgal kararına imza atan siyasetçiler istifaya davet edilmektedir. Bu işgalin sadece Irak'ta değil Batı dışı dünyada, elbette özellikle Ortadoğu toplumlarında yol açtığı zihin kırılması, bence hepsinden daha büyük önem taşımaktadır. Batı ile İslam dünyası arasında ciddi bir iletişim, algılama ve sağlıklı değerlendirme sorununun olduğundan her zaman için şikayet edilmiştir. İslam dünyasında Batı'ya karşı duyulan öfke ve düşmanlığın dünya barışını tehdit ettiği, hatta uluslararası terörü besleyen önemli bir faktör olduğu iddia edilmektedir. Bunun içindir ki Ortadoğu toplumlarının Batı'ya karşı olan bu öfke ve düşmanlıklarını izale etmek, ilişkileri normalleştirmek, iletişim kanallarını açık tutmak ve bir dereceye kadar bu iki farklı dünyayı birbirine entegre etmek için çeşitli yöntemler tartışılmaktadır. Son yıllarda çokça tartışılmakta olan Büyük Ortadoğu Projesi olarak ünlenen projenin temel amaçlarından biri ve en önemlisi İslam ve Batı dünyalarını birbirine yaklaştırmak ve mevcut öfke ve düşmanlıkları ortadan kaldırmak idi. Peki Irak işgalinin dördüncü yılında İslam ve Batı dünyaları arasındaki ilişkiler nasıl bir mahiyet kazanmış, ilişkiler ne yönde seyretmektedir? Daha açıkçası Irak'ı demokratikleştirmek, özgürleştirmek, diktatörlükten kurtarmak amacıyla girişilen işgal üç yıllık bir süre sonunda nasıl bir tablo bırakmıştır geriye? İşgalin Irak'ı nasıl tarümar ettiği, ülkenin bütün kültürel ve maddi zenginliklerini nasıl yok ettiği, insan kaynaklarını nasıl ortadan kaldırdığı, ülkenin nasıl bir felaketle karşı karşıya bırakıldığı herkesin gözleri önünde cereyan etmektedir. Batı basınında, tabii ki bizim basında da, işgal kuvvetlerinden ölen askerlerin çetelesi tutulup haber yapılırken Iraklıların kitlesel ölümleri bile haber değeri taşımaması ne kadar büyük bir fecaate işaret ediyor! İşgalin yol açtığı maddi kayıpları bir tarafa bırakırsak asıl vahametin ve yıkımın zihin düzeyinde ortaya çıktığını gözlüyoruz. Bu insanlık dışı işgal ve işgalin icra ediliş biçimi Batı dünyasıyla İslam dünyasını daha da birbirinden uzaklaştırmış mevcut ilişki ve iletişim kanallarını da yok etmiş, karşılıklı güveni ortadan kaldırmıştır. Bu travmanın ileriye yönelik olumsuz sonuçlarını telafi edecek bir yöntemin bulunmaması en büyük sorun olacaktır. Kabul etmek zorundayız ki modern dönem olarak formüle edilen 19 ve 20. yüzyıllar bir Batı çağıdır ve tüm dünyada Batının hem güç olarak hem de değer ve kültür olarak açık bir hegemonyası söz konusudur. Temelde Batılı özellikteki değerlerin tüm dünyayı, bu arada Ortadoğu ve İslam topluluklarını da etkilediği açıktır. Demokrasi, insan hakları, hukuk devleti, sınırlı iktidar, kadınların daha aktif olarak sosyal ve siyasal hayata iştirak etmeleri gibi değerler ve uygulamalar tüm dünyanın ortak malı haline gelmiştir. Mesela modernleşme ile birlikte gündeme gelen temsili sistem, seçimler, anayasa gibi kurumlar her tarafta yaygınlaşmakta ve giderek hakim hale gelmektedir. Çağdaşlaşma ile ilgili tartışmalarda Batılı değer ve kurumların kabulü ve yaygınlaşması istenmektedir. Irak'ın işgali bu süreci adeta torpillemiş ve Batılı değer ve kurumlara olan güveni ciddi şekilde sarsmıştır. Bugün sadece Irak'ta değil tüm Ortadoğu ve dünyada Batılıların dile getirdikleri değerlere ve kurumlara karşı ciddi bir şüphe uyanmıştır. İkide bir "hukuk devleti", "sınırlı iktidar", "meşruiyet", "katılım" gibi değerleri dile getiren dünya Irak işgali söz konusu olduğunda niçin bunları görmek istemiyor? ABD ve işgalci ortaklarının hukuku ayaklar altına alarak kaba bir güç gösterisi ile giriştikleri işgal, sadece Batılıların bilinç altını ortaya çıkarmış "öteki" olarak gördükleri dünyaya nasıl muamele ettiklerini ortaya koymuştur.
|
![]()
![]()
| |||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |