T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 28 MART 2006 SALI
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Son Dakika
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Haldun DOMAÇ

Entrikaları alt eden kral

Galatasaray'da seçimi kaybeden başkan adayı Yiğit Şardan, "1994-2006, hala Hakan Şükür'ü izliyoruz" diyerek, yeniden yapılanma işaretini, "Kral"ın ismini kullanarak verdi. Üstelik, Şükür'ün, İtalyan spor gazetesi La Gazetta dello Sport'un Avrupa'da kaçırılmayacak 100 futbolcu listesinde yer aldığı şu günlerde. Çünkü Türkiye'de büyük takımların bir gerçeği vardı; "Yüzler eskiyince, değiştirmek lazım. Çünkü taraftar yeni yüzler ister." Üzücü ama gerçek bu. Üstelik kabul etmemiz gerekir ki ortada ironik bir durum da var; "Küçük Hakan Lig TV'de yorumluyor, Büyük Hakan oynuyor" Ancak önemli olan oynayanın verimi, kalitesi, iş disiplini. İşte bu açıdan bakıldığında Hakan Şükür, üzerinde ciltlerce kitap yazılacak bir cevher. Yaşadıkları, futbolcu olmak isteyenlere örnek oluşturacak bir değer. "Avrupa'da Les Ferdinand, Marcel Deisally ve Beckham için kitaplar yazılırken, Hakan Şükür için neden yazılmıyor?" düşüncesi ile geçen yıl "Kral"a bir teklifte bulunmuştum ama iş sürüncemede kaldı. Tam "yazık oldu" diye hayıflanırken, değerli meslektaşım Hasan Sarıçiçek'in kitabı çıktı önüme; "Kral Hakan Şükür- Bir Kral'ın entrikaları alt eden başarı öyküsü" Hasan benden hızlı davranmıştı, ama iyi de yapmış doğrusu. Titiz bir çalışma, tertemiz bir Türkçe ve keyifli anlatımla Kral'ın biyografisini hem de 25 gün gibi kısa bir sürede kotarmış. Eline sağlık Hasan.


Lider değil, kazandıran oyuncu

Biliyorum Fenerbahçeliler, bu konudan hiç hoşlanmıyor. Alex'e ilişkin yazılacak en küçük bir eleştiriye tahammül edemiyor. Neden? Çünkü Alex, yürüyerek bile Türkiye'de büyük işler yapıyor. Geçen yıl neredeyse gol kralı olacak kadar gol attı. Asist konusunda eline su dökecek oyuncu yok. Adrese teslim serbest vuruşları, bu konuda Fenerbahçe'yi rakiplerine karşın üstün duruma getiriyor. Onun adı boşuna "Duran Topların Prensi"ne çıkmadı.

Ancak ben yine de Fenerbahçe'nin bir yol ayrımına geldiğini yazacağım.

Yönetimin hedeflerini ortaya koyup, tıpkı Anelka gibi Alex konusunda da bir karar vermesi gerek. Konuyu biraz daha açalım; Fenerbahçe gelecek sezon da öncelikle hedef olarak şampiyonluğu düşünüyorsa Alex'le "devam" kararı doğru olabilir. Ancak Avrupa'da başarı hedefleyen bir takımın Alex gibi bir oyuncuyu taşıma şansı yok.

Bunun yerine mutlaka, benzer özelliklere sahip, aynı zamanda lider bir oyuncu bulması şart. Sözgelimi Van Hooijdonk gibi. Dikkat edin, "lider oyuncu" diyorum. Alex kesinlikle bir "lider oyuncu" değil, o, Türkiye şartlarında "kazandıran oyuncu"...

"İkisi arasında ne fark var" derseniz, "kendi kalesinden top çıkaran, gol atan, takım arkadaşlarını saha içinde ateşleyen bir Van Hooijdonk'u hatırlayın" derim. Ayrıca düşünmek gerekir; istatistikleri ile dünya çapında ki vatandaşlarını gerisinde bırakan Alex'i, Fenerbahçe'de de teknik direktörlük yapmış olan Parreira neden milli takıma çağırmadı? Çünkü elinde onun meziyetlerine sahip, ancak ondan çok koşup, mücadele eden, oyunculara sahip. Demek ki, Alex olmazsa olmaz bir oyuncu değil.

Ne yazık ki Fenerbahçe'de durum böyle değil. Malatyaspor maçı bunun canlı örneği.

Alex ilk yarıda Tuncay'a bir pas attı, bir de rakibe çarptırarak gol ama onun varlığı nedeniyle Fenerbahçe kendi evinde çift forvet oynayamadı. Çünkü, Alex öyle hassas bir denge ki, çift forvet oynayınca, görev yaptığı orta alan boşalıyor. Tek forvet olunca, desteklediği forvet hattı etkisiz kalıyor. Ancak Daum, onu oyundan alamıyor.


Canaydın ve sihirli lamba

Kongre yapıldı ve Özhan Canaydın 3. kez Galatasaray Kulübü Başkanı oldu. Hala akıllarda bir soru var; "Canaydın'ın bu ısrarının sebebi neydi?" Bu soruyu tartışmaya açanlar haksız sayılmazdı. Çünkü 2002'de göreve gelirken, "10 yılda 7 şampiyonluk" parolasıyla yola çıkan Canaydın, bırakın şampiyonlukları, kulübü emekçilerine bile paralarını veremeyecek duruma getirmişti. Neresinden bakılırsa bakılsın bilançoda ciddi bir başarısızlık vardı ama Canaydın devam kararı verdi. Hem de öylesine dört elle sarıldı ki başkanlığa, camiaya mesaj vermek adına televizyonları tek tek dolaştı, adeta bir magazin yıldızına döndü.

Başkanın Galatasaray sevgisinden kimse kuşku duymaz ama iddialara göre ortada "tamamen duygusal" durumu da vardı. Çünkü Canaydın, görevde kaldığı sürede 6.5 milyon doları nakit, 54 milyon doları kefalet olmak üzere tam 60 milyon dolarlık bir borcun altına girmişti.

Bırakıp gittiği takdirde parasını alamadığı gibi, imzaladığı borç senetlerini ödemekle yükümlü durumda bırakılabilirdi. İşte bu yüzden,musluğun başında kalmaya yeğledi.

Bu durum tespitinden sonra gelelim Galatasaray'da seçim sürecine.

Galatasaray'ın sportif alanda hızla Fenerbahçelileştiği gündeme geliyordu. Olay, kongreye de sirayet etti. Bu kongre sürecini izlerken adeta Semih Bayülken'in ve gurupların etkili olduğu Fenerbahçe kongreleri geldi aklıma. Çünkü İnan Kıraç ve Selahattin Beyazıt, Özhan Canaydın'ı işaret etti ve üyelerin hür iradelerine gem vurdu. Farklı bir açılımla, seçimlerin demokratik işlevi sekte yedi.

Şimdi sonuçlara bakalım; Özhan Canaydın başkan seçildikten sonra yaptığı açıklamada, "Bundan sonra masaya vuracağım. Sizin istediğiniz gibi bir başkan olacağım" dedi.

Bu sözler şu anlama geliyor; sportif başarısızlık, parasızlık, amatör şubelerin küme düşme potasına gelmesi, stat kaosu, sayısız hatalı transfer, Terim, Hagi gibi tüketilen değerler, Bülent, Arif ve K.Hakan gibi yıldızlara verilmeyen onur, hepsinin nedeni, Başkan'ın masaya vurmamış olmasıymış. Şimdi masaya bir vuracak ve sorunlar hallolacak.

Canaydın belki de masaya vurduğunda "Alaaddin'in sihirli lambası" önüne gelecek sanıyor herhalde.



Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi