T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 28 MART 2006 SALI
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Son Dakika
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Kürşat BUMİN

Medyadan şikayet - Medyayı şikayet

Şu sözler Başbakan'ın önceki gün partisinin Güngören İlçe Kongresi'nde yaptığı konuşmadan:

"Zaman zaman 'Başbakan açıklasın'... Zamanı geldiğinde de onu açıklamasını gayet iyi biliriz. Nasıl kendinize göre arşivleriniz varsa, benim de kendime göre arşivlerim var. Zamanı geldiğinde onları da açıklarız..."

"Yani bir şey istediniz de alamadınız mı? Bundan dolayı mı bunları yapıyorsunuz? Benim aklıma bu geliyor..."

"Manşetten atılan haberlere asla iltifat etmeyin. Niye? Hesap başka.... Ama bu hesabı açıklayacağım. Alışkanlıklar bugün aynen devam etmediği için şimdi bu haberler yapılıyor. Sabrın da bir noktası var. O nokta geldiği anda bunlar açıklanır. Bunu böyle bilsinler. Bilecekler."

Başbakan bu sözleri son günlerde bazı bakanlar, milletvekilleri ve Başbakanlık Müşteşarı hakkında ortaya atılan iddialar ve de kendisinin Kara Kuvvetleri Komutanı ile sürpriz bir biçimde görüşmesi ardından yapılan yorumlar hakkında söylüyor. Bu konular hakkında yazılıp çizilenlerden şikayetçi. Ve de (yukarıda okuduğunuz gibi) bu yayınların arkasında başka "hesaplar" olduğunu "ima ediyor".

Başbakan'ın bu sözlerini nasıl yorumlamalı?

Radikal'den Murat Yetkin'in önceki gün bu konuya ayırdığı yazısında yer alan şu tespitleri paylaşmamak mümkün değil: "Başbakan bu ve benzeri konuların medya tarafından merak edilmesini, incelenmesini, haber yapılmasını istemiyorsa eğer, bu isteğinin yerine gelmesi çok zor. Medya, dünyanın her ülkesinde olduğu gibi, bu konuları merak edecek, inceleyecek ve haber yapacaktır."

Bu son derece doğru bir tespittir. Bir ülkenin (demokrasilerden söz ediyoruz tabii ki) "medya"sı büyük bölümüyle milletin (bu sefer "post-modern" değil) "ultra-modern"(!) olarak nitelediği bir görüşmeyi -büyük ölçüde "malum" bakış açısından görse de- tabii ki merak edecek, inceleyecek ve haber yapacaktır; bazı bakanlar ve milletvekilleri hakkında ortaya atılan iddiaların tabii ki takipçisi olacaktır; milletin hâlâ makul bir açıklama getiremediği "iddianame" hakkında tahminlerde de bulunacaktır... Aslına bakacak olursanız "medya" denilen şeyin varlık nedeni budur ve dolayısıyla (kimi zaman çok can sıkıcı olsa da) siyasetçinin bundan şikayetçi olması yerinde değildir.

Başbakan'ın sözleri arasında üzerinde en fazla titizlikle durmamız gereken yöne gelince:

Başbakan, şikayet ettiği bu yayınlarının arkasında birtakım "hesaplar"ın yattığını söylemektedir. Anlaşılan o ki, "medya patronları" bir şeyler isteyip "alamadıkları" için hükümete yönelik kafa karıştırıcı yayınları başlatmışlardır. Başbakan bu "hesapları" gayet iyi bilmektedir ve günü gelince bunları açıklamaktan çekinmeyecektir.

Bana sorarsanız, Başbakan'ın ülkesinin medyası hakkında -dinleyenlere bin türlü senaryo yazdıracak- bu tür sözler sarfetmesi doğru değildir. Bu sözler AKP hükümetinin üç yıllık icraatı boyunca ülkede tesis ettiği (belki de en büyük katkısı) "güven ortamı"nı kendi eliyle yok etmesine hizmet etmekten başka neye yarar?

Tamam, ülkedeki her gazete okuru gibi ben de biliyorum ki "Türk medyası"nın huyunda yayın politikasını birtakım "hesaplar"a göre uyarlama "alışkanlığı" mevcuttur. Ancak bugün için kanaatimiz (Başbakan'ın da dediği gibi) bu "alışkanlıkların artık devam etmediği" yolunda değil midir? Bu uygunsuz ilişkilerin geçmişte kaldığını düşünmüyor muyuz artık?

Eğer öyle ise Başbakan'ın "ima"dan öteye giderek işaret ettiği "hesaplar" neyin nesidir? Bu konuya ilişkin olarak kulağıma gelen bilgiler ortada dolaşan bir "rezidans" hikayesinden ibaret. Eğer "hesaplar"dan kasıt bu ise, açıkcası, ben bu hikayeyi hiç inandırıcı bulmuyorum doğrusu. Ne yani, patron "rezidans" yükseltecek diye bu grup altında toplanan gazete ve gazeteciler bütün gayretlerini bu amaca mı yönelttiler? Sizi bilmem ama ben bu gerekçeyi inandırıcı bulmuyor, bulmak da istemiyorum. Ayrıca medya kuruluşlarının büyük bölümünü böyle bir töhmet altında bırakmayı da uygun bulmuyorum.

Üyesi olmak için gayret sarfettiğimiz AB ülkelerindeki siyaset-medya ilişkisine bakın. Siyasetçilerin medyaya yönelik benzer açıklamalar yaptığına şahit oluyor muyuz?

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi