T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 28 MART 2006 SALI
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Son Dakika
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Mehmet ŞEKER

Veto, gönderenden ötürü

Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer, Merkez Bankası Başkanlığı için kararnamesi Köşk'e gönderilen Adnan Büyükdeniz'i veto etti.

Bu kararı olumlu karşılayanlar arasından kaç kişi Adnan Büyükdeniz'i tanır ve ne kusurunu görmüşlerdir derseniz, cevap e-hiçbiri olacaktır.

Zaten mesele kararnamede kimin ismi olduğuyla ilgili değil.

"Gönderileni veto ederiz, gönderenden ötürü..."

İşin aslı budur.

*

Bir de astarı var tabii.

O da şöyle:

Kararnamede Adnan Büyükdeniz yerine Hayri Küçükdeniz'in ismi olsaydı, sonuçta yine bir şey değişmeyecekti.

Yani büyük-küçük fark etmez.

Hükümetin bugüne kadar 432 kararının veto edilmesi başka türlü izah edilebilir mi?

*

İki yıl önceydi...

Bir ilkokul öğrencisi (dördüncü sınıftı yanlış hatırlamıyorsam) ders işlenirken "Cumhurbaşkanının görevi nedir?" sorusunu şöyle cevaplamıştı:

"Hükümetin gönderdiği kararları veto etmek..."

Çocuk işi çözmüş.

KADINDAN BAKAN MI OLUR?

Devlet Bakanı Nimet Çubukçu Kütahya'da bir huzurevini ziyaret etti.

Orada karşılaştığı 82 yaşındaki kadın, Çubukçu'nun 'bakan' olduğuna inanmadı.

"Kadından bakan mı olur a kızım?"

Yaşlı teyze, Çiller dönemini hatırlıyor olabilir.

"Niye başbakan olmadın?" demeye getiriyor belki de.

BALIK TUTALIM

CHP Hakkari Milletvekili Esat Canan, Şemdinli olaylarında partisinin takındığı tavrı eleştirdi.

Canan şöyle söyledi:

"Partinin sosyal demokratlığı kalmadı. CHP derin devletle aynı safta yer aldı."

Günaydın.

Hadi balığa gidelim.

ÇUVAL

ABD Genelkurmay Başkanı "çuval olayı" için yorum yaptı:

"Talihsiz bir yanlış anlaşılma."

Doğru şekli ne ola ki?

DÖRT KİTAP

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, uçak yolculuğu sırasında rahatsızlanınca GATA'da tedaviye alınmıştı.

Hastanede kaldığı süre içinde dört kitap okuyup bitirmiş.

Sayın Gül'e sormalı...

Dört kitabın mânâsı bir mi, değil mi?

HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ VE KANUN ÖNÜNDE EŞİTLİK

Adı üstünde: "İddia makamı".

Savcılar elindeki bulgulara göre iddiasını sunacak, ortaya konulan iddiaların doğru olup olmadığına hâkimler karar verecek.

Usul böyle konulmuş.

Yargının sistemi bu şekilde işliyor.

İddianamede geçen ifadeler kesinleşmiş hüküm olmadığı için mahkeme süreci yaşanıyor ve yargılama kimi zaman beraatla sonuçlanıyor.

*

Eğer savcının "suç tanımı yapması" hoş karşılanmayacaksa, bırakalım başkaları yapsın o işi.

Savcıların da hepsini alıp başka yerlerde görevlendirelim.

İster hukuk fakültelerinde ders versinler, ister devlet üretme çiftliklerinde görev alsınlar.

Artık neresi münasipse.

*

Bir de dokunulmazlık konusu var.

Aslında bu konuyu tartışmanın tam zamanı.

Bir memura suç isnat edildiği takdirde, yargılanması için amirin izni gerekiyor.

Fakat ben bir suç işlersem, hiç kimse yayın yönetmeninden izin alma gereği duymaz.

Kaldırılacaksa bütün dokunulmazlıklar kaldırılsın, değilse herkese öyle bir şemsiye şart.

*

Gözardı edilmemesi gereken iki husus:

Hukukun üstünlüğü...

Kanun önünde herkesin eşit olduğu...

Evet, unutmayalım, gözardı etmeyelim ama o meşhur söyleyişle galiba bazıları daha fazla eşit.

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi