|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| Y A Z A R L A R | 28 MART 2006 SALI | ||
|
|
Başörtülü avukat bir arkadaşım küçük bir iş halli için adliye koridorlarını arşınlarken, beli bükülmüş yaşlılığına rağmen Cumhuriyet altını rengindeki saç boyasından taviz vermemiş yaşlı bir kadının, "sizin gibilere nüfus cüzdanı veriyorlar, adınıza da insan diyorlar" diye saydıktan hemen sonra, öfkeden mütevellit dil tutulması tesirinin geçmesine fırsat kalmadan ortadan kayboluşundan duyduğu yerinmeye, dakikalarca aramasına rağmen kadını bulamayışının öfkesinin de eklendiğini anlatırken, bir zamanlar "zenciler ve köpekler giremez" uyarı levhalı ABD restoranları canlanmıştı zihnimde. Bu içten içe çoğalan nefretin büyüklüğüne, bu fütursuzluğun şiddetine bakıldığında düpedüz ayrımcılıkla, artık insana bunaltı getiren bir kemalizm ezberiyle daha yüzyüze kalakaldığınızı anlıyordunuz işte. Yapay sarışın ihtiyar kadın, "yoldan çıkmışlar"ın kemalist yorumlu ıslah projesine başvurmaya bile ihtiyaç duymuyor. Edepsizlik o raddede ki, insan olmamakla suçladığı muhatabı karşısında, kendi küstah, dikenli diliyle insanlığın karasularından çoktan çıktığını görmeye bile tevessül etmiyor. Ama sorun bu değil, sorun insanlık dairesinden çıkmış haksızlıkların vuku bulabildiği bu ülkede haksızlığa uğrayanın, ses çıkarma mecalsizliğinden mustarip oluşu. Ve insanların öğrenene kadar okumaları gereken bir "insanlık kılavuzu"na ihtiyaç duyuyor oluşu. Elbette ki derdimiz insanlarla değil, onların temsil ettikleriyle... Çünkü gün geçmiyor ki buralarda can yakıcı bir olay vuku bulmasın... Geçtiğimiz hafta TV'de, gündem içinde kaynayıp giden minik bir habere göre, Danıştay, meslek liselilerin açık liseye kaydıyla ilgili yürütmeyi durdurma kararı aldı. Yani, "Açık liseye önceden başvurmuş olanlar bile "kazanılmış hak" sayılan bu konumdan yararlanamayacak ve yasak geriye doğru da işleyecek"ti. Üniversiteye girişte, açık lise mezunu görünerek meslek liselerine uygulanan katsayı kısıtlamasından kaçmayı deneyecek olanların yüzüne yani, bir kez daha üniversite kapıları YÖK-Danıştay eliyle kapatılmış oldu. Sebep tahmin edebileceğimiz üzere siyasi; özellikle İmam-Hatip'lilerin de, diğer meslek liseliler gibi bu 'boşluk'tan yararlanması ihtimali. Bu ülkede halen meslek liselerinde öğrenci olan, ailesinden birisi İmam-Hatipler dahil olmak üzere meslek liselerinden birinde okuyan ya da kendisi eskiden herhangi bir meslek lisesinde okumuş kaç kişi vardır sizce? Sesini yükseltmek, insanlık ve demokratik bir düzende vatandaşlık hakkı olduğu halde, insanları sessizliğe garkeden sebep ya nedir sizce? Bunların cevabını verebilmek için, resmi kapılar önünde kaygı ve korkuyla bekleyerek doldurmak zorunda kaldığınız dilekçeleri, formları hatırlamak yeterli. Resmiyetiyle her zaman içimizi ürperten o kapıları çalmak hissi bile, kabus gibi uykularımızın tepesine çöreklenmedi mi yıllarca? Otorite karşısında kendimizi ifade hususunda, -neme lazım fazla konuşmaya gelmez- tavrından gelişen sinik tutukluğumuz değil mi, yıllardır sözümüze ket vuran? Hakkını istemeye kalksa, iki lokma ekmeğini de kaybetmekten korkan feodal düzen bekçileri kadar 'dövülmüş' gibi, suspus bu milletin üyeleri. Saklanarak, dikkat çekmeden, bir tatsızlık çıkmasına neden olmadan yaşayıp gitmek tek muteber hayat stili sanki. İmam Hatip'linin, -ihtimal ki- kendi evindekinden üstün tuttuğu güzel-dekolte kadınlı, alkollü, yani "öbür" türlü ortamlarda gösterdiği çekingenlik ve kendinde, inancını ele veren herşeyi görünmez kılarak ortama eklenme isteği, devlet otoritesi karşısındaki duruşla aynı yörüngeyi açık ediyor aslında. Oysa bu "efendilik" muhatabın nazarında daha iyi yapmadı şimdiye kadar kimseyi. Onurla cilalı bu sükunetler, olsa olsa "sınır"a daha çok olduğunun bir nişanesi olarak algılanacak nehrin "karşı" tarafında. Kendi kalarak kendini dönüştüren, siyaset ve hayat hakkında inanç merkezli bir dil tesis etme becerisi geliştirenler geçebilecek ancak bu sınavdan. Sorular çoktan seçmeli çünkü, hepsine -e hepsi denilmek suretiyle, kimselere bulaşmadan ortadan kaybolmaya kalkmak, başarıya değil, sınavdan çakmaya delalet olabilir en fazla. Bunu bütün kazanmaya talip olanlar bilmeli.
|
![]()
![]()
| |||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |