|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| Y A Z A R L A R | 28 MART 2006 SALI | ||
|
|
Şu insanlar tuhaf: En olmayacak konularda hiç akla gelmemesi gereken bir kesimi suçluyorlar: Medya patronlarını... Şu sıralarda hangi ortamda bulunsam "Ne istiyorlar?" sorusuna muhatap oluyorum. Medya patronlarını suçlayan yalnız Tayyip Bey değil sizin anlayacağınız; taksi şoföründen holding yöneticisine kadar çok sayıda insan sırada... Benzer bir durumla seçime gidilen günlerde karşılaşmıştım. O zaman da, bir patron adı verilerek, "Ne istiyor bizden?" diye soruluyordu. O kızgınlıkla kullanıldı 3 Kasım 2002'de oylar... Başbakan bugün onlara kızıyor, ama Ak Parti'nin iktidar oluşunda geniş bir halk kesiminin medya patronlarına kızgınlığının payı büyüktür... "Şuyuu vukuundan beter" lâfını bilir misiniz? Söylentinin yayılması olayın kendisinden daha kötüdür anlamına geliyor. Olay olmuş mudur, yoksa birisinin muhayyilesi fazla mesâi mi yapmaktadır, bilinmez; sanki olmuş gibi ağızdan ağıza yayılması var ya, gerçek olarak bilinmesi için yetiyor... Hürriyet'ten Mehmet Y. Yılmaz'ın, "Bildiğini açıklamayan nâmerttir!" çıkışı bence yerinde. New Anatolian gazetesinde Kemal Balcı imzasıyla çıkan bir değerlendirme 'vuku-şuyu' olayına güzel bir örnek... Medya patronları İstanbul'un en değerli toprak parçası olan Çamlıca Tepesi'ne göz dikmişler... Şimdilerde televizyon antenleriyle dolu tepenin arsa değeri herhalde Yeni Türk Lirası cinsinden trilyonlar eder... İşte o tepeye göz dikmiş patronlar; hükümet de onların iştahını kabartmak için elinden geleni yapıyormuş... Kemal Balcı, televizyon frekans ihalesi ve TRT genel müdürlüğüne atama konusuyla da irtibatlandırmış olayı... O tepenin imara açılacağını hiç sanmam. Dolayısıyla, hükümetin tepeyle iştah kabartıp medyayı kendi çizgisinde tutma hesabı olduğuna inanmıyorum. Hükümet veya Ak Parti'de böyle ince hesaplar yapan birileri olmadığını bildiğimden... Ancak, işte görüyorsunuz, medya organlarında bile medya patronları olmayacak spekülasyonlara konu ediliyorlar... New Anatolian İngilizce yayın yaptığı için mesajı yabancılara da doğrudan ulaşmış oluyor...
Tıpkı, sağda-solda konuşulan, "Hilton Oteli yerine lüks konut yapılacak" iddiası gibi... Aydın Doğan'a yakın bir kaynak zaten inanmadığım iddiayı kesin bir dille yalanladı. Emin olun, 'şuyu-vuku' gerçeği bu olayda da etkisini gösterecektir. Ta ki, Aydın Bey'e, "Yeter be, bir müşteri bulun, Hilton'u kaç para ver para elimden çıkaracağım" dedirtene kadar... Yeni Şafak, dün, hükümetin kaçak akaryakıt konusunda bir dizi tedbir almayı düşündüğüne dair bir manşetle çıktı. Abdüllatif Şener başkanlığında sekiz bakandan oluşan bir komisyon kurulmuş, kaçağı ihbar edene değerinin yarısı ikramiye olarak verilecekmiş... "Kaçak akaryakıt mı? Bu devirde kaçak akaryakıt mı olur?" diye düşünmeden edemedim. İçeride, "Ankara'da Şafak" sütununda okuduklarım ise bende de şafak attırdı. Ak Parti milletvekilleri, son zamanlarda medyada birbiri ardına yayımlanan olumsuz haberleri, hükümetin akaryakıt kaçağının üzerine gitme kararıyla irtibatlıyorlarmış... Bu devirde akaryakıt kaçağı olmasını henüz hazmedememiş zihnim bu haberle daha da karıştı doğrusu. Medya patronları hükümetin aleyhine yayın yapılması için tâlimat verirler mi, verirlerse gazeteleri hazırlayanlar, köşe yazanlar o emre uyarlar mı? Benim havsalam bunu almaz. Havsalam akaryakıt kaçakçılığı ile medya arasında ilişki kurulmasını da almıyor. Akaryakıt kaçakçılarına karşı tedbir alınıyor diye medya patronu hükümete neden düşman olsun ki? Medya patronunun akaryakıt kaçakçılığıyla ne ilgisi olabilir? İşin tuhaf tarafı, medya patronları hakkında olumlu düşünmeyenler yalnız iktidar partisi mensupları değil. Geçen gün, burada çıkan bir dokundurma sonrası arayan muhalefet partisinden önemli bir isim, benim bugüne kadar medya patronları hakkında işittiğim en aykırı görüşleri anlattı. Telefonu kapattığımda başım serseme dönmüştü... Hürriyet yazarı Ali Atıf Bir çeşitli araştırma kuruluşlarının değişik anketlerine yer veriyor ara sıra. Anketlerde hep sevilenler, liderler, en çok okunanlar mı soruluyor, yoksa toplum tarafından kimlerin en az sevildiği, kimlerden nefret edildiği türü araştırmalar da yapılıyor mu? Yapılıyorsa, en sevilmeyen kesim arasında medya patronları hangi sırada yer alıyor acaba? Patronlardan en sevilmeyen hangisi? Günümüzde medyaya yeni yeni simalar giriyor, girmeliler de... En çok korktuğum, toplumda medya patronlarına karşı yeniden başgösteren sevgisizliğin medyaya girmeyi düşünenler üzerinde caydırıcı bir etkisi olması... Olmamalı. Sevgisizliği sevilebilecek yeni patronlar giderebilir belki.
|
![]()
![]()
| |||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |