T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 6 MAYIS 2006 CUMARTESİ
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Yurt Haberler
  Son Dakika
 
 
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Dücane CÜNDİOĞLU

Şimdi saat kaç?

Vakit... yani geçici olan... yani tutulamayan... tutunamayan... yani 'an'... evet, sadece 'an'... "Şu vakitte...", "Bu vakitte...; yani "O anda..." Aksine "bu anda" veya "şu anda" değil, tamıtamına "o anda"...

Niçin?

Çünkü 'şu' veya 'bu', en nihayet birer işaret zamiri... Ne var ki 'an' sözcüğüyle birleşir birleşmez her iki zamir de yakını gösterir; o kadar yakını ki biz 'bu anda...' veya 'şu anda..." der demez, bir anda ân'ın içinde buluruz kendimizi; onu, yani ân'ı kendimizden uzaklaştırabilmek için 'o' zamirini kullanmak zorunda kalırız. Uzağa işaret etmek suretiyle onun dışına çıkar ve böylelikle ân'ı kendi dışımıza itmeyi başarırız.

Hata yapmamalı: ben-sen-o dizgesindeki 'o' değil, bu-şu-o dizgesindeki 'o'...

Zamanın bölünemeyen en küçük birimi: 'an'. Gerçekte sayılamıyor da, ölçülemiyor da; çoğalıyor, dolayısıyla uzuyor, ne yapıp edip kendiliğini koruyor, öyle ki 'an', 'an'da erimiyor, ama bir başka 'an'la birleşiyor, bitişiyor, ekleniyor, eklemleniyor.

Vakti sadece 'an' için değil, bitişen an'lar toplamı için de kullanıyoruz. Vakit uzuyor, boyuna uzuyor, boydan uzuyor; bir 'çizgi' gibi; en'den ve derinlik'ten mahrum bir 'doğru' gibi boyuna uzuyor.

Vakit yerine şimdilerde 'süre' deniyor: "bir süre", yani muayyen an'lar toplamı... an'ların ölçülebilir toplamı... Meselâ "sabah vakti", "akşam vakti"...

Nasıl anlamalıyız bu ifadeleri? Şöyle: Sabah'ı veya akşamı teşkil eden an'ların toplamı...

Şöyle de deniliyor: "yemek vakti", "dinlenme vakti"...

Bu ifadeleri de pekâlâ "yemek için/dinlenmek için ayrılan süre" anlamına irca edebiliriz.

An'dan vakit'e, vakit'ten de zaman'a geçiyoruz. Gerçekte 'ân'ı da tıpkı 'zaman' gibi ölçemeyiz; elbette kavramın hakkını vermek koşuluyla. Ölçülebilir olan sadece 'vakit' (çoğ. evkat); yani belirli bir zaman dilimi... Vakit, yani dilim dilim dilimlenen, dilimlere bölünebilen....

Çizgimizi oluşturan noktaların her birine 'an', an'ların muayyen miktarına 'vakit', çizginin kendisine ise 'zaman' dersek, o takdirde 'an' bölünemeyen en küçük birim, 'zaman' da kuşatılamayan en büyük birim olduğu için ölçülemez. 'Zaman' sözcüğünü 'vakit' anlamında kullananlar, bizim 'zaman' olarak adlandırdığımıza "mutlak zaman" diyorlar. Istılahta münakaşa olmaz. "Mutlak zaman" ölçülemez; mukayyed olanı (=vakit) ise ölçülür. Burası açık olmalı.

Niçin vaktin veya muayyen bir zamanın 'ölçülebilir' olduğunu söylüyoruz da, 'sayılabilir' olup olmadığından hiç söz etmiyoruz?

'Sayılabilir' olması için, saydığımızın 'süreksiz nicelik' (aded) olması gerekir; oysa kudema, zaman'ı "sürekli nicelik" (mikdar) kategorisinde ele almış ve 'ölçülebilir' olmakla nitelemişti.

Zaman çizgisi bir vakitler şu şekilde bölünürdü: geçmiş-an-gelecek. Bir A-B doğrusunun C noktasından bölündüğünü farzedin; işte aynen öyle.

'Çizgi' veya 'doğru' hangi bilim dalının kavramlarıydı? Geometri'nin. Geometri'nin konusu neydi? 'Mikdar' (ölçülebilir olan), yani sürekli nicelik (kemmiyet-i muttasıla). Aritmetik'in konusu ise, 'aded' (sayılabilir olan), yani süreksiz nicelik (kemmiyet-i munfasıla)...

Sıvılar, uzunluklar, büyüklükler ölçüldüğü gibi, bir vakitler "mukayyed olan zaman" da ölçülürdü; 'an'ın ve 'zaman'ın aksine 'vakit' sabit olmadığı, değiştiği, değişebildiği için ölçülebilirdi. Nitekim bu nedenle 'muvakkat', geçici olan da demekti. (Bakalım 'mevkute'yi hatırlayabilecek misiniz?)

Bugün zaman'ı ve/veya vakti ölçmüyoruz, sayıyoruz; saymaca saatler (!) sayesinde sayılarla tanımlanan bir zaman diliminin içinde yaşadığımızdan ötürü vakti artık ölçmek yerine saydığımızı sanıyoruz.

Ne dersiniz, Kur'an'da geçen 'saat' (=an) kelimesini bile "60 dakika" anlamı verenler, şu yanlış soruya 'doğru' bir karşılık bulabilirler mi:

- Şimdi saat kaç?

Not: Umarım, cevabınızda rakam kullanmamışsınızdır.

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi