T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
G Ü N D E M 6 MAYIS 2006 CUMARTESİ
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Yurt Haberler
  Son Dakika
 
 
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

12 yaşından küçükler Kur'an öğrenebilmeli

Yaz Kur'an kurslarında '12 yaş' sınırında ısrar edilmesini doğru bulmadıklarını belirten Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, "Küçük çocuklar da Kur'an öğrenebilmeli. Velilerden bu konuda yoğun talep alıyoruz. Bu istek dikkate alınmalı" dedi

Aslıhan A.
Karataş
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, Türkiye'deki din eğitiminin yetersiz olduğunu, bu konuda toplumsal bir mutabakatın sağlanması gerektiğini söyledi. Yeni Şafak'ın sorularını cavaplandıran Bardakoğlu, "Yaz Kur'an kurslarımız için 12 yaş sınırında ısrar etmek isabetli değil" dedi. İşte Bardakoğlu'nun gündemdeki konulara ilişkin çarpıcı yorumları:

Kutlu Doğum Haftası kutlamalarının bu yıl çok uzun sürdüğü yönünde eleştirileri nasıl karşılıyorsunuz?

Kutlu Doğum kutlamalarının kapsamı ve zamanı geniş tutulmuş değil. Ama Batı'da yaşanan Karikatür Krizi'nden dolayı bu yıl çok daha özel bir anlam ifade ediyordu. Karikatür Krizi'ne karşı insanımız haklı, doğru ve yerinde bir duyarlılık gösterdi. Peygambere saygıyı, sevgiyi bir sadakat, vefa borcu olarak gördü. Öyle olduğu için hem ülkemizde hem İslam dünyasında çok coşkulu Kutlu Doğum haftası yaşadık.

Başörtüsü tartışmaları tekrar alevlendi. Diyanet'in başörtüsü ve kamusal alan tartışması ile ilgili tavrı nedir?

Diyanet'in 3 yıldır başörtüsü konusunda söylediği hiç değişmedi. İl müftüleri sonuç bildirgesinde bu konu çok açık. Yetişkin müslüman hanımların başını örtmeleri 14 asırdır dini tecrübemizde İslam dininin bir gereği olarak görülmüş ve uygulanmıştır. Ana tablo budur, münferit farklı görüşler olsa bile ana çizgiyi değiştirecek güçte ve yoğunlukta değildir. İkincisi yine İslam bilginlerinin ortak açıklamalarına göre, bir kimsenin müslüman olması için 'Ben müslümanım' demesi yeter. Allah'a, ahirete, Hz.Muhammed'e inandım demesi yeter. Onun dışında namaz kılıp kılmaması, oruç tutup tutmaması, içki içip içmemesi, başını örtüp örtmemesi müslüman sayılmanın ön şartı görülmemiştir. Diyanet, bu iki konuyu demek zorundadır, dinin doğru bilgisini insanlara aktarmak ile görevlidir. Bundan sonra başörtülü insanın yasalar karşısında, kamu kurumlarında konumu nedir, bu konuda siyasetçiler nasıl bir yasa çıkarmalı bu tartışmalara hiç girmeyiz. O konuya artık siyasetçiler karar verecek deriz. İsteriz ki siyasetçiler, devletin diğer birimleri başörtüsünün dini hükmü konusunda bir açıklama yapmasınlar, din adamları da bu konunun siyasete giren yönüyle ilgili konuşmasınlar. Biz onların ne yapması gerektiği konusunda bir açıklama yapmayacağımız gibi, onların yapıp ettikleri konusunda bir eleştiri, tartışma açmayı doğru bulmayız.

12 yaşından küçük çocukların Kur'an kursuna alınmaması doğru mu?

Biz bu konuda yönetmeliklerimize, mevzuata bağlıyız. Ancak benim kanaatim, yaz Kur'an kurslarımız için 12 yaş sınırında ısrar etmek isabetli değil. Bu konuda velilerden yoğun talepler oluyor. Velilerimizin talepleri varsa, onları da dikkate almanın gerekliliğini düşünüyorum. Ama devletin diğer birimleriyle de mutabakata varmadan tek başımıza hareket etmeyi doğru bulmadım. Toplumsal mutabakatı hep gözetiyoruz. Bizim camide çocuklara verdiğimiz Kur'an eğitimi devletin görevlisi tarafından, açık, şeffaf, müfredatı belli şekilde veriliyor. Herkes bundan yanadır. Bu konuda görüşerek yol alabileceğimizi düşünüyorum.

Okullardaki din eğitimi yetersiz

Suç oranlarının küçük yaşlara kadar inmesinde din eğitimi eksikliğinin rolü var mı?

Ben Türkiye'de din eğitiminde eksiklik olduğu kanaatindeyim. Din eğitimini biz yeterince zamanında ve ehil ellerden gerektiği şekilde veremiyoruz. Din sadece belli bilgilerin çocuğa gösterilmesi değil. Aynı zamanda dinin o ahlaki değerlerinin içselleştirilmesi ve davranış tarzına, bilincine dönüştürülmesi. Mesela Kur'an kurslarımızda din eğitimi veriyoruz, sadece Kur'an öğretmiyoruz. İslam ahlakını, Peygamberin güzel ahlakını, iyi bir insan olmanın gerekliliklerini anlatıyoruz. Buna yetiyor muyuz? Yetemiyoruz. Personel açısından, fiziki mekanlar açısından yetişemiyoruz. Türkiye'de din eğitimi konusunda biraz düzensizliğin, yetersizliğin olduğunu düşünüyorum. Bunu tamamlamalıyız. Din eğitiminde aileye, okullara ve din adamlarına görev düşüyor. Bunu sadece aileye bırakamazsınız. Okullar din eğitimi verme konusunda hayli yetersiz. Anayasada olduğu halde okullarımızın din eğitimi verme gibi bir amacı yok. Din kültürü veriyor. O konuda yapılması gereken işler var. Din eğitimi çok asli, meşru ve makul bir ihtiyaçtır. Bu ihtiyacı biz doğru ellerden ve doğru şekilde karşılamazsak emin olun, hep yanlış eğitimler verilecektir. O yanlış eğitimlerin o yanlış sonuçlarını gidermek için daha çok çaba sarfetmemiz gerekir. Bu konuda ben devletin ilgili birimlerinin ve Diyanet'in aktif olarak görevde olması gerektiğini, herkesin bu göreve destek vermesi gerektiğini düşünüyorum. Din eğitimini biz, yeterince, zamanında ve gerektiği şekliyle vermek zorundayız. Bunu vermezsek boşluk kabul etmez.

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi