T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 16 MAYIS 2006 SALI
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Yurt Haberler
  Son Dakika
 
 
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Davut DURSUN

14 Mayıs asla unutulmamalı

Mayıs ayının Türk siyasetinde diğer aylara kıyasla özel bir yeri var. Siyasette belli zamanlarla eylemler arasında bir ilişkinin olduğu tahmin edilebilir. Mesela ağır hava şartlarının hakim olduğu kış aylarında darbe, ayaklanma, karışıklık gibi kitlesel olaylar pek görülmüyor. Olağanüstü olaylar için en uygun zaman, genellikle bahar ayları oluyor. İlkbahar veya sonbahar ayları, anlaşılan darbeler için de uygun zamanlardır.

Yakın dönem Türk siyasetinde Mayıs ayında gerçekleşmiş olan iki önemli olay var. Bunlardan biri 14 Mayıs 1950'de gerçekleşen genel seçimlerle iktidarın barışçı bir şekilde ve ilk defa halkın kullandıkları oy sonucunda el değiştirmiş olmasıdır. Diğer olay da yine çok partili dönemde periyodik darbeler sürecinin ilkini oluşturan 27 Mayıs 1960 tarihinde gerçekleşen darbedir.

14 Mayıs, Türk siyasetinin dönüm noktalarından biri ve demokrasi hayatımızın en parlak sayfasını oluşturmaktadır.

Türkiye, İkinci Dünya Savaşı sonrasında oluşan dünya şartlarının zorlaması ve Batı blokunda kendimize gelecek aramamızın bir sonucu olarak çok partili düzene geçme kararı alarak 1923'ten bu yana iktidarı tekelinde tutan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) yanında yeni partilerin kurulmasına müsaade etti. Önce Milli Kalkınma Partisi, arkasından da Demokrat Partinin (DP) kurulmasına izin verildi.

Normalde 1947 yılında yapılması gereken seçimler bir yıl erkene alınarak Temmuz 1946'da cumhuriyet döneminde birden çok siyasi partinin katıldığı ilk genel seçimler yapıldı. Seçimlerde iktidarın değişmesi beklenmiyordu, zira muhalefet partisi olarak seçime giren Demokrat Parti, ülkenin her yerinde örgütlenmemiş ve bütün seçim çevrelerinden seçime katılamamıştı. Zaten seçimin erkene alınmasının sebebi, muhalefetin ülke genelinde örgütlenmeden iktidarı garanti altına almaktı.

1946 seçimleri birden çok partinin seçime katıldığı ilk seçimler olması bakımından önemliydi. Ayrıca Türkiye'de tek dereceli yapılan ilk seçimler olması bakımından da ayrı bir öneme sahipti. Çünkü bu tarihe kadar ta Osmanlı Devleti'nden beri seçimler iki dereceli yapılıyordu: Önce ikinci seçmenler (müntehibi sani) belirleniyor, daha sonra bunlar milletvekillerini seçiyorlardı! Zaten 1945'e kadar 1877'de çıkarılan seçim kanunu uygulanmıştır.

1946 seçimleri bu nitelikleriyle değil "şaibeli seçimler" olarak hatırlanmaktadır. Evet seçmenler oy verecekleri birden çok parti bulmuş olmakla beraber seçimlerin uygulanması demokratik olmamış ve sonuçlara iktidar çeşitli yollarla müdahale etmiştir. En basitinden oyların gizli verilmesi ve tasnifin açık yapılması gerekirken burada tam tersi olmuş ve oylar açık verilmiş, tasniflerse gizli yapılmıştır. Bunun yanında seçimlerin yönetimi ve denetiminin hükümet görevlileri tarafından yapılması da ayrı bir zaaf olmuştur.

Rahatlıkla tahmin edileceği üzere seçimleri CHP kazanmışsa da DP 68 milletvekili ile meclise girmiş ve böylece iktidar karşısında muhalefetin de yer aldığı bir meclis oluşmuştur. Elbette ki bu demokrasi yolunda atılmış çok büyük bir adım olmuştur.

1946-1950 arası, Türk demokrasisinin en dinamik, canlı, tartışmalı ve kavgalı dönemi olarak yaşanmıştır. Tek parti yönetimi alışkanlıklarından bir türlü vazgeçmek istemeyen iktidar partisi ile varlığını ve meşruiyetini kanıtlamaya çalışan muhalefet partisi arasındaki kavgalar eksik olmamıştır. Buna rağmen bu dönemde çok partili demokrasi yönünde çok önemli aşamalar geçilmiş ve seçimlere ilişkin yapılan düzenlemelerle demokratik sistemin tesisine önemli katkı sağlanmıştır.

14 Mayıs 1950 günü Türk halkı, sandıklara attıkları oylarla yirmi yedi yıldır ülkeyi demir yumrukla yöneten CHP'yi iktidardan uzaklaştırmış ve yerine "Yeter Söz Milletindir!" sloganını şiar edinen DP'yi yüzde 53,3 oy oranıyla iktidara taşımıştır. İktidar kavgasız, kansız ve barışçı şekilde el değiştirmiştir. Bu henüz çok partili düzenle tanışmış olan Türkiye için çok önemli bir gelişmeydi. Halkın oy gücü bu seçimlerde ortaya çıkmış demokrasinin erdemi açık şekilde gözler önüne serilmiştir.

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi