T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 16 MAYIS 2006 SALI
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Yurt Haberler
  Son Dakika
 
 
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Kürşat BUMİN

Öküzün altından 'tay' çıkarsa...

Radikal gazetesi iki Başbakan Yardımcısı'na (Şahin ve Şener) üç tay hediye edilmesini baş sayfa manşetine taşıması üzerine Mehmet Ali Şahin "Bazıları öküzün altında buzağı arıyor" dedi. Tamam, yapılan açıklamalardan anlaşıldı ki bu taylar yeni sahipleri tarafından "hediye" olarak kabul edilmemiş harbiden "satın alınmıştı". Ancak, taylar için ödenen bedel (tay başına 5000 YTL) hatırlandığında Başbakan Yardımcı'nın hatırlattığı bu "öküz ve buzağı" benzetmesinin pek de yerine oturmadığını söyleyebiliriz. Yazıya "Öküzün altından 'tay' çıkarsa" başlığını atmamım nedeni de bu zaten.

Gazete üç ay kadar önce gerçekleşen bu tay "satın alma" işine ilişkin haberi kafadan atmamış. Haberin önemli bir bölümünü, Türkiye Jokey Kulübü'nün yayın organı "TJK'nin Sesi"nde yer alan bilgilerden toparlamış. Gerçekten de, bu yayın organında, şubat ayında TJK'nin düzenledeği bir gecede söz alan at sahibi AKP milletvekili İnci Özdemir'in şu sözleri sarfettiğine yer veriliyor: "Sayın bakanıma bir tay hediye ettik etmesine ama bunun bir de yüzgörümlülüğü var. Kesintilerle ilgili kanun tasarısını bu taya karşılık yüzgörümlülüğü olarak Sayın Başbakan Yardımcım'dan istiyorum." Başbakan Yardımcısı Şahin'in bu sözlere cevabı da şöyle: "Küçükken çok sevdiğim bir sarı danam vardı. Başka hiçbir hayvanım olmamıştı. Bu geceye gelmeden önce dana sahibiydim, şimdi at sahibi oldum. Artık ben de atçıyım. Kesintilerle ilgili sorunu çözmek boynumuzun borcu oldu. Canla başla çalışmalarımızı sürdüreceğiz."

Burada biraz durup, konuşmalarda geçen "kesintiler" sözcüğünün ne anlama geldiğini hatırlatmak yerinde olur sanırım: Bu sözcük, at sahiplerinin son derece şikayetçi olduğu, at yarışı bahisleri üzerindeki yüzde 60'a varan "kesintiler"e işaret etmektedir.

TJK'nin gecesinden gelen haberler bu kadar. Böylece, Şubat 2006'ya kadar "sarı danasını" hatırlayan Şahin'in artık iki tayı vardır. At sahipleri "tay satışı"nda Abdüllatif Şener'i de unutmamışlar. 5000 YTL karşılığında bir tay da ona satılmış.

Radikal'in iddiası kayıtsız kalınabilicek gibi değil: "En az 100 bin YTL'lik atlar, Şahin ve Şener'e 5 bin YTL'den satılmış." (Burada tay fiyatlarına ilişkin olarak, Şahin'in taylarından birisinin eski sahibi olan Hasan Saydam'ın ortaya atılan 100 bin YTL'yi çok şişirilmiş bulduğunu ve tayına "en fazla 15 bin YTL isteyebileceğini" açıkladığını da hatırlatalım.)

Gazete at fiyatlarına ilişkin olarak şu ilginç bilgiyi de veriyor: "Şahin'e verilen Tatlıcadım'ın babası 'Eagle Eyed' 7 bin YTL'ye çiftleştiriliyor." Yani varın gerisini siz anlayın ve taya siz değer biçin...

Başbakan Yardımcıları'nın meydana düşen bu at pazarlığına ilişkin yaptıkları açıklamalar -kusura bakmasınlar ama- pek "doyurucu" sayılmaz. Mesela Şener, bakın neler diyor: "Tarihle ilgilenen biri olarak öteden beri ata ilgi duydum. (...) Necip Fazıl'ın 'At'a Senfoni'si, fakülte yıllarında okuduğum bir kitaptı. Jokey Kulübü'nden de ısrar edilince, bakan olarak bir at sahibi olmanın hizmet sağlayacağını düşündüm."

Neyse de, bakalım bu hikaye nasıl sonuçlanacak. Şener, şimdiden, atı iade edeceğini açıkladı bile. Herhalde Şahin de aynı kararı verecek. İyi ederler, çünkü at sahibi olmak -şimdi daha ayrıntısıyla biliyoruz ki- "mebus maaşı" ile altından kalkmanın imkansız olduğu bayağı külfetli bir "hizmet"miş.

Özetlemeye çalıştığım bu olay ve haberle ilgilenirken birçokları gibi TJK'nin sitesini ben de ziyaret ettim. Açılış sayfasında karşıma K.Atatürk imzalı şu özdeyiş çıktı: "At yarışları, modern toplumlar için sosyal bir ihtiyaçtır." Kendi kendime "Pes doğrusu, burada da mı?" dediğimi iyi hatırlıyorum. Bu özdeyiş ile karşılaşmam -itiraf etmeliyim ki- Başbakan Yardımcıları'nın "at işiyle" uğraşmalarının niçin gerekli olduğu yolunda beni epeyce yola getirdi... Madem ki "sosyal bir ihtiyaç"tır, tabii ki en üst dereceden ve yakinen ilgilenilmesi gerekmektedir.

Bitirmeden birkaç söz daha: Şahin ve Şener bu tatsız hikayenin içine nasıl olup da dahil oldular, olabildiler? Bugüne kadar isimleri hiçbir iddia veya söylenti içinde geçmemişken bu "at pazarlığı" işinin oyuncuları olmayı nasıl olup da başarabildiler? Anlaşılır gibi değil, gerçekten anlaşılır gibi değil...

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi