T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 16 MAYIS 2006 SALI
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Yurt Haberler
  Son Dakika
 
 
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Mehmet ŞEKER

FB'liler dua etmedi mi?

Son hafta, son maç, son dakika, son saniye... Böyle bir futbol sezonu görülmedi. Hangi takımın şampiyon olacağı son an'a kadar belli değildi.

Önceki yıllarda haftalar öncesinden şampiyon belli olur, son maçlar formalite icabı oynanırdı.

En azından bir iki hafta önce şampiyonluk turu atılırdı.

* * *

Bu sene de çoğu zaman olduğu gibi ligin tepesinde iki büyük takım kaldı.

İki ezeli rakibin maçları sonunda şampiyonluğu kimin hak ettiğini görecektik.

Biri Fenerbahçe, diğeri Galatasaray...

Fener Denizli ile, Cimbom da Kayseri ile oynuyordu.

Maçlar aynı dakikada başladı.

Denizli sahasına atılan konfetiler ve içi dolu su şişeleri yüzünden -ki bazıları futbolcuların kafasına isabet ediyordu- 16 dakika beklemeyle geçti.

Dolayısıyla maç uzamış oldu.

* * *

Galatasaray, Kayseri'yi 3-0 yenmesine rağmen, şampiyon olup olmadığını bilmiyordu.

Çünkü Fener'in galip gelmesi halinde, Galatasaray'ın galibiyeti şampiyonluk açısından bir şey ifade etmeyecekti.

Ali Sami Yen stadında maç bittikten sonra, heyecanın dorukta olduğu bir bekleme başladı.

Dakikalar geçmek bilmiyordu.

Nihayet Denizli'den 'beraberlik' haberi geldi.

Denizli'deki son düdük, Galatasaray'ın şampiyonluğunu ilan ediyordu.

Böylece GS futbolcuları ve taraftarları, sevinçle çığlık atarak şampiyonluklarını kutlamaya başladılar.

Galatasaray, haftalar öncesinden beri imkânsız gibi görünen şampiyonluğa ulaşmıştı.

Sevinmek ve coşkuyla kutlamak haklarıydı elbette.

Galatasaray'ın bu yılki destansı şampiyonluğu, gelecek yıllarda bütün takımlara örnek gösterilebilecek nitelikte.

Kutlarız.

* * *

On beşinci sıradaki Denizli'yi yenemeyen Fenerbahçe ise, şimdi oturup nerede hata yaptık diye düşünsün.

Denizlisporlu oyuncular, şampiyonluğa oynayan bir takım kadar hırsla koşuyorlardı topun peşinde.

Adeta, kazanınca kupayı alacaklarmış gibi...

Selçuk Dereli'nin Denizli'de çaldığı son düdük, orada Fenerli futbolcuları, İstanbul'daysa Galatasaraylı futbolcuları gözyaşına boğdu.

Bir taraf kaybettiği için ağlıyordu, diğer taraf kazandığı için.

Hakan Şükür, kızlarına sarılmış vaziyette sevinçten ağlarken, kendisine uzatılan mikrofona "Çok dua ettim" dedi, "Allah bizi mahcup etmedi."

Hakan'ın samimiyetinden zerre kadar şüphem yok.

Ama o sözü üzerine şöyle bir soru belirdi zihnimde:

Futbolcu ve taraftarlarıyla Fenerbahçeliler dua etmedi mi?

* * *

Geçenlerde beş yaşındaki bir kıza takıldım. "Şişko" dedim, "dua et de göbeğin erisin."

Verdiği cevap aynen şöyleydi:

"Göbek dua ile erimez ki... Rejim yapmak gerekir."

İnancımıza göre deveyi önce sağlam kazığa bağlamak, ondan sonra dua etmek mecburiyeti vardır. Öyle biliriz.

Sadece dua ederek devesini salan, döndüğünde bulamaz.

İşler duayla hallolsaydı, Türkiye de ülkeler liginde birinci olurdu. Yatar kalkar dua ederdik, ne olacak!

Fakat öyle değil. Yeterince çalışmayan da kaybetmeye mahkûmdur. Ya da en azından kazanmamaya.

Velhasıl Fenerliler de dua etmiştir, ettiler, ettik... Ama demek ki deveyi sağlam kazığa bağlamadık. Yani, yeterince çalışmadık, bir yerlerde yanlış yaptık.

Ligin sonunda, on beşinci sıradaki takımı yenemeyen bir ekibin şampiyon olmaması gerekir zaten.

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi